NATO Zirvesi Öncesi Sermaye Düzeninden “Önleyici” Gözaltı Terörü: Suç Yok, Varsayım Var!

gozalti

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek emperyalist savaş örgütü NATO’nun liderler zirvesi öncesinde, toplumsal muhalefeti, devrimci, ilerici unsurları ve aydınları hedef alan kitlesel gözaltı operasyonları yeni bir hukuksuzluk boyutuna ulaştı. Aralarında akademisyenlerin, gazetecilerin, siyasi parti temsilcilerinin, hukukçuların ve sendikacıların da olduğu çok sayıda kişinin özgürlüğü, ortada işlenmiş somut hiçbir suç fiili yokken, yalnızca “ileride eylem yapabilirler” varsayımıyla kısıtlanıyor. Hukukçular ve insan hakları savunucuları, ceza hukukunun temel ilkelerinin tamamen çiğnendiği bu uygulamayı iktidarın muhalifleri peşinen kriminalize etme ve sindirme politikası olarak değerlendiriyor.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eş Başkanı Ömer Faruk Yazmacı, yaşanan bu proaktif gözaltı dalgasının doğrudan toplumsal muhalefeti felç etmeyi amaçladığını vurguladı. Ceza hukukunun kişileri değil, yalnızca işlenmiş somut fiilleri cezalandırabileceğini hatırlatan Yazmacı, tutuklamayı ceza muhakemesi tedbiri olmaktan çıkarıp varsayıma dayalı bir özgürlükten yoksun bırakma aracına dönüştürdüklerini belirtti. Gerçekleşmemiş eylemler, belirsiz istihbari notlar ve geleceğe dönük niyet okumalar gerekçe yapılıyorsa, burada devletin potansiyel tehdit olarak gördüğü kişileri peşinen cezalandırdığı ‘önleyici tutuklama’ rejiminin devreye girmiş olduğunu ifade eden Yazmacı, bu anlayışın masumiyet karinesini, kişi özgürlüğünü, kanunilik ilkesini ve hukuk devleti ilkesini tamamen ortadan kaldırdığını, amacın halkın meşru anti-emperyalist tepkisini daha sokaklara dökülmeden engellemek ve politik kimliği olan insanları kriminalize etmek olduğunu dile getirdi.

Gözaltına alınan ilerici akademisyen Doç. Dr. Sibel Özbudun ile yazar Temel Demirer’in Avukatı Çağdaş Sezer, müvekkillerine yönelik somut suçlamaların henüz kendilerine dahi bildirilmediğini belirtti. Dosyadaki “gizlilik kararı” gerekçe gösterilerek savunma hakkının engellendiğini ifade eden Sezer, diğer taraftan yandaş basına bilgi sızdırılmasına sert tepki gösterdi. Avukatların dahi ulaşamadığı bilgilerin kamuoyuna sızdırılmasının, soruşturmanın sağlıklı yürütülmesine değil, gözaltındaki aydınlar ve devrimciler hakkında bir itibarsızlaştırma operasyonu yürütülmesine hizmet ettiğini vurgulayan Sezer, bu operasyonun hem hukuki hem de siyasi açıdan tamamen NATO süreciyle bağlantılı olduğunu belirtti.

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şube Üyesi Çiğdem Akbulut da sadece İstanbul ayağında 40’ın üzerinde kişinin gözaltında olduğunu belirtek, tüm bu operasyonların kurgusal bir “örgüt üyeliği” iddiasına dayandırıldığını ifade etti. Emniyet ve savcılık kaynaklarının “suç unsuru materyaller ele geçirildi” yönündeki propagandalarının gerçeği yansıtmadığını belirten Akbulut, şu ana kadar girilen hiçbir ifadede somut bir delil sunulamadığını aktardı. Sorgularda müvekkillerine doğrudan NATO karşıtı yayınlar, yazılar ve açıklamalarla ilgili sorular yöneltildiğini kaydeden Akbulut, siyasi iktidarın emperyalist haydutların zirvesi öncesinde olası her türlü meşru protesto hakkını zorbalıkla gasp etmeye çalıştığını vurguladı.

Exit mobile version