Cumartesi Anneleri 1107. Haftada Sordu: “Veysel Güney Nerede?”

Veysiguney

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini öğrenmek ve sorumluların yargılanmasını talep etmek amacıyla 1995 yılından bu yana mücadele eden Cumartesi Anneleri, 1107. hafta buluşmasında bir kez daha Galatasaray Meydanı çevresindeki polis barikatlarının önünden kamuoyuna seslendi.

Bu haftaki açıklamada, 12 Eylül askeri darbesi sonrasında gözaltına alınan ve tartışmalı bir yargılama sürecinin ardından idam edilen Veysel Güney’in akıbeti gündeme getirildi.

Delil Olmadan İdam Edildiği İddiası

Cumartesi Anneleri’nin açıklamasında, 24 yaşındaki Veysel Güney’in 28 Aralık 1980 tarihinde Gaziantep’te düzenlenen bir ev baskınında yaralı olarak gözaltına alındığı hatırlatıldı. Gözaltı ve tutukluluk süreci boyunca tek kişilik hücrede tutulduğu, ailesi dahil hiç kimseyle görüştürülmediği belirtildi.

Açıklamaya göre Güney, Adana Bölgesi Sıkıyönetim Komutanlığı 2 No’lu Askeri Mahkemesi’nde yargılandı. Avukat talebinin reddedildiği ve savunma hakkının kısıtlandığı ifade edilen açıklamada, ilk duruşmanın 6 Şubat 1981’de yapıldığı, ikinci duruşmada ise 17 Şubat 1981 tarihinde hakkında herhangi bir somut delil ortaya konulmaksızın idam cezası verildiği belirtildi.

Cumartesi Anneleri, Meclis kararı olmaksızın çıkarılan özel bir düzenlemeyle Güney’in idamının önünün açıldığını savunarak, dönemin mahkeme heyeti ve davanın savcısının bu süreçteki sorumluluğuna dikkat çekti.

Cenazesi Ailesine Teslim Edilmedi

Açıklamada, Veysel Güney’in idamının ardından üzerinde bulunan kalem, sigara ve çakmağın tutanak karşılığında babası Ali Güney’e teslim edildiği belirtildi. Ancak Güney’in naaşının, 10 Haziran 1981 tarihli ve 266 sayılı tutanakla babasına verilmek üzere askeri yetkililere teslim edildiğinin kayıt altına alınmasına rağmen aileye ulaştırılmadığı ifade edildi.

“Suçlayacak Delil Bulunamadı”

Veysel Güney’in idamından 25 yıl sonra, soruşturma sürecinde görev alan ve infaz sırasında hazır bulunan savcı Mete Göktürk’ün Adaleti Gördünüz mü? adlı kitabında önemli değerlendirmelerde bulunduğu hatırlatıldı.

Göktürk’ün kitabında, Güney’i suçlayacak yeterli delil bulunmadığını yazdığı ve yargılamanın tarafsızlığı ile adilliğine ilişkin kuşkularını kamuoyuyla paylaştığı belirtildi.

Mezarının Yeri Hâlâ Tartışmalı

Ailesi ve arkadaşlarının yıllar boyunca Veysel Güney’in mezarını bulmak için mücadele ettiği belirtilen açıklamada, milletvekillerinin de konuyu çeşitli soru önergeleriyle TBMM gündemine taşıdığı ifade edildi. Ancak buna rağmen mezar yerinin açıklığa kavuşturulamadığı vurgulandı.

2006 yılında Gaziantep Mezarlıklar Müdürlüğü kayıtlarına ulaşan aile ve arkadaşlarının, 9 Haziran 1981 tarihli kayıtta “hüviyeti meçhul” olarak tanımlanan bir kişinin idam edildiği ve 105341 numaralı mezara gömüldüğü bilgisine ulaştıkları aktarıldı.

Gaziantep 5. Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla açılan mezardan alınan örneklerin Ankara Adli Tıp Kurumu’nda incelendiği, ancak hazırlanan raporda örneklerle anne Zeynep Güney ve baba Ali Güney arasında biyolojik bağ kurulamadığının belirtildiği ifade edildi.

Cumartesi Anneleri, bu raporun hem ailede hem de kamuoyunda ciddi soru işaretleri yarattığını belirterek, Adli Tıp incelemesine gönderilen numunelerin doğruluğu konusundaki kuşkuların giderilmediğini vurguladı.

“Veysel Güney Nerede?”

Açıklamada, yıllarca oğlunun mezarını arayan anne Zeynep Güney’in, “Ben oğlumun resmini gözüme çizdim, ismini dilime yazdım, mezarını kalbime kazdım” sözleri hatırlatıldı. Zeynep Güney’in 2012 yılında, baba Ali Güney’in ise 2014 yılında oğullarının mezarına ulaşamadan hayatını kaybettiği belirtildi.

Cumartesi Anneleri açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:

“Biz de onların bıraktığı yerden sormaya devam ediyoruz: Veysel Güney nerede? Kaç yıl geçerse geçsin Veysel Güney için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten; devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

Exit mobile version