Kolektif Mücadele Platformu

Kobanê Kumpas Davası’nda inkâr, soykırıma devam dendi

kobani-davasi

Kobanê davasında karar açıklama duruşmasında HDP’li siyasetçilere ceza yağdırıldı. “Siyasete yumuşama” diyenler, “Kürt sorunu AKP çözer” vb diyenlere; Kürt halkına karşı inkâr, katliam ve soykırıma devam dendi.

Kobane davasının karar duruşması bugün görüldü. Kimlik tespitinin ardından dosyaya eklenen evraklar okundu. Tutsak siyasetçiler Alp Altınörs ve İsmail Şengül duruşmaya katıldı. Ali Ürküt, Günay Kubilay, Nazmi Gür, Bülent Parmaksız, Sebahat Tuncel, Zeynep Karaman, Zeynep Ölbeci, Aynur Aşan, Ayşe Yağcı, Ayla Akat Ata, Dilek Yağlı, Pervin Oduncu, Meryem Adıbelli, Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş duruşmaya katılmadı.

Karar okunmaya başladı, avukatlar mahkeme heyetini protesto ederek duruşma salonunu terk etti

Verilen aranın bitişinin ardından mahkeme 130 sayfalık kararı okumaya başladı.

Hükmün açıklandığı sırada avukatlar mahkeme heyetini protesto ederek ıslıklar ve sloganlarla duruşma salonunu terk etti.

Mahkemenin açıkladığı kararlar şu şekilde:

Ahmet Türk: “Örgüt üyeliğinden” 10 yıl hapis cezası verildi

Ali Ürküt: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası 16 yıl hapse indirildi. Yargılama sürecindeki tutumu gerekçesiyle cezası 13 yıl 4 aya indirildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Alp Altınörs: “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” iddiasıyla 18 yıl hapis cezası verildi. Takdiri indirimi yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Altan Tan: CMK 223’ten beraatine karar verildi.

Ayhan Bilgen: 302’den ve “örgüt üyeliğinden” ayrı ayrı beraatine karar verildi.

Ayla Akat Ata: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 6 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Artırım ve indirimle birlikte 9 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Tutukluluk halinin göz önünde bulundurulmasıyla tahliyesine karar verildi.

Aynur Aşan: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 9 yıl ceza verildi. Kaçma şüphesi gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Aysel Tuğluk:  “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” iddiasından beraatine karar verildi.

Ayşe Yağcı: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 9 yıl ceza verildi. Tutukluluk hali göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verildi.

Bülent Parmaksız: 16 yıl ceza verildi. İndirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 2 yıl ceza verildi. Söz konusu cezada arttırım yapılarak, 4 yıl 6 aya çıkarıldı.

Can Memiş: Hakkında beraat kararı verildi.

Dilek Yağlı: 16 yıl ceza verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 2 yıl verildi. Cezada arttırım yapılarak, 4 yıl 6 aya çıkarıldı.

Beyza Üstün: “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi.

Figen Yüksekdağ: 19 yıl hapis cezası verilerek, indirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Örgüt üyeliği ve örgüt yönetmek” iddiaları yönünden ceza verilmedi. “Tahrik” iddiasıyla da 4 yıl 6 ay ceza verildi. Ayrı suçlamalarla verilen cezalarla toplamda 27 yıl 4 ay hapis cezasına çıktı.

Gülfer Akkaya: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. Adli kontrol tedbirleri kaldırıldı.

Gülser Yıldırım: Beraat kararı verildi.

Gültan Kışanak: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. “Örgüt üyeliği” iddiası gerekçesiyle 8 yıl ceza verildi. Ceza yarı oranında arttırılarak 12 yıla çıkarıldı. Hakkında tahliye kararı verildi.

Günay Kubilay: 16 yıl hapis cezası ve tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

İsmail Şengül: 16 yıl hapis cezası verildi. İndirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Meryem Adıbelli: 9 yıl hapis cezası verildi. Hakkında tahliye kararı verildi. ,

Mesut Bağcık: 9 yıl hapis cezası verildi. Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi.

Nazmi Gür: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilerek, ceza 18 yıl hapse indirildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 hapis cezası verildi.

Pervin Oduncu: Ağırlaştırılmış müebbet cezası verilerek, ceza 18 yıl hapse indirildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Sebahat Tuncel: “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 8 yıl ceza verildi. Ceza 12 yıl çıkarıldı. Tutukluluk süreci göz önünde bulundurularak, tahliye edilmesine karar verildi.

Selahattin Demirtaş: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmaya yardım” iddiasıyla 20 yıl, “suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Demirtaş’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi.  Ayrıca 21 Mart 2016 Newroz’unda yaptığı konuşmadan 2 yıl 6 ay, 29 Şubat 2016’da Amed’de yaptığı konuşmada “halkı kanunlara uymamaya tahrikten” 1 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Farklı tarihlerdeki açıklamaları gerekçe gösterilerek “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 1 yıl 6 ay,  2 yıl 30 ay, 3 yıl, 1 yıl 6 ay, 1 yıl, 1 yıl 6 ay, 2 yıl ceza verildi. Demirtaş’a verilen toplam ceza 42 yıl oldu. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Sibel Akdeniz: Beraat kararı verildi.

Sırrı Süreyya Önder: Hakkındaki tüm iddialardan beraat kararı verildi.

Zeki Çelik: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozma” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Söz konusu ceza “yardımdan” dolayı 18 yıla düşürüldü. Yakalama emrinin infazının beklenmesine karar verildi. Ayrıca “suçu tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Zeynep Karaman: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla müebbet, bu ceza da “yardım” gerekçesiyle 18 yıla indirildi. “Suça tahrik” gerekçesiyle 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Zeynep Ölbeci: “Ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” ve “üyelik” iddialarıyla toplam 12 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.

36 kişi, çeşitli kentlerdeki protestolardaki can kayıplarından sorumlu bulunmayarak beraat etti. Mahkeme, savunmaları alınmayan ve geriye kalan isimlerin dosyası hakkında tefrik kararı verdi.

Yargılamaya dair savunma

Avukat Sevda Çelik Özbingöl, esasa dair savunma yaptı. Özbingöl, şunları söyledi: “Dosyamızda çok sözler kuruldu kapsamlı savunmalar yapıldı. Son söz yerine geçmemekle beraber bu kadar aşama katetmiş olan dosyamızla ilgili bütün yargılananların hepsi için geçerli olacak bir kaç hatırlatma yapmak da bir zorunluluktur.

Mahkemeniz Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2021/6 E. No ile kayıtlı olan söz konusu mevcut yargılama, aralarında Halkların Demokratik Partisi Eski Eş Başkanları, Halkların Demokratik Partisi Eski MYK üyeleri ve siyasetçilerinin olduğu 108 kişinin yargılandığı iş bu dava soruşturma aşaması ve kovuşturma aşamasında seri kanuna aykırılıklarla devam ediyor ve hem mahkemenizce hem de siyasi etki ve baskılarla bu gün itibarı ile nihayet karar ve hüküm aşamasına yargılama görüntüsü altında çok özel bir çaba ile  getirilmiş bulunmakta.

Yargılamanın en başından beri ceza yargılaması ilke ve mevzuatını yok sayan, savunma hakkı ve  adil yargılanma hakkı, silahların eşitliği, ve çelişmeli yargılanma ilkeleri de dahil olmak  tüm ceza yargılaması ilkeleri açıkça ihlal edilmiş ve devamla edilmektedir. Müvekkiller ve müdafileri olarak aşamalardaki tüm itirazlarımız, taleplerimiz ve izahatlarımıza rağmen kül halinde açıkça istikrarlı redci bir tutumla mahkemenizce tüm aşamalarda ret edildi.

Duruşma periyotları ve celse süreleri, yargılananlar ve müdafilerinin savunmalarına dahi süre sınırlaması getirerek yargılamanın en başından itibaren adil yargılanma hakkını ağır şekilde ihlal etti mahkemeniz.

Ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşmada savunma hakkı mahkemenizce de bilindiği üzere önemli bir yer teşkil etmektedir. Teoride bir hukuk devletinde maddi gerçeğe ancak adil bir yargılama ile ulaşılabilecektir. Savunma hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamında tanınmış insan haklarından olmakla birlikte ulusal ve uluslararası düzeyde koruma altına alınmış önemli temel haklardandır. Savunma hakkı ve savunma hakkını oluşturan temel ilkeler AİHS, Anayasa ve CMK’ da düzenlenmiştir. Mahkemeniz tabelalarında  6-8 Ekim Kobane  Davası olarak,  kamuoyunda da Kobane Kumpas Davası  olarak bilindiği haliyle yapılan yargılamada tüm yasal öncelikler ve kurallar açıkça mahkeme eliyle ihlal edildi.

Yargılamanın en başından beri:

Özbingöl, daha sonra müvekkili Sebahat Tuncel’in mahkemede okunmasını istediği mesajı okudu.

Tahliye talebi

Avukat Faik Özgür Erol, eksik evrakların incelenmesi için bugün esasa dair karar verilmemesini ve müvekkillerinin tahliyesine karar verilmesini talep etti. Erol, “Maktullerin gerçek faillerinin kimler olduğunu emniyet de iddia makamı da yapmadı. Bunu biz yaptık. Getirip önünüze koyduk. Siz de aynı gün kurduğunuz ara kararla ‘dava dışı kişilerle ilgili talepleri kabul etmiyoruz’ dediniz. Kobanê olaylarının paramiliter güçler olduğunu gösterdik. Dargeçit ve Diyarbakır’da Hizbullahçıların, Adana’da DAİŞ’lilerin işlediği cinayetleri gösterdik. Ancak bu yargılama kendi hakikatini üretme kabiliyetinden dahi yoksundur. Hakikat o kadar basit değildir, her zaman bir bedeli vardır. Bu davanın tamamı içerisinde hakikate en yakın olanlar yargılanan arkadaşlarımızdır” dedi.

Süre talebine ret

Ayla Akat Ata’nın avukatı, dosyaya eklenen evraklara dair beyanda bulunmak için süre verilmesi yönünde talepte bulundu. Mahkeme heyeti, talebi reddetti. Mahkeme, tahliye talebine dair kararın ise hükümle birlikte verileceğini kaydetti.

Tutsak siyasetçi Alp Altınörs, şunları söyledi:

Türkiye siyasetinin köşe taşları bugün bu davada çıkacak kararla belirlenecek. Bizler DAİŞ’in soykırım yapamamış olmasının bedelini ödüyoruz. Bugün bir hüküm açıklanacak. Bizler medya gücü altında peşinen suçlu ilan edildiğimiz ve yalnızlaştırıldığımız zorlu bir kumpas sürecini yaşadık. Bu denli çok dostumuzu yanımızda görmek bizim için bir mutluluk. Bizim etrafımızda siyasi iktidar tarafından buzdan bir duvar örüldü. Bu dava lanetli bir dava muamelesi gördü. Adeta nefesimizle topluma, kamuoyuna burada uğradığımız zulmü ve haksızlığı anlatmaya çalıştık. Bir tweet bizim 4 yılımızı hapsolarak geçirmemize neden oldu. Bu tweet soykırıma karşı atılmış bir tweetti. Mahkeme salonunu dolduran sizler bugün çıkacak kararı kamuoyuna taşıyacaksınız.

Bugün karar açıklanacak ancak bu karar açıklanırken akılda kalması için beş temel hususu dile getirmek istiyorum;

“Şiddet çağrısı yoktu”

SESBİS ile duruşmaya katılan Altan Tan ise atılı suçlamaları kabul etmezken, hakkındaki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi. Tan, “6 Ekim günü HDP Ankara’da toplandı. Hem PM hem MYK üyesiydim. IŞİD’in Kobanê’ye saldırmasının halkımız tarafından demokratik yollarla protesto etmesi hepimizin ortak görüşüydü. Bu ortak görüşte şiddet yoktu. Bu konuda hiçbir çağrı olmadı” dedi.

Tutsak siyasetçi Günay Kubilay, “3 yıl boyunca MYK’nın yaptığı 3 satırlık tweet için 300 sayfalık savunma yaptım. Ben bunun yeterli olduğunu düşünüyorum. Salondaki herkese teşekkür ediyorum” dedi.

“Hiçbir suç bize ait değildir”

Kobanê Davası’nın Kürt sorununun demokratik çözümünün ortadan kaldırılmasına dönük bir dava olduğunu belirten tutuksuz yargılanan Beyza Üstün şunlar söyledi:

Savunmalarımızı teslim ettik. Bütün hususların ne kadar geçersiz olduğunu size sunduk. Bu dava insanlığın bütün normlarına aykırıdır. Hiçbir suç bize ait değildir. Bu siyasi bir müdahaledir. Bu müdahaleye adalet de ortak edilmeye çalışılmaktadır. Tüm arkadaşlarımız adına beratımızı talep ediyorum.

Bu muazzam dayanışma ülkenin üzerindeki karanlığı dağıtmak için bizlere umut veriyor” diyen tutsak siyasetçi İsmail Şengül, “Burada bulunmamızın en önemli nedeni HDP MYK’sinde bir dönem görev almamış olmamızdır. İddianamenin her satırında HDP’li olmak HDP MYK üyesi olmak bir suç isnadı olarak gösterilmiştir. Türkiye’de bir siyasi partide görev almanın suçlama konusu yapılması Türkiye tarihinde bu kadar rahat suçlama yapıldığına tanıklık yapmadık. Bu davada verilecek karar önemli bir karar. Aynı zamanda Türkiye uluslararası ilişkilerine de yön tayin edecek bir karar olacak. Yine Türkiye’nin bundan sonraki gidişatını da belirleyecek. Tweet şiddet içermiyor. Başından sonuna bu davada siyasi saiklerle bir yargılama yürütülmüştür. Benim de temel yargılama nedenim siyasi çerçeveye oturtulan siyasi isnatlarla ilgilidir. AİHM suçlama konusu yapılan konuların düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğuna karar vermiştir. Mahkemeniz bu kararlara uymadığı taktirde süreç başka bir yere gidecektir.

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

Exit mobile version