NATO, Trump ve Ankara: Efendilerin Konforu İçin Halkı Görünmez Kılmak -Şemdin Şimşir

Ankarada

NATO zirvesi kapsamında Türkiye’ye gelmesi beklenen Donald Trump ve diğer emperyalist liderler için yürütülen hazırlıklar, iktidarın tüm söylemlerinin ötesinde gerçek siyasi tercihlerini bir kez daha ortaya koyuyor. Yıllardır Filistin halkının yaşadığı katliamlar karşısında “sert” açıklamalar yapan, Gazze üzerinden siyasal propaganda yürüten iktidar, bugün aynı emperyalist sistemin en önemli temsilcilerini ağırlamak için tüm devlet olanaklarını seferber etmiş durumda.

Ankara günlerdir olağanüstü güvenlik önlemleri altında. Yollar kapatılıyor, ulaşım hatları değiştiriliyor, parklar ve kamusal alanlar halkın kullanımına kapatılıyor. Başkent adeta açık hava karakoluna dönüştürülüyor. NATO karşıtı eylem çağrıları yapan devrimciler, sosyalistler ve ilerici muhalif çevreler gözaltılarla, baskılarla ve yasaklarla karşı karşıya kalıyor. Çünkü egemenler biliyor ki NATO’nun ve emperyalist liderlerin gerçek yüzünü teşhir edecek olanlar halkın içinden çıkan bu muhalif seslerdir.

Bir kişinin rahat koşu yapabilmesi için parkların halka kapatılması, kilometrelerce yolun trafiğe kapatılması, binlerce insanın günlük yaşamının felç edilmesi yalnızca bir güvenlik tedbiri değildir. Bu, egemenlerin halkı hiçe sayan yönetim anlayışının somut bir göstergesidir. Halkın yaşamı, emeği ve ihtiyaçları ikinci plana itilirken, emperyalist misafirlerin konforu her şeyin üzerinde tutulmaktadır.

Daha da dikkat çekici olan ise Trump’ın ve diğer NATO heyetlerinin geçeceği güzergâhlarda yapılan düzenlemelerdir. Yıllardır yoksulluğun, işsizliğin ve sosyal çöküntünün kader haline getirildiği mahalleler bir anda iktidarın gündemine girmiştir. Ancak amaç bu sorunları çözmek değildir. Amaç yoksulluğu ortadan kaldırmak değil, onu görünmez kılmaktır. Yoksul semtlerin duvarlarla, brandalarla ve çeşitli düzenlemelerle perdelenmeye çalışılması, iktidarın halkın gerçek yaşam koşullarını gizleme çabasından başka bir şey değildir.

Çünkü emperyalist liderlerin göreceği Türkiye ile halkın yaşadığı Türkiye aynı değildir. Bir yanda saraylar, lüks konvoylar, milyarlarca liralık güvenlik harcamaları ve uluslararası gösteriler; diğer yanda geçim derdiyle boğuşan emekliler, işçiler, işsiz gençler ve geleceksizlikle karşı karşıya bırakılmış milyonlar bulunmaktadır.

Gazze konusunda dökülen gözyaşlarının samimiyeti de tam bu noktada sorgulanmalıdır. Eğer gerçekten anti-emperyalist bir tutum söz konusu olsaydı, NATO’nun dünya halklarına yönelik savaş politikalarına, işgallerine ve müdahalelerine karşı da aynı kararlılık gösterilirdi. Oysa bugün yaşananlar bunun tam tersini göstermektedir. Bir yandan kürsülerden emperyalizm eleştirileri yapılırken, diğer yandan NATO zirveleri için kırmızı halılar serilmekte, emperyalist liderlerin güvenliği ve konforu için milyarlar harcanmaktadır.

NATO, onlarca yıldır Yugoslavya’dan Afganistan’a, Libya’dan Ortadoğu’ya kadar birçok bölgede savaşların, yıkımın ve istikrarsızlığın başlıca aktörlerinden biri olmuştur. Milyonlarca insanın yaşamını altüst eden politikaların mimarlarından olan bu askeri ittifakın toplantısı için Ankara’nın adeta abluka altına alınması, iktidarın uluslararası sistem içindeki konumunu da göstermektedir.

Bugün Ankara’da yaşananlar yalnızca diplomatik bir ziyaret hazırlığı değildir. Bu tablo aynı zamanda sınıfsal bir tercihin de ifadesidir. Devletin bütün imkanları halkın ihtiyaçları için değil, egemenlerin çıkarları için kullanılmaktadır. İşçilerin ücret taleplerine, emeklilerin insanca yaşam taleplerine, gençlerin gelecek beklentilerine kaynak bulunamazken; emperyalist liderlerin birkaç günlük ziyareti için sınırsız bütçeler ayrılabilmektedir.

Ortaya çıkan manzara nettir: Her şey efendilerin konforu için, her şey siyasi iktidarın uluslararası prestiji için yapılmaktadır. Bedelini ise yine emekçiler, yoksullar, gençler ve baskı altında yaşamaya zorlanan halk ödemektedir. Ancak halkların özgürlük, eşitlik ve bağımsızlık mücadelesi hiçbir zaman yasaklarla, bariyerlerle ve polis ablukalarıyla durdurulamamıştır. NATO’ya, emperyalizme ve onların yerli işbirlikçilerine karşı yükselen itiraz da varlığını sürdürmeye devam edecektir.

Exit mobile version