Kaypakkayacı hareketin uzun yıllar farklı alanlarda mücadele yürütmüş kadrolarından biri olarak bilinen Pala Sılo, uzun süredir mücadele ettiği kanser hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdi. Devrimci mücadele içerisinde onlarca yılı geride bırakan Pala yoldaşın ölümü, onu tanıyan yoldaşları ve dostları arasında derin bir üzüntü yarattı.
1962 yılında Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Kozluca köyünde dünyaya gelen Pala Sılo, daha çocukluk yıllarında Dersim’deki devrimci atmosferle tanıştı. Ekonomik nedenlerle göç ettiği İstanbul’un Zeytinburnu-Kazlıçeşme bölgesinde işçi olarak çalışırken sınıf mücadelesiyle bütünleşti. 1970’li yılların ortalarında devrimci saflara katılan Pala, yaşamını işçi sınıfının örgütlenmesine ve devrim mücadelesine adadı.
Deri atölyelerinden fabrikalara uzanan çalışma yaşamı boyunca yalnızca bir işçi olarak değil, aynı zamanda örgütleyici kimliğiyle de öne çıktı. Sendikal ve siyasal faaliyetlerde aktif rol üstlenen Pala Sılo, zor koşullar altında partinin ideolojik ve politik çizgisini savunan kadrolar arasında yer aldı.
12 Eylül askeri faşist darbesinin öncesinde başlayan tutukluluk yılları, işkenceler ve cezaevi koşulları onun mücadele azmini kırmadı. Tahliye olduktan sonra yeniden devrimci çalışmalara katılan Pala, şehir çalışmalarından gerilla alanlarına kadar farklı görevler üstlendi. Kaypakkaya geleneği içerisinde yaşanan tartışma ve ayrışma süreçlerinde tasfiyeci olarak değerlendirdiği eğilimlere karşı açık tutum aldı ve mücadeleyi sürdürdü.
Gerilla alanlarında üstlendiği sorumluluklar boyunca sade yaşamı, halkla kurduğu güçlü ilişkiler ve kararlı duruşuyla tanındı. Bölgede görev yaptığı dönemlerde gösterdiği pratik, onu yalnızca örgüt içinde değil halk arasında da saygıyla anılan isimlerden biri haline getirdi.
Kanserle Son Nefesine Kadar Direndi
Pala Sılo’nun son yılları ise ağır bir hastalıkla mücadele içinde geçti. Batıda ve Avrupa’da sürdürülen tedavi sürecinde defalarca hastaneye kaldırıldı, yoğun bakım ile normal servis arasında gidip gelen zorlu bir yaşam savaşı verdi. Buna rağmen moralini ve mücadele inancını kaybetmedi.
Onu son ziyaret edenlerin hafızasında yer eden en güçlü karelerden biri, yoğun bakımdan çıkarılarak tekerlekli sandalyeyle odasına götürülürken yaptığı zafer işareti oldu. Yakınları ve yoldaşları tarafından bu görüntü, yalnızca hastalığa değil, teslimiyete ve umutsuzluğa karşı verilmiş bir irade beyanı olarak değerlendirildi.
Bir Devrimcinin Mirası
Her devrimci gibi Pala Sılo da uzun mücadele yaşamı boyunca çeşitli zorluklar, eksiklikler ve insani zaaflarla karşı karşıya kaldı. Ancak onu tanıyanlar açısından belirleyici olan, bu yönlerinden çok, ömrünü adadığı devrim mücadelesi, ödediği bedeller ve ortaya koyduğu pratik oldu.
Yaşamının son döneminde yeterince sahiplenilmediğine ilişkin eleştiriler de devrimci çevrelerde tartışma konusu olurken, birçok yoldaşı onun özellikle hastalık sürecinde gösterdiği direncin unutulmaması gerektiğini vurguluyor.
Pala Sılo’nun geride bıraktığı miras; yalnızca uzun yıllara yayılan mücadele geçmişi değil, aynı zamanda en ağır koşullarda dahi teslim olmamayı esas alan bir irade anlayışıdır. Bu yönüyle o, Kaypakkayacı geleneğin mücadeleci kadroları arasında anılmaya devam edecektir.
Pala Sılo’nun anısı, Türkiye ve Kürdistan’da devrim ve sosyalizm mücadelesi yürütenler açısından yaşamı boyunca savunduğu değerlere bağlılığı ve kararlılığıyla hatırlanacaktır.
Pala yoldaş ölümsüzdür!
ÖNCÜ PARTİZAN- AVRUPA
23 Eylül 2026
