Güney Sudan’da silahlı baskın: En az 49 kişi yaşamını yitirdi

sudan

Güney Sudan’ın kuzeybatısındaki Warrap eyaletine bağlı Tonj North bölgesinde 27 Ağustos sabahı silahlı kişiler Machar-Pakuek hayvan kampı ile Mading Juer Boma köyüne saldırdı. Yerel saatle 05.00 sıralarında başlayan saldırıda en az 49 kişinin öldüğü, 33 kişinin de yaralandığı bildirildi. Reuters’a konuşan yetkililer, saldırganların bir bölümünün komşu Unity eyaletinden geldiğini belirtirken, Unity yönetimi saldırganların tamamının bu eyaletten olduğu iddiasını kabul etmedi. Warrap yönetimi ise saldırıyı “sınır ötesinde faaliyet gösteren silahlı bir suç şebekesi”nin eylemi olarak nitelendirdi.

Bölgede hayvan sürülerine yönelik baskınlar, su kaynakları ve otlaklar üzerindeki anlaşmazlıklar uzun süredir silahlı çatışmalara dönüşüyor. Ancak yaşananları yalnızca “kabileler arası çatışma” şeklinde tanımlamak, şiddeti besleyen ekonomik ve siyasal koşulları görünmez kılıyor. Ülkede sivillerin elindeki silahların yaygınlığı da yerel çatışmaların çok daha ağır can kayıplarına dönüşmesinde etkili oluyor.

Son saldırı, Warrap’ta haftalar içinde yaşanan ikinci büyük can kaybı oldu. 9 Ağustos’ta Tonj North bölgesindeki başka bir hayvan kampına düzenlenen saldırı ve ardından yaşanan çatışmalarda en az 60 kişi öldü, 50 kişi yaralandı. Yerel kaynaklar saldırıların hayvanların yağmalanması, yerel gruplar arasındaki husumet ve komşu bölgelerden gelen silahlı grupların katılımıyla büyüdüğünü aktardı. Şiddet nedeniyle siviller yerlerinden edilirken evler ve geçim kaynakları da tahrip edildi.

Güney Sudan’da bugün yaşanan tablo, 2011’de kazanılan bağımsızlığın halkın ekonomik ve toplumsal kurtuluşunu kendiliğinden sağlamadığını da ortaya koyuyor. Ülke, bağımsızlıktan kısa süre sonra iktidar ve petrol gelirlerinin paylaşımı etrafında gelişen bir iç savaşa sürüklendi. Petrol gelirleri üzerindeki iktidar mücadelesi, siyasal elitler arasındaki çatışmanın temel unsurlarından biri olurken ülkenin doğal kaynakları halkın temel ihtiyaçlarını karşılayan bir ekonomik yapının kurulmasına hizmet etmedi.

Güney Sudan önemli petrol kaynaklarına sahip olmasına rağmen halkın büyük bölümü ağır yoksulluk ve açlık koşullarında yaşıyor. Ülke ekonomisinin petrol ihracatına aşırı bağımlı olması, dış ekonomik koşullardaki ve bölgesel çatışmalardaki her sarsıntının doğrudan halka yansımasına neden oluyor. Sağlık, eğitim ve sosyal koruma gibi temel alanlar kaynak yetersizliği yaşarken güvenlik harcamaları ve siyasal iktidarın korunmasına dayalı yapı ağırlığını sürdürüyor.

Petrolün dünya pazarına taşınması için Sudan’daki boru hatlarına bağımlı olunması da ülkenin ekonomik bağımsızlığının ne ölçüde sınırlı olduğunu gösteriyor. Sudan’daki savaş nedeniyle petrol ihracat altyapısının kesintiye uğraması Güney Sudan ekonomisini ağır biçimde etkiledi. Petrol üretimindeki düşüş ekonominin daralmasına yol açarken kamu çalışanlarının maaşları aylarca ödenemedi, temel tüketim ürünlerinin fiyatları hızla arttı.

Bu tablo, Afrika’nın doğal kaynaklarının dünya pazarlarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ekonomik ilişkiler içinde değerlendirilmesinin yarattığı temel çelişkilerden birini ortaya koyuyor. Petrol üreten bir ülkede milyonlarca insan yeterli gıdaya, sağlık hizmetlerine ve güvenli yaşam koşullarına erişemiyor. Ülkenin kaynak zenginliği geniş halk kesimlerinin yaşam koşullarını iyileştirmek yerine iktidar mücadelelerinin, dışa bağımlılığın ve sermaye ilişkilerinin merkezinde yer alıyor.

Birleşmiş Milletler’in 2026 verilerine göre Güney Sudan’da yaklaşık 10 milyon kişi, yani nüfusun büyük bölümü insani yardıma ihtiyaç duyuyor. Silahlı çatışmaların yanı sıra ekonomik kriz, iklim felaketleri, salgın hastalıklar ve komşu Sudan’da süren savaş ülkedeki insani yıkımı daha da ağırlaştırıyor.

Dünya Gıda Programı verilerine göre ülkede 7,8 milyon kişi akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bulunuyor. İki milyondan fazla çocuk ise akut yetersiz beslenme riski altında. Sudan’daki savaştan kaçarak Güney Sudan’a geçen yüz binlerce kişinin ihtiyaçları da mevcut krizi ağırlaştırıyor. Buna karşın uluslararası insani yardım programları ciddi bir finansman açığıyla karşı karşıya.

Silahlı çatışmaların ve ekonomik çöküşün bedelini en ağır biçimde emekçiler, köylüler, kadınlar ve çocuklar ödüyor. Köylerin boşalması, hayvanların yağmalanması ve tarımsal üretimin sekteye uğraması, zaten kırılgan durumda olan milyonlarca insanın geçim olanaklarını daha da ortadan kaldırıyor.

Warrap’taki son katliam, Güney Sudan’daki krizin yalnızca birbirine düşman toplulukların sorunu olarak açıklanamayacağını bir kez daha gösteriyor. Toprak ve su üzerindeki baskının, yaygın silahlanmanın, petrol gelirleri üzerinden yürüyen iktidar mücadelelerinin, yoksulluğun ve dışa bağımlı ekonomik yapının iç içe geçmesi, yerel anlaşmazlıkları onlarca insanın öldüğü silahlı çatışmalara dönüştürüyor.

Güney Sudan halkının ihtiyacı yeni silahlar, daha fazla askerileşme ya da doğal kaynakların dış pazarlara aktarılmasına dayalı mevcut düzenin sürdürülmesi değil; halkların barış içinde yaşayabileceği, petrol ve diğer doğal kaynakların sağlık, eğitim, gıda, barınma ve diğer toplumsal ihtiyaçlar için kullanılacağı bağımsız bir ekonomik ve siyasal düzen.

Warrap yönetimi son saldırının ardından çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilenler için insani yardım çağrısında bulunurken, bölgedeki topluluklara da misilleme saldırılarından kaçınma çağrısı yaptı.

Exit mobile version