Fransa’da liseli isyanı büyüyor: Eğitimde eşitsizliğe polis ablukası

paris

Fransa’da öğretmen eksikliğinden kalabalık sınıflara, bakımsız okul binalarından ağır ders programlarına kadar biriken sorunlara karşı sokağa çıkan lise öğrencilerinin eylemleri bir haftayı geride bıraktı. Paris’in emekçi banliyölerinde başlayan hareket ülke geneline yayılırken yüzlerce öğrenci gözaltına alındı. Polis müdahalelerinde yaralanan öğrencilerden biri, çok yakın mesafeden yapılan Cougar lançer atışı sonucu yüzünden ağır yaralandı.

Fransa’da lise öğrencilerinin giderek kötüleşen eğitim koşullarına karşı başlattığı eylemler büyüyor. Geçtiğimiz hafta Paris banliyölerinde başlayan okul blokajları birkaç gün içerisinde ülkenin birçok kentine yayıldı.

Öğrencilerin itirazlarının merkezinde öğretmen ve eğitim personeli eksikliği, kalabalık sınıflar, yetersiz okul altyapısı, ağır ders programları ve üniversiteye geçiş sistemi Parcoursup’un yarattığı baskı bulunuyor. Le Monde’un görüştüğü öğrenciler özellikle Paris banliyölerindeki okullarla başkentin daha varlıklı bölgelerindeki eğitim kurumları arasındaki imkân farkına dikkat çekiyor.

28 Eylül Pazartesi günü hareket yaklaşık 180 liseyi etkilerken 164 kişi gözaltına alındı. Ertesi gün eylemler yüzlerce okula yayıldı. Eğitim Bakanlığının verilerine göre 29 Eylül’de yaklaşık 410 okul çeşitli düzeylerde protestolardan etkilenirken, hükümet yüzlerce gözaltı yapıldığını açıkladı.

30 Eylül’e gelindiğinde hareket 356 liseyi etkiliyordu. Reuters’ın aktardığı resmi verilere göre protestoların başlamasından itibaren öğrenci ve eğitim personeli arasında 119 yaralı bulunurken iki gün içinde yapılan gözaltıların sayısı bini aşmıştı. Gözaltına alınanların büyük bölümünün reşit olmayan öğrenciler olduğu bildirildi.

Banliyölerden yükselen itiraz

Hareketin merkezlerinden biri Paris’in kuzeyindeki Seine-Saint-Denis, yani idari koduyla “93” bölgesi.

Saint-Denis, Aubervilliers, Montreuil, Stains ve çevresindeki liselerde öğrenciler okul girişlerini bloke ederek eğitim koşullarına karşı eylemler düzenledi. 1 Ekim itibarıyla CGT, CNT, FSU ve SUD sendikaları Seine-Saint-Denis’de çok sayıda lisenin hâlâ blokaj veya protestolarla hareketli olduğunu bildiriyordu.

Saint-Denis’deki Paul-Éluard Lisesi de hareketin sembolik merkezlerinden biri haline geldi. Bölgedeki öğrenciler yalnızca öğretmen eksikliğinden değil, okul binalarının fiziksel koşullarından ve yetersiz sosyal destek hizmetlerinden de şikâyet ediyor.

Paris banliyölerinde Le Monde’a konuşan öğrenciler, öğretmenlerin yerine uzun süre yeni öğretmen atanmadığını, sınıfların aşırı kalabalık olduğunu, bilgisayar ve diğer eğitim altyapısının yetersiz kaldığını anlattı. Öğrencilerin ortak talebi ise oldukça yalın: Paris’in merkezindeki öğrencilerle aynı eğitim olanaklarına sahip olmak.

Bu nedenle liselerdeki hareket yalnızca günlük ders programlarına yönelik bir hoşnutsuzluktan ibaret değil. Eylemler, Fransa’nın banliyölerinde uzun yıllardır tartışılan kamusal hizmet ve eğitim eşitsizliğini yeniden gündeme taşıyor.

Öğrencilerin karşısına polis çıkarıldı

Eğitim koşullarındaki iyileştirme talepleri büyürken okulların çevresinde giderek daha yoğun polis varlığı görülüyor.

SUD-Solidaires Seine-Saint-Denis, Bartholdi, Blanqui, Paul-Éluard, Rosa Parks, Suger ve Utrillo liselerinde polis müdahaleleri yaşandığını belirterek öğrencilere destek çağrısı yaptı. Sendika, bölgede öğrencilere yönelik müdahaleleri “polis şiddeti” olarak nitelendirirken yetişkinleri öğrencilerin yanında bulunmaya çağırdı. Bu değerlendirme sendikanın kendi açıklamasına dayanıyor.

Ülke genelindeki görüntülerde polis ekiplerinin bazı blokajları dağıtmak için göz yaşartıcı gaz ve fiziksel müdahale kullandığı görülüyor. Aynı zamanda bazı eylemlerde çöp konteynerlerinin ateşe verilmesi, polisele çatışmalar yaşandı. Hükümet özellikle bu olayları öne çıkarırken öğrenci örgütleri protestoların temel nedenlerinin öğretmen eksikliği ve kötüleşen eğitim koşulları olduğunu vurguluyor.

Fransa’da böylece eğitim alanındaki toplumsal bir sorun, giderek daha fazla bir “kamu düzeni” tartışmasının içine çekiliyor.

14 yaşındaki öğrenci yüzünden vuruldu

Polis müdahaleleri üzerindeki tartışmayı büyüten en ciddi olaylardan biri 28 Eylül’de Val-d’Oise’daki Saint-Ouen-l’Aumône kentinde yaşandı.

Château d’Épluches Meslek Lisesi önündeki blokaj sırasında 14 yaşındaki bir öğrenci polis tarafından kullanılan Cougar tipi bomba lançerinden çıkan mühimmatla yüzünden vuruldu.

Olayın video görüntülerini inceleyen Le Monde, öğrencinin polislerle yaşadığı fiziksel temasın ardından lançerin çok yakın mesafeden ateşlendiğini bildirdi. Gaz bombasını doğrudan kişiye isabet ettirmemek için normal kullanımda silahın belirli bir açıyla ateşlenmesi gerekirken görüntülerde atışın yakın mesafeden yapıldığı görülüyor.

Pontoise Savcılığı öğrencinin çok sayıda dişini kaybettiğini açıkladı. Olayla ilgili iki ayrı soruşturma açıldı: Bunlardan biri öğrencinin bir polis görevlisine yönelik davranışlarını, diğeri ise polisin lançer kullanımının koşullarını inceliyor. İkinci soruşturma Fransız polis denetim kurumu IGPN’ye verildi.

Görüntülerin ortaya çıkması, polis müdahalelerinin ölçülülüğü konusundaki tartışmayı daha da büyüttü.

Sokakta eşit eğitim talebi

Hareketin dikkat çekici yanlarından biri protestoların yalnızca birkaç “sorunlu” okulda değil, farklı kentlerde aynı talepler etrafında ortaya çıkması.

Öğretmen yokluğu, derslerin boş geçmesi, sınıflardaki öğrenci sayısının artması, bakımsız okul binaları ve öğrencilerin gelecekleri üzerindeki baskı farklı bölgelerden gelen şikâyetlerin ortak başlıklarını oluşturuyor. Reuters da hareketin başlangıcındaki temel talepler arasında öğretmen açığı ve kötüleşen okul altyapısını sıralıyor.

Bu tablo özellikle Seine-Saint-Denis gibi işçi ve göçmen nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde eğitimdeki eşitsizlik tartışmasını yeniden öne çıkardı.

Öğrencilerin mesajı ise hükümetin protestolardaki güvenlik sorunlarına yaptığı vurgudan farklı: İyi eğitim almak için yaşadıkları bölgenin ya da ailelerinin gelirinin belirleyici olmamasını istiyorlar.

Sol siyaset ile öğrenciler arasındaki mesafe de tartışılıyor

Eylemler büyüdükçe parlamenter solun protestolarla ilişkisi de tartışmanın parçası haline geldi.

La France Insoumise başta olmak üzere çeşitli sol siyasi aktörler öğrencilere destek verirken hükümet, sol siyasetçileri hareketi siyasal amaçlarla kullanmakla suçladı. Sol aktörler ise bu suçlamaları reddederek öğrencilerin taleplerinin gerçek eğitim sorunlarından kaynaklandığını savundu.

Bu siyasi tartışmanın ötesinde, öğrenci hareketinin ortaya çıkardığı temel çelişki değişmiyor: Eylemlerin çıkış noktası, devlet okullarındaki öğrencilerin günlük olarak karşı karşıya oldukları eğitim koşulları.

Saint-Denis gibi bölgelerde yerel yöneticilerin öğrencilere verdikleri sözlü destek ile sahadaki kolluk uygulamaları arasındaki ilişki de protestocular ve sendikal çevreler tarafından sorgulanıyor. Ancak bu noktada tek tek siyasi aktörlerin polis müdahalelerindeki doğrudan sorumluluğunu ortaya koyan iddiaların ayrıca belgelenmesi gerekiyor.

Hareket ülke geneline yayıldı

Union syndicale lycéenne’in ülke çapında yaptığı blokaj çağrılarının ardından hareket Paris banliyölerinin dışına çıktı. Lille, Lyon, Grenoble, Nantes, Marseille ve başka kentlerde çok sayıda lise protestolardan etkilendi.

Eğitim Bakanlığının 29 Eylül verilerinde 400’ün üzerinde okulda eylem veya çeşitli düzeylerde aksama kaydedildi. Union syndicale lycéenne de 400’den fazla lisenin harekete katıldığını duyurdu.

Öğrencilerin eylemlerinin kamu çalışanlarının grevleriyle aynı döneme denk gelmesi, eğitimdeki sorunları Fransa’daki daha geniş bütçe ve kamu hizmetleri tartışmasıyla da birleştiriyor. Kamu çalışanları ücretlerin dondurulması ve bütçe politikalarına karşı greve giderken lise öğrencileri kendi okullarındaki kaynak yetersizliğine karşı sokaktaydı.

Bir haftada birkaç banliyö okulundan yüzlerce liseye yayılan hareket, hükümetin karşısına artık yalnızca tek tek okulların sorunlarını değil, kamusal eğitimin nasıl ve kimler için finanse edildiği sorusunu çıkarıyor.

Öğrenci hareketinin önündeki temel mesele ise eylemlerin büyüklüğünden çok, farklı okullardaki ortak taleplerin ne ölçüde kalıcı ve koordineli bir harekete dönüşeceği.

Fransa’da şu anda açık olan gerçek şu: Polis müdahaleleri ve yüzlerce gözaltı eylemleri sona erdirmiş değil. Öğretmen isteyen, daha az kalabalık sınıflarda okumak isteyen ve yaşadıkları banliyö nedeniyle daha kötü eğitime mahkûm edilmek istemeyen liselilerin itirazı sürüyor.

Exit mobile version