Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1120’nci haftada bir kez daha Galatasaray Meydanı’nda buluşarak devlet zoruyla gözaltında kaybedilen yakınlarının hesabını sordu. Bu haftaki eylemde, 12 Eylül 1994’te Ankara Dikmen’de gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Kenan Bilgin’in akıbeti gündeme getirildi.
Kaybedilenlerin fotoğrafları ve karanfillerle gerçekleştirilen eyleme çok sayıda hak savunucusu katıldı. Basın açıklamasını TİHV İstanbul Temsilcisi Ümit Efe okudu.
Efe, 12 Eylül askeri darbesinin yarattığı devlet şiddeti ve cezasızlık düzenine dikkat çekerek, gözaltında işkence, kaybetme ve inkâr politikalarının sonraki yıllarda da sürdüğünü vurguladı.
35 yaşındaki Kenan Bilgin’in 12 Eylül 1994’te Ankara Dikmen’de bir otobüs durağından gözaltına alındığını belirten Efe, Bilgin’in Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldüğünü söyledi. Ailenin, avukatların ve İnsan Hakları Derneği’nin tüm girişimlerine rağmen emniyet Bilgin’in gözaltına alındığını inkâr etti.
Ancak 11 tanık, Bilgin’i Ankara Emniyeti’nde gözaltında ve işkence altında gördüklerini açıkladı. Buna rağmen soruşturma derinleştirilmedi. Bilgin’i bulmaya ve sorumluları ortaya çıkarmaya çalışan dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Selahattin Kemaloğlu görevinden uzaklaştırılırken, daha sonra dosyayı devralan savcılık tanıkların polisleri teşhis etme taleplerini dikkate almadı ve dosya kapatıldı.
İç hukuk yollarından sonuç alamayan Bilgin ailesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. AİHM, yaptığı incelemeler sonucunda Kenan Bilgin’in 12 Eylül 1994’te güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındığını ve 3 Ekim’e kadar devletin elinde tutulduğunu tespit etti. Mahkeme Türkiye’yi oybirliğiyle mahkûm etti.
Buna rağmen Bilgin’in akıbetini ortaya çıkarmaya yönelik etkili bir soruşturma yürütülmedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, AİHM’in tespitlerine rağmen dosyada zamanaşımı gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi.
Cumartesi Anneleri, yıllardır süren cezasızlık politikasına karşı Kenan Bilgin’in ve gözaltında kaybedilen tüm insanların akıbetinin açıklanmasını, sorumluların yargılanmasını istedi.
Eylem, polis ablukası altındaki Galatasaray Meydanı’na karanfiller bırakılmasıyla sona erdi.
