İnsanlıkta Nasibini Almamış Kocaelispor Tribünlerinde Irkçı ve Faşist Gösteri

kocaeli-sari-torba

Kocaelispor-Amedspor karşılaşmasında tribünlerde “sarı torba” sallanması, Amedspor’a yönelik provokatif sloganlar ve faşist hareketle özdeşleşen sembollerin kullanılması tepki topladı. Yaşananlar, futbol tribünlerinde ırkçılığın, şovenizmin ve halklar arasındaki düşmanlığı körükleyen anlayışın yeniden üretilmeye çalışıldığını bir kez daha gösterdi.

Trendyol Süper Lig’in ikinci haftasında Türka Kocaeli Stadyumu’nda oynanan Kocaelispor-Amedspor karşılaşması, futbolun önüne geçen ırkçı ve provokatif görüntülere sahne oldu.

Kocaelispor tribünlerindeki bir grup, Amedspor taraftarlarının bulunduğu bölüme doğru “sarı torba” salladı. Türkiye’de özellikle Kürtlere yönelik savaş ve şiddet politikalarının sembollerinden biri hâline getirilen “sarı torba”, yaşamını yitirenlerin cenazelerinin taşınması üzerinden bir tehdit ve aşağılama unsuruna dönüştürülmüş durumda.

Bu nedenle tribünlerde gerçekleştirilen eylemi sıradan bir taraftar tepkisi ya da futbol rekabetinin sınırları içerisinde değerlendirmek mümkün değildir. Ölümü çağrıştıran bir sembolün belirli bir halkla ve kimlikle özdeşleştirilerek kullanılması, açık biçimde düşmanlaştırıcı ve ırkçı bir anlam taşımaktadır.

Provokasyon “sarı torba” ile sınırlı kalmadı

Karşılaşmada yaşananlar yalnızca “sarı torba” provokasyonuyla sınırlı değildi.

Maç öncesinde İstiklal Marşı okunurken bazı Kocaelispor taraftarlarının bozkurt işareti yaptığı, karşılaşma sırasında Amedspor’a yönelik provokatif sloganların atıldığı ve maçın ardından stadyumda “Altaylardan Tuna’ya” adlı şarkının çalındığı belirtildi.

Kocaelispor taraftar grubu Hodri Meydan’ın sosyal medya hesabından paylaşılan bazı görüntülerde de faşist hareketle özdeşleşen sembol ve işaretlerin kullanılması dikkat çekti.

Bütün bu görüntüler birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo, futbol rekabetinin sınırlarını aşan milliyetçi, şoven ve ırkçı bir atmosferdir.

Burada altının özellikle çizilmesi gereken nokta şudur: Bir grup taraftarın gerçekleştirdiği ırkçı ve faşist provokasyonlar bütün Kocaelispor taraftarlarına mal edilemez. Karşı çıkılması gereken bir kentin ya da bir takımın taraftarları değil; tribünleri halklar arasındaki düşmanlığın, ırkçılığın ve faşist propagandanın alanına çevirmeye çalışan anlayıştır.

Tribünler halkları birbirine düşman etmenin alanı değildir

Futbol tribünleri toplumdan bağımsız değildir. Toplumdaki milliyetçilik, şovenizm, ırkçılık ve ayrımcılık nasıl tribünlere taşınıyorsa; dayanışma, kardeşlik ve birlikte yaşama iradesi de tribünlerde büyütülebilir.

Amedspor üzerinden Kürtlere yönelik ayrımcı ve düşmanlaştırıcı söylemlerin “futbol rekabeti” denilerek geçiştirilmesi, ırkçılığı görünmez ve giderek olağan hâle getirmekten başka bir sonuç doğurmaz.

Bir halkı, kimliği ya da toplumsal kesimi hedef alan ölüm çağrışımlı semboller taraftar kültürüyle açıklanamaz. Irkçılığı ve şovenizmi tribünlerin olağan bir parçası hâline getirmeye yönelik her girişim, toplumdaki kutuplaşmayı ve halklar arasındaki düşmanlığı daha da derinleştirir.

Faşizm de tam olarak böylesi bir zeminde güç kazanır: Halkların ortak sorunlarını görünmez kılarak emekçileri kimlikleri üzerinden birbirine düşmanlaştırır; öfkeyi eşitsizliği, sömürüyü ve adaletsizliği yaratanlara değil, farklı kimliklerden emekçilere yöneltmeye çalışır.

Bu nedenle ırkçılığa ve faşizme karşı mücadele yalnızca hedef alınanların sorunu değildir. Türküyle, Kürdüyle ve farklı kimliklerden bütün emekçilerin eşitlik ve kardeşlik içerisinde yaşamasını savunan herkesin ortak sorumluluğudur.

Futbol sahalarında rekabet, mücadele, sevinç ve yenilgi olabilir. Ancak bir halkı hedef gösteren tehditlere, ölüm çağrışımlı sembollere, ırkçı nefrete ve faşist provokasyonlara yer olmamalıdır.

Bu nedenle ırkçılığa ve faşizme karşı mücadele yalnızca doğrudan hedef alınanların sorunu değildir. Türküyle, Kürdüyle ve farklı kimliklerden bütün emekçilerin ortak sorumluluğudur.

Halkları birbirine düşmanlaştıran, emekçileri kimlikleri üzerinden karşı karşıya getiren her türlü ırkçı, şoven ve faşist anlayışa karşı en güçlü yanıt; dayanışmayı büyütmek, ortak mücadeleyi güçlendirmek ve halkların kardeşliğini savunmaktır.

Futbol sahalarında rekabet olabilir; ancak tribünler nefretin, tehditlerin ve ayrımcılığın alanına dönüştürülemez. Tribünlerde de sokakta da işyerlerinde de esas olan, farklı kimliklerden emekçilerin birbirine karşı değil, eşitsizliğe, sömürüye, ırkçılığa ve baskıya karşı yan yana durabilmesidir.

Irkçılığın karşısına dayanışmayı, şovenizmin karşısına halkların kardeşliğini, faşizmin karşısına örgütlü ortak mücadeleyi koymak zorundayız.

Bizi birbirimize düşman etmeye çalışanlara karşı dayanışmayı büyütelim. Türk ve Kürt emekçilerin ortak mücadelesini güçlendirelim.

Irkçılığa, şovenizme ve faşizme karşı halkların kardeşliği ve ortak mücadelesini büyütelim…

Editör

Exit mobile version