Devrim mücadelesi içerisinde Mayıs ayı, yalnızca direnişin değil; aynı zamanda büyük acıların, ağır bedellerin ve unutulmaz kayıpların da ayıdır. Bu ayda toprağa düşenler arasında yeri her zaman ayrı ve belirleyici olan bir isim vardır: İbrahim Kaypakkaya.
Bundan 51 yıl önce, Kuzey Kürdistan-Türkiye proletaryası en önemli önderlerinden birini yitirdi. Henüz 24 yaşındayken 1973 yılının başlarında Dersim’de tutsak alındı. Faşist devlet güçlerinin aylar süren ağır işkencelerine rağmen ne inancından ne de mücadelesinden geri adım attı. Tek bir sır vermeden, direnişin en ileri örneklerinden birini sergileyerek katledildi.
Onlar İbrahim’in bedenini aramızdan kopardılar; fakat onun düşüncelerini, ideallerini ve mücadelesini yok edemediler. Çünkü o, yalnızca bir insan değil; bir kopuşun, bir yeniden doğuşun adıdır. Marksizm-Leninizm’in devrimci özüne sarılarak, özellikle Kemalizm ve Kürt ulusal sorunu konularında geliştirdiği çözümlemelerle komünist hareket içinde tarihsel bir eşik yaratmıştır. Bu yönüyle yalnızca bir önder değil, aynı zamanda yol açıcı bir devrimciydi.
Onu anmak; kutsallaştırmak değil, doğru tespitlerini sahiplenmek, eksikliklerini aşmak ve mücadelesini büyütmektir. Gerçek anma, onun açtığı yolda yürümek ve o yolu ileri taşımaktır.
Mayıs’ı inançlarıyla kızıllaştıranlara selam olsun…
İbrahim Kaypakkaya, Leyla Qasim, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil, Haki Karer, Hozan Mizgin, Ferhat Kurtay, Eşref Anyık ve isimleri saymakla bitmeyecek nice devrim savaşçısı…
Mayıs ayını direnişleriyle, inançlarıyla ve bedelleriyle kızıllaştıran bu ölümsüzler, mücadele tarihine adlarını altın harflerle yazdırdılar. Onlar; karanlığa karşı birer meşale, teslimiyete karşı bir irade, umutsuzluğa karşı büyüyen bir umut oldular.
Her biri, halkların özgürlüğü ve eşitliği uğruna en ağır bedelleri göze alarak yürüdü. Bıraktıkları miras yalnızca geçmişin bir hatırası değil, bugünün mücadelesine yön veren ve yarının özgür dünyasını mayalayan bir yol göstericidir.
Sosyalizmin yenilgi ve zaferlerle dolu tarihi, şehitlerin kanıyla yazılmıştır. Bu tarih bize yalnızca acıları değil, aynı zamanda direnişi, yeniden ayağa kalkmayı ve kazanmayı öğretir. Geçmişten çıkarılan dersler ve bırakılan değerler, geleceğin özgür dünyasının en güçlü güvencesidir.
Bugün Mayıs’ı Mayıs yapan, onların inancı, cesareti ve sarsılmaz bağlılığıdır. Bu yüzden onları anmak yalnızca bir hatırlama değil; mücadeleyi büyütmek, miraslarına sahip çıkmak ve aynı kararlılıkla yürümektir.
Devrim şehitleri ölümsüzdür.
