NATO Zirvesi Öncesi Ankara’da Fiili OHAL

nato-1

Emperyalist müdahalelerin, işgallerin ve savaş politikalarının başlıca uluslararası örgütlerinden NATO’nun 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştireceği zirve öncesinde başkent adım adım olağanüstü hal koşullarına sürükleniyor. Ankara Valiliği’nin aldığı yasak kararları, kent genelinde uygulanacak geniş güvenlik önlemleri ve kamusal yaşamı kısıtlayan düzenlemeler, zirve öncesi Ankara’nın fiilen abluka altına alınacağını gösteriyor.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından kamu kurumlarına gönderilen yazıyla, zirve kapsamında görevi bulunmayan kamu çalışanlarının 6-12 Temmuz tarihleri arasında idari izinli sayılacağı bildirildi. Kararın ardından birçok eğitim ve sosyal etkinlik programı değiştirildi. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezuniyet töreni erkene alınırken, bazı üniversitelerde sınav ve akademik etkinlikler ileri tarihlere ertelendi.

Ankara Valiliği, 1-15 Temmuz tarihleri arasında kent genelinde geniş kapsamlı yasak kararları aldı. Buna göre yalnızca siyasi gösteriler değil; konferanslar, paneller, sempozyumlar, mezuniyet törenleri, konserler, şenlikler ve çeşitli toplu etkinlikler de yasak kapsamına alınacak. Karar, NATO zirvesi öncesinde kamusal alanın denetim altına alınması ve olası protestoların daha ortaya çıkmadan bastırılması girişimi olarak değerlendiriliyor.

Zirvenin yapılacağı günlerde Ankara’nın birçok bölgesi özel güvenlik alanı ilan edilecek. Esenboğa Havalimanı ile zirve için kullanılacak Etimesgut Havalimanı arasındaki güzergâhlar, Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresi, delegasyonların konaklayacağı oteller ve geçiş güzergâhları yüksek güvenlikli bölgeler haline getirilecek. Yaklaşık 40 bin polis ve jandarma personelinin görev yapacağı belirtilirken, başkentin merkezi noktalarında yoğun kontrol noktaları, yol kapatmaları ve ulaşım kısıtlamaları uygulanması bekleniyor.

Basına yansıyan bilgilere göre zirve öncesinde yalnızca kent içindeki eylemler değil, uluslararası protesto girişimleri de hedef alınacak. Çeşitli ülkelerden sağlanan istihbarat bilgileri doğrultusunda, geçmişte NATO karşıtı veya benzeri protesto faaliyetlerine katıldığı değerlendirilen kişilerin Türkiye’ye girişlerinin engellenmesi planlanıyor. Bu uygulama, zirveye yönelik muhalefetin sınır kapılarından başlayarak kontrol altına alınmak istendiğini gösteriyor.

Ankara’da alınan kararlar, NATO zirvesinin yalnızca diplomatik bir toplantı olmadığını; aynı zamanda güvenlikçi politikaların yoğunlaştırıldığı bir sürece dönüştüğünü ortaya koyuyor. Eğitimden ulaşıma, kültürel etkinliklerden toplantı ve gösteri hakkına kadar birçok alanda getirilen kısıtlamalar, başkentin günler boyunca sıkı güvenlik rejimi altında tutulacağını gösteriyor.

Milli Savunma Bakanlığı da yaptığı açıklamada tüm hazırlıkların NATO ile koordinasyon içerisinde yürütüldüğünü duyurdu. Böylece zirve kapsamında uygulanacak güvenlik politikalarının yalnızca iç güvenlik meselesi değil, NATO’nun doğrudan koordinasyonuyla şekillenen kapsamlı bir operasyon olduğu da resmen teyit edilmiş oldu.

Temmuz ayında Ankara, NATO liderlerinin toplantısına ev sahipliği yaparken; kent sakinleri ise yasaklar, denetimler ve yoğun güvenlik önlemleri altında günlük yaşamlarını sürdürmek zorunda kalacak. Savaş ve işgal politikalarının mimarlarından biri olarak görülen NATO’nun zirvesi için başkentin haftalar öncesinden olağanüstü güvenlik önlemleriyle kuşatılması, egemenlerin kendi politikalarına yönelik toplumsal tepkiyi ne ölçüde hesaba kattığını da ortaya koyuyor.

Exit mobile version