Suruç Katliamının 130. ayında İstanbul ve İzmir’de eylem yapıldı

Suruc

‘Ailelerimizin tepkileri haklıdır’

Suruç Katliamının 130. ayında İstanbul ve İzmir’de adalet nöbetleri gerçekleştirildi.

İstanbul’daki eylem, Kadıköy Altıyol’da, İzmir’deki eylem Alsancak’ta Türkan Saylan Kültür Merkezi’nin önünde yapıldı.

20 Temmuz 2015 tarihinde Suruç’ta Amara Kültür Merkezi’nin bahçesinde gerçekleştirilen katliamda ölümsüzleşen 33 devrimcinin isimleri sayıldı, “Yaşıyor” denildi.

Yapılan açıklamada, katliamın planlayıcıları, azmettiricileri ve ihmali bulunan kamu görevlilerinin geçen uzun süreye rağmen hala yargı önüne çıkartılmadığına dikkat çekildi, “Bu durum, cezasızlık politikasının açık bir göstergesidir” denildi.

Katliamın göz göre göre gerçekleştiği belirtilen açıklamada şöyle denildi: “Suruç Katliamı münferit bir saldırı değil, örgütlü ve önlenebilir bir katliamdır. Bu nedenle yalnızca tetikçilerin değil, bu katliama giden yolu açan herkesin yargılanması gerekmektedir.”

‘FİRARİ SANIKLAR YAKALANSIN’

Suruç Katliamında ölümsüzleşenlerin aileleri, yaralılar, avukatlar ve adalet talebini büyütenler taleplerini bir kez daha hatırlattı:

“Katliamda sorumluluğu bulunan tüm gerçek faillerin ortaya çıkarılmasını, ihmali ve sorumluluğu olan kamu görevlileri hakkında etkin ve bağımsız soruşturma yürütülmesini, firari sanıkların yakalanmasını ve yargı önüne çıkarılmasını, Suruç Katliamının insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmesini ve zaman aşımı uygulanmamasını, adil, şeffaf ve etkin bir yargılama yapılmasını talep ediyoruz.”

‘ONLAR EMPERYALİZME KARŞI MÜCADELEDE EN ÖNDE BAYRAK TUTANLARDIR’

“Bugün 33 düş yolcusunun bir kenti yeniden inşa etme arzusuyla ilerledikleri coğrafyada savaş ve yıkım devam etmektedir” denilen açıklamada, Temmuz ayında Ankara’da yapılacak NATO zirvesine dikkat çekildi, “33’ler bugün aramızda olsalardı bu toplantının yapılmaması adına en önde mücadele verirlerdi. Onlar emperyalizme karşı mücadelede en önde bayrak tutanlardı. Düş yolcularının ideali, ezilen halklar arasında köprü olmak ve egemenlerin yarattığı savaşlara karşı eylemli ve gerçek bir dayanışmayı büyütmekti. Onların düşleri, halkların eşit, özgür ve barış içinde yaşayabildiği bir dünya hayaliydi. Düşleri yarım kalmayacak” denildi.

Adalet mücadelesi yürütürken karşılaştıkları engellemelere dikkat çeken aileler, yaralılar, avukatlar ve adalet arayanlar, şunları belirtti: “3 Şubat siyasi kırım operasyonunda tutuklanan arkadaşlarımız ve gazilerimiz devamlı olarak işkenceye, keyfi dayatmalara ve tehditlere maruz kalıyor 100 günü aşkın süredir tutuklular ve mücadelelerini hapishane koşullarında sürdürmektediler. Adalet mücadelesi verdiği için tutsak edilen tüm dostlarımızı, inisiyatif üyelerimizi ve Suruç gazilerimizi zindanlardan alacağız. Onlar hep bizimleydi; yarın çıktıklarında da aynı mücadelede yan yana olacağız.”

8 Mayı’ta firari iki sanık açısından görülen davanın hatırlatıldığı açıklamada, “Davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz. failler cezalandırılıncaya kadar sadece mahkeme salonlarında değil sokaklarda meydanlarda mücadelemize devam edeceğiz” denildi.

Suruç Katliamı’nda oğlu Çağdaş Aydın’ı kaybeden ve katliama tanık olan Feti Aydın ile oğlu Uğur Özkan’ı kaybeden Mehmet Özkan’a mahkemeye “hakaret” ettikleri iddiasıyla verilen hapis cezası protesto edildi, “Ailelerimizin tepkileri meşrudur. Bizler için yok hükmündedir” dedi.

Açıklama şu mesajla son buldu: “Bizler; katliamın yaşandığı ilk andan bugüne, bu topraklarda yaşanan tüm katliamların aydınlatılması için verilen mücadelelerin ortak olduğunu bilerek sokak sokak düş yolcularımızın adını haykırdık. 33’lerin düşlerindeki özgür dünya, tüm bu mücadelelerin buluştuğu ve gerçek adaletin sağlandığı bir dünyadır. Düş yolcularımız şahsında verdiğimiz mücadeleyi kriminalize etmeye çalışanlara karşı ‘Suruç İçin Adalet, Herkes İçin Adalet!’ demekten vazgeçmeyeceğiz.”

KY:ETH

Exit mobile version