Gazze’de Soykırım Sürerken İnsanlığın Vicdanı Tükeniyor

Gazzz

Gazze’de ölüm artık yalnızca istatistiklerle anlatılan bir trajediye dönüşmüş durumda. Oysa açıklanan her rakamın arkasında bir hayat, bir aile, yarım kalan bir çocukluk ve yıkılan bir gelecek var.

Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahya’da bir evin bombalanması sonucu Henîn Salih, eşi Mûmin Ehmed ve çocukları Lana ile Bana’nın yaşamını yitirmesi, aylardır devam eden insani felaketin yalnızca son örneklerinden biri. Aynı bölgede sivillere açılan ateş sonucu başka bir kişinin daha hayatını kaybettiği, çok sayıda insanın yaralandığı bildiriliyor.

Gazze Sağlık Bakanlığının açıkladığı verilere göre, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana dahi 1.359 kişi İsrail saldırılarında yaşamını yitirdi, 4.571 kişi yaralandı. Ekim 2023’ten bu yana açıklanan toplam can kaybı ise on binlerle ifade ediliyor.

Burada asıl sorgulanması gereken yalnızca savaşın bilançosu değildir. İnsanlığın bu tablo karşısındaki sessizliği, uluslararası hukukun sivilleri koruma konusundaki etkisizliği ve dünyanın ölüm haberlerine giderek alışması da sorgulanmalıdır.

Bir anne, bir baba ve iki çocuğun aynı saldırıda yaşamını yitirmesi sıradan bir haber değildir. Çocukların öldüğü, ailelerin bütünüyle yok olduğu, insanların evlerinde dahi güvende olmadığı bir yerde insanlık adına ciddi bir ahlaki çöküş yaşanıyor demektir.

Gazze’de süren insani dram karşısında dünya kamuoyunun giderek duyarsızlaşması belki de yaşanan felaketin en ağır boyutlarından biridir. Çünkü sürekli tekrarlanan ölüm haberleri bir süre sonra rakamlara indirgeniyor; isimler unutuluyor, yüzler görünmez hale geliyor. Oysa her ölüm, geri getirilemeyecek bir insan hayatıdır.

İnsan hakları ve uluslararası hukuk, yalnızca siyasi çıkarlarla uyumlu olduğu zaman hatırlanacak kavramlar olamaz. Sivillerin korunması, insani yardımın engelsiz biçimde ulaştırılması ve hayat hakkının güvence altına alınması siyasi bir tercih değil, evrensel bir yükümlülüktür.

Gazze’de yaşananlar karşısında suskunluk büyüdükçe insanlığın ortak vicdanı da aşınıyor. Bugün mesele yalnızca Gazze’nin geleceği değildir; dünyanın çocukların ölümüne, sivillerin hedef olmasına ve ailelerin yok edilmesine ne kadar alışabileceği meselesidir.

İnsanlık vicdanını kaybettiği gün, geriye savunabileceği hiçbir evrensel değer kalmayacaktır.

Gazze’de ihtiyaç duyulan şey daha fazla ölüm haberi değil; kalıcı bir güvenlik, hesap verebilirlik, sivillerin korunması ve insan hayatını bütün siyasi hesapların üzerinde tutan gerçek bir barıştır.

Exit mobile version