Öcalan’ın izah bekleyen görüşme notları: “Yasa, ardından anayasa ve sonra da seçim süreci var”

ocalan

PKK’nin İmralı Cezaevi’ndeki lideri Abdullah Öcalan’ın 20 Temmuz ve 2 Ağustos’ta heyetlerle yaptığı görüşmelerin notları olduğu belirtilen metinler 17 Ağustos’ta utopiatvari.com sitesinde yayımlandı. Aynı gün Ruşen Çakır da bu görüşmelere dair aktarımlara dayanarak Mediascope’ta “Türk solu Öcalan’ın ‘şerefli ortaklık’ önerisine ne cevap verecek?” başlığıyla sunduğu bir haber-yorum videosu yayımladı. Belli ki notlar gayri resmi biçimlerde farklı kanallardan dolaşıma sokulmuştu.

DEM Parti İmralı heyeti ya da hareketin yetkili bir başka kanalından söz konusu metinlerle ilgili herhangi bir yalanlama yapılmadı. Yalanlamanın olmaması, son bir ayda yaşanan gelişmelerle sürecin pratik ilerleyişine dair notlarda yer alan ifadelerin örtüşmesi ve 19 Ağustos günü DEM Parti İmralı heyetinin gazetecilere yaptığı açıklamaların da aynı şekilde bu metinlerin içeriğini desteklemesi nedeniyle metinler artık iddianın ötesinde bir gerçeklik kazanmış bulunuyor.

Görüşme notlarında, Öcalan’ın “devletle bütünleşme” dilini öne çıkardığı ve “toplumsallaşma” vurgusunun neredeyse silindiği dikkat çekerken, “Yasa, ardından anayasa ve sonra da seçim süreci var” şeklinde seçim öncesi yeni anayasa yapmaya yönelik sıralı bir plan da telaffuz ediliyor. 

Öcalan’ın bu ifadesi DEM Parti yetkililerinin, örneğin Tülay Hatimoğulları’nın “Mevcut iktidar var olan Anayasa’yı da uygulamıyor. … Bu atmosferde yeni bir anayasa fiilen imkansız” sözleriyle çelişiyor.

Son bir ayda TBMM’de yaşananlarla doğrulanan 20 Temmuz tarihli görüşme notlarında Öcalan’ın şu ifadelerine yer veriliyor: “Bir tarihi süreçtir. Yasa, ardından anayasa ve sonra da seçim süreci var. Gerçek demokratik cumhuriyeti elimizle inşa ediyoruz. PKK gidiyor, sadece problem olmaktan çıkmıyor, yapıcı bir unsur haline geliyor. Çok önemli bir çalışma, 2015’teki gibi yarım yamalak değil. Anayasayı, seçimleri, cumhurbaşkanlığını belirleyecek bu çalışma.”

Görüşme notlarında dikkat çeken bazı ifadeler:

“Şimdi devlet bize terörist gözüyle baksa da yarın en az MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız.”

“… Şara’yı biraz demokrasiye hazırlamak gerek. Yerel demokrasi ve demokratikleşme Şara’yı da kurtarır. Bunu yapmazsa kimse kurtaramaz, bir yıl içinde darbeye uğrar ve kırım olur Suriye’de.”

“İran böyle bırakılamaz. Suriye nasıl son dönemini yaşıyorduysa bu Şia iktidarı da son dönemini yaşıyor. Neçirvan ve Bafil’ın da içinde olacağı ve PJAK’ı da dönüştürecek bir hamle başlatmak gerekir. Türkiye pozitif rol oynamalı. Amerika-İngilize gerek kalmadan tarihi bir kardeşlik hamlesi geliştirelim. Bu, kardeşçe bir yardımlaşmadır, destektir. Birlikte PJAK’ı da dönüştürerek, uygun bir çizgiye getirerek. Yoksa binlerce kişi idam edilecek, kan deryası olacak. Bunu ABD aşamaz. Şia rejimi de kilitlenmiş, çözemez.”

“Ortadoğu kültürüne sahip çıkmadan hiçbir şey yapılamaz. Bu tarihi bilmeden yüz yıldır solculuk adı altında Batı’nın ne kadar demode fikri varsa onun savaşını veriyorlar. Ümmet dediğin şey, İslam ve Ortadoğu enternasyonalizmidir.”

“Özgür beye özel selamlar. Bir yetkilisi Meclis İzleme Kuruluna katılmalı. Ben bu kurulu CHP için dayattım. ‘Acaba bizi mi tasfiye ediyorlar, cumhur ittifakıyla birleştiler, bizi mi yok edecekler’ diyorlar ya.. Her gün hukuk ve demokrasi diyorlar. Bunun yolu bu çalışmadan geçer. Biz AKP’lilerle değil devletle demokratik hukuk çözümünü tartışıyoruz. Hukuk ve demokrasi kanalını açmak herkes için hele sizin için son şaştır demelisiniz. Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer.”

“Büyük bir cumhuriyet hamlesine bir halk olarak, kültür olarak katılıyoruz. Solcular da anlamıyorlar. İlk yüzyılda hepsi işkenceden geçti. Biz bu yüzyılda demokratik cumhuriyetle bütünleşiyoruz. Bu solcular içinde bir fırsat, şerefli bir ortaklıktır.”


Görüşme notlarının tamamı: 

20 Temmuz Görüşmesi:

Yasa konusunda bize şöyle bilgiler verildi. Yasada bir C. Başkanı yardımcısının yönetiminde bir koordinasyon Kurulu düzenliyorlarmış. Bu Kurulda Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İstihbarat Kurumları temsilcileri de olabilirmiş. Bu Koordinasyon Kuruluna bağlı bir alt kurul olarak “Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu” olacak. Bu Kurulda da statü olarak netleşmiş bir halde yer alacağım. Hesaplamalara göre şu an cezaevindekilerin yüzde 80’i yani4700 kişiden 3900’ü bu yasa ile çıkıyor. Yasa ile birlikte örgüt üyeliği suçlaması düşüyormuş. Yaklaşık toplamda 814 kişilik bir grup var. Bunların ise durumları süreç içerisinde netleşecek. Bunlar ağırlaştırılmış müebbet alanlardır. Bu grup için dönem içinde Kurul bir değerlendirme yapacak. Bu değerlendirme dönemi için bir süre sınırı koymaya gerek yok dedim. Ama ön görüye göre yasa çıktıktan sonraki bir, bir buçuk yıl içinde bu grubun durumu da hallolmuş olur. Beni hemen yarın çıkarın gibi bir davam yok. Süreç ilerlesin, onlar zaten beni burada tutmak istemezler.

Benim durumum yasaya nasıl girecek? Sorusu temel soru olarak duruyor. Verilmiş bilgiye göre; Kurulun 4 ya da 6 aylık dönemsel değerlendirmesi içerisinde netleşecek bir husus oluyor bizim durumumuz. Pratik olarak da yasa çıktıktan sonra yeni bir dönem başlayacak.

Burada adadaki görüşme trafiği de hızlanır. Siyasetçiler, gazeteciler gelir. Bu önemli, çünkü yasa ile birlikte yeni başlamış oluyoruz. Devam eden bir süreç olacak. Yasa sonrası için benim ikna etmem gereken bir Kürt dinamiği var ve Türkiye toplumu var. Yasayı bir an önce geçirmek önemli. Yetişmese bile gerekirse meclisin çalışması bir hafta, 10 gün uzatılabilir.

Güven-güvence. Güvence güveni güçlendirir, güven de güvenceyi. Belli ki devlet bunu esas alıyor. Bundan birkaç yıl önce Suriye’de Baas iktidarı çökecek, ülke parçalanmayacak ve Şara diye biri başa geçecek denilse kim inanırdı. Ya da yine birkaç yıl önce Bahçeli’nin Öcalan’a Kurucu Önder diyeceğine kim inanırdı. Bu örnekler her şeyin çok hızlı değişebildiğini gösteriyor. Bu süreçle birlikte yasa bir ilk adımı oluşturur, sonrasında başka yasalar da gerekecek.

Tarihi bir ana tanıklık ediyoruz. Buradaki arkadaşlarla konuştuk. Hukuk meselesinde netleştirmemiz gereken birkaç husus var.

Bunun farkındasınız değil mi? Ben PKK’nin Batı modernitesinin Ortadoğu’ya müdahalesinin bir sonucu olduğunu netleştirdim. Reel sosyalizm dünyanın üçte biriydi. Onu aşmamız mümkün değildi, biz onların emrini yerine getirmedik ama onlara tabiiymişiz gibi görünüyorduk. Cumhuriyetin kurucu kadroları ve işte o NATO kadroları da böyledir. Onlar Batının, NATO’nun dediklerini yaptılar.

Özal ile değişim başladı. Devlet dönüşümünde en tarihi adımlardan biri atılıyor. Bu adımı siz ilk şey ettiğinizde PKK’nin feshini siz değil ben dile getirdim. Çoktan sonuca varmıştım. Hükmü geçmiş şeyleri aşmak gerekir. Bu yapılmazsa, geleceği zorlar. CHP’deki iş de budur. Tarihsel rolü dolmuştur. M. Kemal ve İnönü ilişkisi için Türk-Kürt ilişkisi demiştim. Şimdi Özel ile Kemal’in ilişkisine dikkat edin biri Türk diğeri Kürt. Hatta biri Selanik’ten, diğeri de aynı mezhebi bölgeden yani Dersim’den. CHP’de olanlar cumhuriyetin temelindeki diyalektiğin kendini dile vuruşudur. Birbirleri ile çok iyiydiler aslında, neden böyle oldu? Alttaki diyalektik ile ilgilidir.

Dayandığım potansiyel ve onun tarihsel dili. Bahçeli tarihsel bir devlet kişiliği ortaya koydu, benimki de aşağı yukarı öyle oldu. Sonuçta tarihi bir şeye gideceğiz. Batının hegemonyasının yüzyıllık böl-yönet taşları sökülüyor, tasfiye ediliyor. Ne kadar sürer bilemem, ama kesinlikle tarihidir.  Alparslan’ın yanında Kürt vardı. Kiziroğlu Mustafa Bey türküsünü sever misiniz? Şırnak kökenli Kürt’tür o, Kars’a gelmiş, orada sevilmiş. Kuzey, Serhat, Erzurum, Van dahil, Türk tarihinde Selçuklu dönemi ne ise, Selçuklular hangi rolü oynamışsa Kürtlerde de Şeddadi sülalesi aynı rolü oynamış. Üç yüz yıllık Selçuklu, üç yüz yıllık Şeddadi tarihi var. Ani’yı Manucher’e verirler, Şeddadidir. Kars’ı Türklere verirler. Haçlı ve Moğol saldırılarına karşı birlikte direnç var.

Ayn Calut savaşı meşhurdur. Başarılmasa, İslam diye bir şey kalmayacak. 19.yy’da Osmanlı’nın çözülüşünü Kürtlerle ilişki ve isyanlara bağlıyor. Düşündüm, doğrudur. İlk isyan 1800”lerin başıdır, Babanzadeler.

CHP bunu anlamak zorunda, şapka vs için onlarca kişi tasfiye edildi. Fransız devrimine özenti, ben buna Robespierrecilik diyorum. Büyük bir devrim olması için çok kişiyi katletmek, tasfiye etmek gerektiğini düşünüyorlar. Şeyh Sait, Seyit Rızalara da feodal, gerici diyerek bunu yapıyorlar. Bunlar doğru değil. Ben M.Kemal’e bir şey demek istemiyorum, cumhuriyetin banisidir. CHP bu sürece engel olmamalıdır. Yüzyıl sonunda barutu biraz tükendi. Biz nasıl dönüşüyorsak, onlar da dönüşmeli. Görüştüğünüzde söyleyin, burada attığımız adım yeni anayasaya gidişin ve demokratik cumhuriyetin önünü açacaktır. Bir sürü kulp taktılar, ikinci cumhuriyet, üçüncü cumhuriyet diye. Fransızlar beş cumhuriyet kurdular. Sağda da solda da var faşist damarlar var. Hatta günümüzde teknoloji ve yapay zekada da var faşist damar. Yapay zekanın dayatılma biçimi her şeyin en iyisini sadece ben bilirim, ben yaparım şeklinde… Ben yapay zekadan bahsedersem ağzımdan nefret sözü çıkar. Teknolojiye karşı değilim ama insanlığa yönelen en tehlikeli ve faşist bir harekettir. Yaratıcılığı öldürecek.

Bu coğrafyada yerleşikliği mümkün kılan tarihi Türkiye’de bilen yok. Ziya Gökalp’in “Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk olmaz” sözü meşhurdur. Ben onu diyalektik ele aldım. Nereye eğilirsem eğileyim, Türklerin temel işlerinde Kürtler, Kürtlerin bütün büyük işlerinde Türkler var. Şu an Kürtler hor görülme, insan yerine konmama halinde. Dillerini bile konuşamadılar.

Devlet yetkilileri; bu durumlar çok geride kaldı ama bunlar. Ulusalcı faşist bir damarın işiydi. Bugün Türkiye’de Kürt olmak, Kürtçe yayın, sanat eserleri çok yaygın, çok da güzel örnekleri var’ diyorlar.

Oysa bunun için büyük bedel ödendi. Hukukun tazmin edici bir yönü de olmalı. Sadece bir tarafın gazileri, yaralıları yok. Bejan Matur’un “Dağların Ardına Bakmak” kitabını okurken insan duygulanıyor. Oradaki kadınların hikayelerini… Çok acı yaşandı. Korkunç bir savaş yaşandı. Gencecik kadınlar erkekler. Bu acıların geride bırakılması için tarihi bir adımlar atılıyor. Bu bir al-ver meselesi değil. Bu, güncelde doğru bir buluşmayı gerçekleştirmektir. İşte yarın yasa çıkacak, bana büyük bir yük düşecek. Kürtlerin dönüşümü, büyük bir mesele. Hem Kürt tarafını, örgüt tarafını dönüştürmek hem Türk tarafına anlatmak, ikna etmek. Yasadan sonra gazetecilerle kuracağımız temaslarda bunu anlatabilmem gerekir. Bu dönüşüm Türk solunu, Türk sağını da dönüştürecek, belki Kemalist tarih tezlerinin değişmesine kapı aralayacak. Tabi buna tamamen karşı durmazlarsa. Ben “Lozan” dedim, “birinci anayasa” dedim, ayağa kalktı bazı çevreler…

Bazıları buradaki müzakereleri anlamıyor. Benim için Kürt tarihine karşı faaliyet yürütüyor diyenler oldu. Halbuki Türk-Kürt kardeşliği ihya ediliyor ve bu Ortadoğu dinamiğini değiştirecek. Kimse böyle bakmıyor, bir biz bakıyoruz.

Benim rolüme gelince, hiç bencillik değil. Kendimle övünmeyi de sevmem; ama bu mutlaka üstlenmem gereken bir yük. Özal ve diğerleri zamanında beni bu diyaloğa çağırdılar. Bu tarihsel role soyunuyorum. Buradaki erken bir ölüm ya da başka bir tasfiye iki yüz yıllık karanlık bir savaş tarihini başlatır. O yüzden dikkat şart. İngilizler ilk görüşmeleri duyduklarında ne dedi? O zaman bir gazetede çıkmıştı, Ortadoğu dengeleri alt üst olacak dediler.

Üst yönetim ve benzer arkadaşlar için süre uzamamalıdır. 3 yıl olabilir, 5 yıl sürebilir, belki de müzakere ederek hiç gelmeyebilirler de. Bunlar uluslararası düzeyde aranan ve hedef olan kişilerdir. Savunmaları şarttır. Hemen gelsinler demiyorum ama kamuoyu hazırlandıktan sonra, 6 ay 1 yıl diyelim, en azından birer birer onlar gelmeliler. Önümüzdeki süreçte bakarız, kamuoyu hazırlanabilir. Ben demiyorum gelip meclise gitsinler, yerellerde demokratik siyaset icra edebilmeleri gerekir. Onlar için dönemsel değerlendirme yapılmalıdır. Süre sınırı koymadan o esneklik tanınmalıdır.

Duran Kalkan’ın Ruşen Çakır röportajının özetini okudum olumluydu. Kapsayıcı ve pozitif bir röportajdı. Daha önce milli takımla ilgili yaptığı analiz de önemliydi. “Milliyetçi baskı yüzünden çocuklar oynayamadılar” diyordu. Eleştirilerime rağmen Abbas arkadaşın bağlı ve emekçi bir yönü var.

Yasadan sonra üç T formülü olacak. Teyit, tespit, taahhüt… Teyidi devlet mekanizması yapacak. Taahhüttü biz yapacağız. Bir ayağı MGK, bir ayağı meclis olacak. MGK rapor verecek, PKK silah bıraktı diyecek. Bu konuda MGK bir karar verecek ve meclise gidecek. Üçlü sağlam bir mekanizmayla yürüyecek. Taahhüt ise benim işim. Benim devrede olmam lazım.

Taslakta bir izleme kurulu da gerekecek. Meclis Komisyonunun aldığı kararı İzleme Komisyonu takip eder. Koordinasyon Kurulu ve Siyasallaşma Kurulu olacak. Meclisteki Komisyona üye veren partilerin üye verebileceği bir Kurul. Meclis kurulu alt kurul olarak değil, bağımsız ayrı bir kurul olarak oluşturulmalı. Yasama yürütmenin altında olmayacağı için her partiden üyenin olduğu bir takip kurulu olmalıdır

İlk gelecek grubu oluştururken birlikte tartışacağız. 300 kişilik Bir şey olur; üçte bir Avrupa, üçte bir cezaevi, üçte bir Kandil gibi olur. Bunlar detaydır, sonra konuşuruz bunları. Bizim çalışmamız önemlidir. Hızlı çalışma yürütülürse süre 1 yıla 6 aya da

Benim ekonomi ve tarım üzerine güçlü fikirlerim var. Mezopotamya tarımını geliştirmek aklımda. Komün dediğim de odur; en verimli çiftlikleri geliştirmek. Bu, Ortadoğu petrolünden daha önemli.

Kürtlerin Cumhuriyet’teki kurucu rolü Türklerden az değildir. Kürtler, Lawrence ve Araplar gibi yapmadı. Dolayısıyla bugünkü bir düzeltme hareketidir. Kerkük’ten sonra Halep’te Türkmen vali olabilir. Halep’e Türkmen Vali Suriye barışı demektir. Çok önemlidir. Kerkük’te dönüşümlü valilik pratiği iyi bir fikirdi. Kürtler, Araplar ve Türkmenler arasında birer yıl dönüşümlü.

Halep’in stratejik bir anlamı var. Ben ilk orada yaşadım. Güzel bir binamız vardı orada. Aram Tigran vardı orada. Müthiştir. Ölmeden önce de selam göndermişti. Benim üzerimde etkisi büyüktür. Ankara’da Tapu Kadastro lisesinde Ceylanpınarlı İsmail Aslan vardı. Belediye başkanı oldu sonradan. Onun evine gittim. Baktım Kürtçe bir melodi. Aram çalıyordu, dinledim. Dedim bu ses ölmemeli, bu melodi hep yaşamalı.

Halep, Kamışlo tarafı. Türkmenlerin Ezo gelin türküsü, barak havaları Halep’e dayandırılır. Ben Nizip’te Barak havaları ile büyüdüm. Halep bu kültürün merkezi. Tabi Arap da var. Bin yıllık tarih böyledir. Bunun alt yapısı için de Şara’yı biraz demokrasiye hazırlamak gerek. Yerel demokrasi ve demokratikleşme Şara’yı da kurtarır. Bunu yapmazsa kimse kurtaramaz, bir yıl içinde darbeye uğrar ve kırım olur Suriye’de.

İran böyle bırakılamaz. Suriye nasıl son dönemini yaşıyorduysa bu Şia iktidarı da son dönemini yaşıyor. Neçirvan ve Bafil’ın da içinde olacağı ve PJAK’ı da dönüştürecek bir hamle başlatmak gerekir. Türkiye pozitif rol oynamalı. Amerika-İngilize gerek kalmadan tarihi bir kardeşlik hamlesi geliştirelim. Bu, kardeşçe bir yardımlaşmadır, destektir. Birlikte PJAK’ı da dönüştürerek, uygun bir çizgiye getirerek. Yoksa binlerce kişi idam edilecek, kan deryası olacak. Bunu ABD aşamaz. Şia rejimi de kilitlenmiş, çözemez.

Ortadoğu kültürüne sahip çıkmadan hiçbir şey yapılamaz. Bu tarihi bilmeden yüz yıldır solculuk adı altında Batı’nın ne kadar demode fikri varsa onun savaşını veriyorlar. Ümmet dediğin şey, İslam ve Ortadoğu enternasyonalizmidir. Ortadoğu’da Hitit’ten, hatta Sargon’dan beri bir birlik var. Bir imparatorluk birliği var, altta da halkların kültürel birliği vardır. Son iki yüz yıldır milliyetçilikle, moderniteyle birbirine girmiş, kendine yabancılaşmış. Sonra da en işbirlikçi haliyle İngiliz’e “gel beni kurtar”a gelmiş.

Sağ da olsa, sol da olsa bu toprağın kültürüne göre olacak. İki yüz yıldır bunu böl yönet pratiğine çevirmişler. Siz bunu fark ettiniz, aşmak istiyorsunuz. Ben yardımcı olacağım. İran’ı hallettiği oranda en büyük birikim Türkiye’dedir. Bu birikimler birleştikçe bizi bir Ortadoğu birliğine, enternasyonalizmine getirecek.

Demokratik Siyaset için de Demokratik Cephe esprisiyle hareket ediyoruz. Burada kendi görüşleriyle var olabilirler. Tek bir görüş dayatmıyoruz ki. Ayrışmadan önce tutarlıysanız Öcalan’ın fikriyatının yüzde biridir o manifestoya yansıyan. Benle görüşmeden, ne olup bittiğini anlamadan hareket etmek hatalı olur. Duygusal bir tavır.

Yine İran Amerika ile kısa süreli ateşkes mutabakatından hemen sonrası Kürt bölgesine saldırıları arttırmış. Daha önce Erbil’i vuruyordu, bu kez Süleymaniye’yi de vurmaya başlamış. İran’ın içinden ve ona bağlı Irak grupları yapıyor. Yer yer PJAK ile de çatışmalar yaşanıyor. PJAK bir açıklama yaptı. İşte savaşa taraf olmadığını ama bu Kürtlere saldırıları kabul etmeyeceklerini, eğer devam ederse halkı koruyacaklarını açıkladılar.

İran çözülecekse buradan çözülür. İsrail-ABD çözemez. Demokratik entegrasyon hamlesinin yansıması olacak. Ama İran’ın saldırılarına pabuç bırakılmamalı hatta alan da genişletebilirler. Pers milliyetçiliği basite alınmamalıdır. İranlılar tüm Irak’ı da ele geçirmek isteyebilir. Orayı toptan İran’a bırakmamalıyız. Yerleşirse önce Irak’ı, sonra Suriye’yi alır. İran, Lübnan’dan Afganistan’a dek savaşır. Devrim muhafızları komutanı Caferiydi. Beni ilk 1985’te o ziyaret etti. Amaçlarından kolay vazgeçmezler.

Irak’ta yeni Başbakan Ali Zeydi’den Amerikalılar üç şey istediler. Bir, İran etkisini azaltacaksın. İki, Şii milis güçlerini orduya entegre edeceksin. Üç, yolsuzluklar. Korkunç yolsuzluk yapılıyor ve bu parayla da milis güçlerini finanse ediyorlar. Ali Zeydi elli kişiye yolsuzluk operasyonu başlattı. Milis güçlere de 30 Eylül’e dek süre verdi. Sadr grubu tamam dedi. Ketaib gibi gruplar yok dedi. Kürt bölgesine saldıranlar İran kadar bu bırakmayan milis güçler. İranlılar, Kürtlere saldırmamalıdır.

Kürt avukatlar konferans yapmış. Nasıl, güçlü bir tartışma yürüdü mü? Kürt hukukçuların hukukileşmesi… Kürtlere yabancılaşma mı desem, Cumhuriyet tarihi Kürtleri hukuk dışına itme tarihidir. Gündemdeki yasayı barışın bir kök yasası, hukuka dahiliyetin ilk yasası olarak altın değerinde değerlendirmektir.

Bu yasadan sonra PKK’nin tamamı feshini tamamlamış olacak. Strateji ve örgütlenme olarak aşılmıştır. Ama yüz binleri bulan bir kadro mirasıdır. İşte siyasi partiler de bölünüyor, sağ ve sol yapılar içerisinde çokça aydın var, görüşmek isteyen var. Birinci cumhuriyetin kuruluşunda nasıl Halk Fırkası gibi bir parti çıktıysa… Zaten AKP “biz cumhuriyeti yeniden kurduk” diyor. Yanlış değil. Katı zemini cumhuriyetleştirdiler. Fakat bu tek ayaklı kalırsa CHP bunu bozmak istiyor. Tek ayaklı cumhuriyet olmaz. Muhafazakâr demokratlık ya da CHP’lilik temelinde tek sütunlu cumhuriyet olmaz. Böyle tek sütunlu halde anayasaya gitmek istiyor, böyle bir anayasa demokratik olamaz. Bu tehlikenin olmaması için en az iki sütunlu cumhuriyet inşası gerekir. Bu da Demokratik Cumhuriyettir. Tek sütunlu cumhuriyetin ömrü darbelerle, idamlarla geçti. Bu vesileyle Menderesi de analım. En az iki ana sütun gerekir. Üçüncü, dördüncü de olabilir ama en az iki ana sütun gerekir. Daha önce de dedim. Hititler, Mezopotamya’da Mittani ayağını oluşturamayınca Asur geldi ikisini de yuttu.

Cumhuriyet’in dayandığı iki temel kültür odağı var: Mezopotamya ve Anadolu kültürü. Buna geniş anlamda Suriye ve Irak da dahildir.

Eğer bu halde bırakırsak, CHP, Kemal-Özel kısır tartışmalarıyla ikinci yüzyıl sakat doğar. Darbeler ve karşı darbelerle… Kürt meselesi de öyledir, çözülmezse isyan yine gelir. Bu bir tehdit değil. 500 bin kişi çıkar, Amerika arkasına geçer, başa bela olur. Bunun yolu Türkiye Cumhuriyeti’ni iki sütuna dayandırmaktır. Ayrı bir Kürt hukuku demiyorum. Ben neden Türk ulusunun devlet hakimiyetini tartışmadım? 27 Şubat Bildirgesinde devletin biçimini tartışmadım. Buna hakkım yok. Hakkım olsa gücüm yok. Bıraktım, onu Türkler tartışsın.

Bu süreç beni bir noktaya getirecek. Anayasa raftan inecek, istediğin kadar milliyetçileştir ya da İslamcılaştır, bu Kürtleri nereye koyacaksın? Ortadoğu’da 60 milyonluk bir kütle, bir de dinamik. Dinamik ne demek? Harekete geçen bir kütle. Bu tarihi süreçle birlikte bu çalışmaya başlayacağım.

Büyük bir aydınlanma faaliyetine girişeceğim. Burada büyük bir dinamik kütle var, bunu ne yapacağız diyeceğim. Devlete yönetenlere diyeceğim, devasa bir kitleye anayasada bir çıkış göstermek gerekir. Kürt hukuku, Türk hukuku olmaz; evrenseldir hukuk ama Kürdün de var olduğunu gözetmelidir anayasa. İşte Kongre yapmışlar Kürt hukukçular ama hiçbir meşruiyetleri yok. Yarın darbe gelişir, bunların hepsini içeri alırlar, çünkü dayanakları yok.

Dolayısıyla anayasada yerimizi alacağız. Kürtlerin hukuksal bir alt yapısı yok. Kürtlerin bir hukuk öznesine dönüşmesi gerekir. Kürtlerin anayasayla bir hukuk öznesine dönüşmesi gerekir. Anayasa bununla güçlenir.

27 Şubat programım da öyledir. Üç kimliğe özgürlüktür. Birincisi, hiç etnisite ismi vermeden “kimliğe özgürlük”. Kürt de alevi de kadın da kimliktir, hepsine anayasada yer veremezsin. “Kimlik özgürdür” desen yeter.  İkincisi “fikir ve inanca özgürlük”. Üçüncüsü “sistemsel özgürlük”; sistemsel ifade ve örgütlenme özgürlüğü. Bunlar bir maddeye de sığdırılabilir. Demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti diyor ya, üçü de birlikte olabilir. Bu kadar akademisyen var, hukukçu var, ben çok kızıyorum.

Şunun altını çiziyorum tekrar. Çok spekülasyon var. En üst düzeyde bir Kurul haline geliyoruz. Herkes bunu anlamalı. Öcalan’ın bulduğu çözüm ve üstlendiği sorumluluk. Kurullar var, çalışacağız, Öyle hemen özgürleşeceğiz değil. Bu Kurullar her kapsamda kişinin durumunu belirleyecek, ne zaman gelmeli, hatta nereye yerleşmeliye kadar yapacağız. Ben sorumluluğunu üstleniyorum. En az yüzde 90 başaracağımıza inanıyorum. DEM, Kandil düşündükleri gibi bir çözüm bu yasada olmadığı için fırtınalar koparmamalı. Evet, bu yasa bana hemen özgürlüğü vermiyor ama benimle birlikte ikinci aşamaya kalan kişilere dair dönemsel değerlendirme imkânı veriyor. Biz öyle çalışacağız ki bir an gelecek, bana “hemen çıkman lazım” diyecekler. Bazı art niyetliler de zayıflık diyecekler. Bu yasa benim dışımdakilere hemen çıkma fırsatı veriyor, benim durumumdakilere dönemsel değerlendirme imkânı veriyor.

Çıkış koşullarını kendim hazırlayacağım. Öyle olacak ki kendileri beni çıkaracaklar. Buradan ne zaman çıkacağım, ben belirleyeceğim. Velev ki olmadı, velev ki hepimizi tasfiye ettiler burada da biz bir şeyi kaybetmiyoruz. Herhâlde benden çok Apocu olamazsınız. Beni benden iyi bilemezsiniz. Benim 50 yıldır, bir sürdürme şeyim var. Bunun başarısızlığı halinde benim ayrı bir stratejim devreye girer. 50 yıldır mücadele ediyoruz. Olmadı diyelim, işte uzun süre dışarıda kalmalarını istediklerimiz var ya, Apo’yuuyuttuk diyen olursa devlete en büyük darbeyi vurmuş olur. Benim stratejim var, mezarda da olsam rolümü oynayacağım

Yumurta tavuk gibi bir çıkmaz yaratıldı. Ben bunu aşmak için kendi durumumu dönemsel bir değerlendirmeye tabi tutmayı doğru buluyorum. Elbette beni burada tutmak isteyen çıkabilir, bu en büyük darbeyi vurur sürece.

Benim özgürlüğümü istiyor hareket ve halk. Kimse onlara Öcalan konusunda görüş değiştirin demiyor. Yasada niye Öcalan yok diye kıyamet koparmaya gerek yok diyorum. Aşamaları dönemlere ayırmaktan bahsettim. Teyit komisyonundan, MGK’dan, C.Başkanından onay gerekiyor. Yasa bana özgürlük getirmiyor ama kapı açıyor, açık bırakıyor. Benim özgürlüğümü bir günde halledecek yasa da yapılamaz zaten. Bana göre bu kapıyı şimdilik aralık bırakmak değerlidir. Kıyamet koparmasınlar. Yasa şöyledir diye kıyamet koparmasınlar.

Demokratik siyasetin yeniden yapılandırmasına dair ise şunu söylemek istiyorum;

Bu yasadan sonra PKK ve tüm bağlantıları, DEM ve tüm bağlantıları, HDK, TJA bir sürü örgütü bünyesine katacak Demokratik Toplum ve Cumhuriyet Hareketi gibi isim vermek istiyorum. 2012’deki görüşme ve müzakere sürecinden sonra nasıl ki HDK kurulduysa, bugünkü yasal zeminin partisi de DEM’i aşıyor. HDP zaten mahkemede, kadük. CHP bölünmüş, bir sürü itiraz var. Yeni anayasa ufukta. Yeni seçim hesaplarını yapmak, yeni anayasa tartışmalarına girmek için…PKK fesih olurken kadroları kriminalize olmaktan çıkıyor. Bunların hepsine yasal bir örgüt, yeni bir hareket gerekiyor. Kongreye gidişte bizim cephede olan ne varsa hepsine ortak bir isim vermeyi uygun gördüm. Hepsini siyasi parti bünyesinde ele almak doğru olanıdır.

Demokratik Toplum ve Cumhuriyet Hareketi. Değişebilir de bu isim. Gelecek kişilere bir ad verip, bir de bunların başına bir komite koymamız gerekecek. Demokratik Toplum ve Cumhuriyet Hareketi hazırlık komitesi hemen toplanacak ve Kongreyi hazırlayacak. Yeni Kongrenin programı, zemini için. Biz şimdiden Demokratik Cumhuriyet’e yasal zeminde kendimizi hazırlıyoruz. Hızla bunun bir Hazırlık grubunun olması gerekir. Önemli aydın ve yazarların da yer aldığı ve hatta daha önce AKP’de yer almış kişiler de girebilir. İslamcı aydınlardan, soldan geniş bir hazırlık olmalı. Bunun HDK’den farkı şu; orada bir Kongre hedefleniyordu. Biz artık bununla cumhuriyete katılacağız.

Bu Kurul, tarihi bir kurul. Bunun karşılığında silahlı, ayrılıkçı tezler gidiyor, biz en demokratik cumhuriyetçi ekip oluyoruz. D. Toplum ile toplumu örgütleyeceğiz, D. Cumhuriyet ile devleti demokratikleştireceğiz. D. Cumhuriyet konferansına benzer bir çağrıcı grup bu hareketin kuruluşuna çağrı yapabilir.

Zaman sorunu varmış. Kongre 20 Eylül’de yapılacak değil mi? Yasal olarak erteleme mümkün mü bilmem ama bu hali ile yetişmez.

Bir tarihi süreçtir. Yasa, ardından anayasa ve sonra da seçim süreci var. Gerçek demokratik cumhuriyeti elimizle inşa ediyoruz. PKK gidiyor, sadece problem olmaktan çıkmıyor, yapıcı bir unsur haline geliyor. Çok önemli bir çalışma, 2015’teki gibi yarım yamalak değil. Anayasayı, seçimleri, cumhurbaşkanlığını belirleyecek bu çalışma. Bir de ben devredeyim. Birlikte çalışacağız. Fiilen bu hareketin başı ben oluyorum. Başka türlü taahhüdümüzün altından kalkamam. İşte bak, Türkiye solu parçalı yaklaşıyor. Benim tarihi kişiliğim gereği parçalatmayacağım. Devlet nezdinde yapacağımız çalışma demokratik cumhuriyet, toplum nezdindeki çalışma demokratik toplum, hepsinin birlikte yürütüldüğü çalışma Demokratik Entegrasyon olacaktır. Buna inanmanız, güvenmeniz gerekir.

Devlet, toplumun özetidir. Toplumunu tam yansıtmıyorsa o eksik bir devlettir. Ne kadar çok yansıtıyorsa gerçek devlettir, norm devletidir. Toplumunun bir kısmını yansıtmaması iki yüzlülüktür. Biz bu devleti kendi devletimizhaline getiriyoruz. Ben böyle geliyorum ve bu tarihi bir geliştir. Ben şevkle çalışırım. Dolayısıyla dışardakikaramsarlara, Avrupa’dakilere iyi anlatın.

Tekrar ediyorum; siyasi Parti Kongre Hazırlık Komisyonunda hepsinden temsilciler olsun. HDK ve diğerlerinin tümünün temsilcisi olsun. Var olan komisyonu da kapsasın. Demokratik Cumhuriyet çağrıcıları listesi vardı. Onun gibi güçlü bir çağrıcı grup olabilmelidir. Birçok kişinin dahil olacağı bir çalışma. Yeni D. Cumhuriyeti ve Toplum Hareketi olarak en kapsayıcı yaklaşıma sahip olsunlar.

20 Temmuz 2026

************************************************************************

*02.08.2026 TARİHLİ GÖRÜŞME NOTUDUR

« Yetkili; Biz hep sizin sağlığınızı öne koyuyoruz. Biz öncelikle Abdullah beyle ev sahibi olarak hepinize hoş geldiniz diyoruz.
Bşk: (Gülerek) Ev sahibiyim değil mi? Ben ev sahipliğini hak ettim. 30 yıldan beri, Özal’dan beri benim girdiğim pozisyon net »

Bşk: Hoş geldiniz. (P. arkadaşın boyunluk kısmını görünce) Ne olmuş san böyle?
P: Kulakta kristal sorunu oluştu Başkanım. Baş dönmesi yapıyor.
Bşk: Bende de oluyor baş dönmesi bazen, geçmiş olsun.
M: Siz de iyisiniz?
Bşk: Benim standart değişmez. Biz ayakta ölürüz, bizim yatakta ölme şansımız yok. Öcalan nasıl, sağlığı nasıl diye soruyorlar. Devrimciler ayakta ölür. Yaşadığımız büyük bir sorumluluk var; bu sorumluluk hiçbir hastalığa, sağım solum ağrıyor demeye izin vermez. Hep diri kalacaksın.
Yetkili; Biz hep sizin sağlığınızı öne koyuyoruz. Biz öncelikle Abdullah beyle ev sahibi olarak hepinize hoş geldiniz diyoruz.
Bşk: (Gülerek) Ev sahibiyim değil mi? Ben ev sahipliğini hak ettim. 30 yıldan beri, Özal’dan beri benim girdiğim pozisyon net. Silahlı mücadeleye son, siyasal mücadeleye devam. Böyle götürüyoruz. Dağdakileri barışa hazırladık. …. Ben Kürt stratejisti, siyasal çözümleyicisi olarak varım. Savaşa son dedim, devletle bütünleşme talebine saygıyla yanıt verdim. İki yıldır da sürdürüyoruz. Bu süreç için kendimi yetkin görüyorum. Bu yasanın çıkmasının kilit bir şeyi var. Bu sürecin ilerlemesi için izleme kurulu da Türkiye halkına karşı şeffaflığı sağlar. Meclisinde mutlaka bu işin içinde olması gerekiyor. Biz meclise rağmen yapamayız.
Ortadoğu fırtınalı bir süreci yaşıyor. Halen günlük olarak İran bağlamıyla bölgesel savaş alevi bir sönüyor, bir yükseliyor. Bir de burada Kürt olgusu diye bir şey var. Devasa, 60 milyonluk. İngilizler Kürt olgusuna oynayarak Ortadoğu’yu alt üst ettiler. Şimdi bu yüzyılda da aynı oyun oynanıyor. O zaman böldüler, parçaladılar, yara bere içinde bıraktılar kendi deyimleriyle. Şimdi de bazı Kürt geçinenler var. “Apo davayı satıyor, Apo tarihsel özlemlerimiz gerçekleşmek üzereyken devletle uzlaşıyor, bütün rüyalarımızı yerle bir etti.” diyorlar. Böyle bir cephe var. PKK içinde ki dışında ki Kürtleri de kullandılar. Birinci dünya savaşı sonunda bunu yaparak Kürtlerinde Türklerinde başına neler geldi biliyoruz. Küçük cumhuriyet uğruna neler feda edildi. Sonrasında FETÖ filan eliyle cumhuriyeti de şey yapacaklar. İçimizde faşist damar var diyordular, kıl payı kurtardılar.
Şimdi ben Özal’dan beri bu ateşi söndürmek istiyorum. Koçgiri’den beri 30 isyan çıktı. Yüz binler öldü. Sayın cumhurbaşkanı ekonomide 2.3 trilyon kayıp dedi. 60 milyar dolarlık kayba yol açtı dedi. Eğer sorumsuzluk yapıp anlamsız çatışmaların fitilini yakarsak Gazze’den beter bir duruma düşeriz. Lafla bunun altından kalkılmaz. Yasanın bana sağlayacağı tek şey daha fazla çalışma imkanıdır.
Cumhuriyet tarihini en önemli uzlaşma eşiğindeyiz. İslamcılar devlettedir ama hala ulusalcılarla karşı karşıyalar. Küçük bir adımla kapı aralanıyor. Biz o kapıdan Kürtleri cumhuriyetle tanıştıracağız. Bin kilometrelik yol, küçük bir adımla başlar. 30 isyan çıkmış. Cumhuriyette hala herkes birbirine düşman. Bu kendi cumhuriyetimiz.
En az Türkler kadar bizim bu devlette payımız var. biz de yavaş yavaş bu devlet bizimdir diyeceğiz. Devlete karşı devlet dediğin zaman bu eşittir savaş. Ben çıkarken Türk sömürgeciliği diyerek başladım. Müthiş gizliydim, beni 5 yıl sonra fark edebildiler. Burada, gelenlere sormuştum, ne zaman fark ettiniz diye, 5 yıl sonra demişlerdi. Devlet yetkilisi de benimle konuşurken, “sizin hatalarınızdan dönme özelliğinize hayranlık duyuyorum.” demişti. Akademi dünyası için söylemişti, akademi dünyasında hataları görmek ve dönmenin ne kadar zayıf olduğu.
Ama ben gördüm. Devletin kuruluşundan beri Kürt bunun içinde benim bunu parçalamam, başka bir devlet kurmam olmuyor. Benim kadar bunun deneyen, zorlayan olmadı. Bu nedenle strateji değiştiriyorum. Yanlış görüşte ısrar edersen kaybedersin. Şimdi devlet bize terörist gözüyle baksa da yarın en az MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız. 3 ay tartışalım, göreceksin devlet kapısı ardına kadar açılacak. Çünkü en stratejik bir halkı devletin müttefiki haline getiriyoruz. Yavuz, İdris-i Bitlisi’ye beyaz bir kağıt verir, ne istersen yaz der. Sonuç Ortadoğu kapısını aralar.
Bunlar Kürtlerin statüsünü feda etmek anlamına gelmiyor. “Kürtler yüz yıl uğraştı, APO gitti, Kürtlerin statüsünü devlete sattı.” diyenlerinde maskesini düşüreceğim, gerçek ihanet budur.
Bahçeli bunu anladı. Çakıroğlu var, ülkücü, en iyi anlayanlardan. Ben iki yıldır ortalığı biraz temizledim. Bir sizi bir diğer tarafı ikna etmeye çabaladım. Tek kişilik satranç dedim. Kitabı da var. Böyle yapıyorum. Zor. Her iki tarafı da incelikli formüle ediyorum.
Yetkili: Formül için mc2 demiştiniz.
Bşk: O dönüşümdür. Önemlidir. O, bütün evren anlayışını değiştirdi. Ama kabul görmesi uzun sürdü. Sadece evren ve fizik değil, toplum içindir de. Güneşin hidrojenin helyuma dönüşmesi için korkunç bir ısı ve basınç gerekiyor. Bu büyük bir dönüşüm yaratır. Toplumda bir evrendir. Formülü doğru uygulamazsak yakarız toplumu.
Devlet yetkilisine demiştim, sizde kazansanız bizde kazansak Pirus savaşıdır. Epir, M.Ö 276’da Roma ile girdiği tüm savaşları kazanıyor ama iki yıla her şeyi kaybediyor. 60 milyonluk bir halk. Savaşçı ve istese her yeri darma duman edebilir. Bu çalışma sadece boğazlaşmayı engelleme değildir. Kürt-Türk demokratik ittifakı olacak. Demokratik entegrasyon dediğimiz şey. O oluştuğunda, Yavuz Kürt mirlikleriyle nasıl Ortadoğu’yu kazandıysa öyle kazanıyoruz. Bahçeli bunu anladıysa diğerleri niye anlamayacak. Bir an önce birbirimize girelim istiyorlar. Tarih yok, sosyoloji yok, e benim canım böyle istiyor diyor. Özal hayatını vermişti bu işe, oğlu Ahmet’e demişti.
Seçimmiş, parti menfaatiymiş, bunlara kimse alet edemez bizi. Beni PKK üzerinde, Kürtler üzerinde etkim var. Benim kadar isyan eden olmadı. Ama sonuçta demokratik bütünlükçülük formülünü bulmuşum ve bunu devletle başarmak istiyorum.
İki sütun demiştik; Kürtlük ve Türklük sütunu. Türklük dünyasına, Ortadoğu’ya, Pakistan’a, Hindistan’a açılmak istiyorsan Kürtlük sütunu önemlidir. Tarihteki tüm imparatorlukların çöküş nedeni budur. Mittaniler ve Hititler M.Ö 1200 e doğru bu ittifakı geliştirmeyince çöker. Sonraki tüm süreçler böyledir. 1. Dünya Savaşı’nda Lawrance’in Arapları Kudüs’ten, Amman’dan,Şam’dan nasıl çektiklerini biliyorsunuz. Bu, Anadolu’da da başarılı olsaydı Türklükten iz kalır mıydı? Aynı strateji işliyor. Kürtlerin burada anti-cumhuriyetçi olması yönünde.
93’te Yunanlılar geliyordu, Avrupalılar geliyordu. Çok övüyorlardı beni, sarhoş gibi olmuştum. Bu Özal’ın çağrısı devreye girince ve ben de Özal’la anlaşacağım deyince birden buz gibi oldular. Ne oluyor dedim. Bunu ilk kez anlatıyorum. Daha sonra anlayacaktım bunu. Roma’da “madem bunun gözü Türklerle anlaşmakta, bunu onlara verelim, öldürtelim” dediler. Komplo buydu. Sonra Michael Rubin de söyledi.

Herkesi kendine muhtaç edecek halde tutuyor ve haydi çatışın diyor. Savaşacak kadar destek oluyor.

Yasa çıkarsa tüm örgüt formatımız değişmek zorunda. HDP kurulduğunda böyle b
Yasa çıkarsa tüm örgüt formatımız değişmek zorunda. HDP kurulduğunda böyle bir durum yoktu, bu akla bile gelmiyordu. 2013 yılında bir diyalog kapısı açıldı ve bu HDP’yi doğurdu. Bu süreç tümüyle örgütsel yapımızı, ideolojik programımızı gözden geçirmeyi gerektirir. Yasadan sonra tüm hareket planlarımızı, siyasi çalışmalarımızı yasayla uyarlı hale getirmek için görüşmeler yapacağız.
Benim şimdi organize edeceğim hareket, Demokratik Toplum ve Cumhuriyet hareketidir. Hatta bir kurucular kurulu hazırlığına gidebilirsiniz. Demokratik Cumhuriyet Konferansında çağrıcı grup vardı ya onlar olsun öyle olsun demiyorum ama benzer biçimde kurucular kurulu olmalı. Cumhuriyetçi olunacak. Eskiden bağımsızlıkçıydık. Biz cumhuriyetle siz engelleseniz bile cumhuriyetçi olacağız. Bunun hem tarihsel hem de toplumsal zemini var. Çünkü Kürtler henüz cumhuriyete katılmamış. Solcularda hala katılmadı cumhuriyete. Mustafa Suphi olayın var. Şefik Hüsnü’ler var. Solcularda cumhuriyet dışıdır. Böylesi sol grupları da dahil edeceğiz. Hem solculuklarını hem cumhuriyetçiliklerini karşılayacak bir harekete ihtiyaç var. Bunun hazırlığına girin.
İlk aşama(yasa geçer ve yürürlüğe girerse) başarılı geçerse zorunlu olarak devasa bir görev bizi bekliyor. Çok sayıda kişi ile görüşeceğiz. Metiner de Altan Tan da gelsin. Ahmet Davutoğlu ile görüşeceğim. Laik aydınlar da gelsin. Rıza Türmen örneğin. Onun gibileri Kurucular Kuruluna davet edeceksiniz, bunu anlamanız gerekirdi. 50’lerde Demokrat Parti yapmıştı. Büyük bir Cumhuriyet hamlesine bir halk olarak, sadece bir halk değil kültür olarak katılıyoruz. Solcular da anlamıyorlar, ilk yüzyılda hepsi işkenceden geçti. Biz bu yüzyılda demokratik cumhuriyetle bütünleşiyoruz. Bu solcular için de bir fırsat, şerefli bir ortaklıktır.

Hem cumhuriyetle doğru bütünleşmeyi sağlayan hem de demokratik toplumla silaha ilkesel olarak yer olmayan bir hareket olarak bütün ihtiyaçlarımızı karşılıyor. CHP, Yeni Parti bunu yapmak istiyor ama yapısı el vermez. Buna en çok bizim ihtiyacımız var.
Büyük bir cumhuriyet hamlesine bir halk olarak, kültür olarak katılıyoruz. Solcularda anlamıyorlar. İlk yüzyılda hepsi işkenceden geçti. Biz bu yüzyılda demokratik cumhuriyetle bütünleşiyoruz. Bu solcular içinde bir fırsat, şerefli bir ortaklıktır.
Heyet: Özgür Özel’in bir açıklaması oldu. Sürece destek veriyordu. Kürt sorunu kendileri açısından stratejik bir konu ama önce yasayı görmek istediklerini belirtiyorlar.
Bşk: Özgür beye özel selamlar. Bir yetkilisi Meclis İzleme Kuruluna katılmalı. Ben bu kurulu CHP için dayattım. “Acaba bizi mi tasfiye ediyorlar, cumhur ittifakıyla birleştiler, bizi mi yok edecekler” diyorlar ya.. hergün hukuk ve demokrasi diyorlar. Bunun yolu bu çalışmadan geçer. Biz AKP’lilerle değil devletle demokratik hukuk çözümünü tartışıyoruz. Hukuk ve demokrasi kanalını açmak herkes için hele sizin için son şaştır demelisiniz. Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer.
Heyet: Önemli bir görüşeme ve önemli bir yasanın eşiğindeyiz. Bu görüşme sonrası için kamuoyuna bir mesajınız var mı?

Bşk: Ben yasanın çıkmasını bekliyorum. Yasa çıktıktan sonra herkes beni duyacak. En az cumhuriyetin kuruluşundaki çalışma ve fedakârlık kadar, ki cumhuriyet Kürtlersiz kurulmadı. En az başlangıçtaki kadar bir demokratik cumhuriyet çalışması sözü veriyorum.
Bu 86 milyona, herkese gerekir. 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir. Bölgenin ve ülkenin kaderini etkileyecek, demokratik bir anayasanın önünü açacak, ekonomik olanakları büyütecek bir sürecin önünü açacak.
Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanıyor. Buna bir bayram coşkusuyla yaklaşılabilir. Bin kilometrelik yolun ilk adımı. Bin kilometrelik bir yol için ilk adımı atıyoruz. Herkese demokrasi için bir adım atmış oluyoruz.
Başka ne var?
Ö: Başkanım cezaevi ziyaretlerimiz oluyor. Hepsi sizi izliyor, sizi soruyor, selamlarını iletmiş olalım.
Bşk: Evet, cezaevlerinin durumu var. Çok hasta var değil mi? Onlarla ilgilenmeliyiz.

Not: Başkan görüşmenin bitiminde kadınların yasal süreçte nasıl yer alacaklarına dair aktarım üzerine,
“Kadın manifestosuna başladık, bitirince şok olacaksınız. Ayrıca kadınlar izleme kurulunda kadın kotası olarak yer alsınlar ya da ayrı bir kadın izleme kurulu meclis dışında yer alabilir.” diyor.
Not: Başkan bu süreçte çıkan yasaya yaklaşım nasıl olacağına dair şu tutumu koydu; “Bu bir giriş yasasıdır, bir kök yasadır. Bu yasayla başlayacak süreç de devam eden yasal düzenlemeler, demokratikleşme, yerel yönetimler konuları olacak. Bunu böyle değerlendirmek gerekir.”
Yürüyen yasa süreci için başkanın yaklaşımını özetleyen husus şu; çıkacak yasa sonrası kendi çalışma koşullarının oluşması ve bunun yasa sonrası oluşacak “siyasallaşma ve barış kurulu” içinde alacağı pozisyonla sağlanması yönündedir. Çıkan yasa içinde yer alan; “Sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilir” maddesi içinde oluşacak alt kurul ile kastedilen “barış ve demokratikleşme kuruludur” ve yasa geçtikten sonra oluşmasına mutabık kalınan bir kuruldur bu. Yasa içinde esası belirleyen ve başkanın önemli gördüğü husus bu kuruldur.

Sendika.Org

Exit mobile version