İstanbul’dan Filistin’e dayanışma: “Kınamak yetmez, ilişkiyi kes”

Filistin

Filistin Eylem Komitesi’nin çağrısıyla yüzlerce kişi İstanbul’da AKM’den Dolmabahçe’ye yürüdü. Aksa Tufanı’nın üçüncü yılında gerçekleştirilen eylemde Filistin halkıyla dayanışma mesajları verilirken, İsrail’e tam ambargo uygulanması, diplomatik ve ekonomik ilişkilerin kesilmesi, NATO’dan çıkılması ve Türkiye’deki emperyalist askeri üslerin kapatılması talep edildi.

İstanbul’da siyasi partiler, sosyalist örgütler, sendikalar, meslek örgütleri, kadın örgütleri ve öğrenciler 4 Ekim’de Filistin için bir araya geldi. Filistin Eylem Komitesi’nin çağrısıyla Atatürk Kültür Merkezi önünde başlayan yürüyüş Dolmabahçe’de sona erdi.

“Gazze 3 yıldır direniyor! Filistin’e özgürlük! İsrail’e tam ambargo!” pankartının taşındığı yürüyüşe çeşitli sosyalist örgütlerin yanı sıra KESK, İstanbul Tabip Odası, öğrenciler, kadın örgütleri ve dayanışma inisiyatifleri katıldı.

Yürüyüş boyunca “Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak”, “Kınamak yetmez, ilişkiyi kes”, “Ceyhan’dan akan petrol değil kan”, “Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği” ve “Nehirden denize özgür Filistin” sloganları atıldı. Almanya Başkonsolosluğu önünde de İsrail’e verilen siyasi ve askeri destek protesto edildi.

Filistin sorunu yalnızca bir “insani kriz” değil

Dolmabahçe’de Türkçe, Arapça ve İngilizce okunan açıklamada, Filistin’de yaşananların yalnızca son üç yılın savaş tablosuyla açıklanamayacağı vurgulandı. Filistin Eylem Komitesi, 7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı operasyonunu Gazze ablukası, Batı Şeria’daki işgal ve yerleşim politikaları ile Filistin halkının yıllardır karşı karşıya kaldığı hak gasplarının oluşturduğu tarihsel bağlam içinde değerlendirdi.

Bu yaklaşım, Filistin meselesini salt bir “çatışma” veya insani yardım sorunu olmaktan çıkararak sömürgecilik, işgal ve emperyalist güç ilişkileri ekseninde ele alıyor. Eylemin politik hattında da yalnızca ateşkes talebi değil, İsrail’i ayakta tutan ekonomik, diplomatik ve askeri ilişkilerin hedef alınması öne çıktı.

Komite açıklamasında Gazze’deki yıkımın sorumluluğunun yalnızca İsrail hükümetiyle sınırlı olmadığı; ABD başta olmak üzere İsrail’e siyasi ve askeri destek sağlayan emperyalist devletlerin de yaşananlardan sorumluluk taşıdığı savunuldu. Bu nedenle Filistin’le dayanışmanın aynı zamanda bölgedeki emperyalist müdahalelere karşı mücadele anlamına geldiği belirtildi.

Hükümetin İsrail politikası da protestonun hedefindeydi

Yürüyüşte AKP hükümetinin Filistin politikası da sert biçimde eleştirildi. Eylemciler, hükümetin İsrail karşıtı söylemine rağmen ekonomik ve stratejik ilişkilerin bütünüyle koparılmadığını savundu.

Bu başlık, Türkiye’de Filistin dayanışma hareketinin en önemli tartışma alanlarından biri olmayı sürdürüyor.

Ticaret Bakanlığı ise bu iddiaları reddediyor. Bakanlık, Türkiye’nin 2 Mayıs 2024 itibarıyla İsrail’le ihracat, ithalat, transit ve serbest bölge ticaretini tamamen durdurduğunu ve 2026 itibarıyla doğrudan ticaretin “sıfır” olduğunu bildiriyor.

Bununla birlikte resmi belgeler, Türkiye ile Filistin arasındaki ticaretin özel bir mekanizmayla sürdüğünü ve Filistin’in bağımsız gümrük kapıları bulunmadığı için malların İsrail kontrolündeki gümrük ve limanlardan geçmek zorunda olduğunu da ortaya koyuyor. Ticaret Bakanlığına göre her sevkiyat Filistin Milli Ekonomi Bakanlığının onayıyla yapılıyor ve bu mekanizma malların İsrail’e kaymasını önlemek üzere oluşturuldu.

Filistin Eylem Komitesi ise mevcut sistemin denetlenebilirliğini sorguluyor ve üçüncü ülkeler ya da Filistin varışlı gösterilen sevkiyatlar üzerinden ambargonun fiilen aşılabildiğini öne sürüyor. Dolayısıyla tartışmanın merkezinde yalnızca gümrük kayıtları değil, İsrail ekonomisiyle doğrudan veya dolaylı bütün ekonomik bağların kesilip kesilmediği bulunuyor.

“Filistin’in yanında olmak emperyalist üsleri kapatmaktır”

Eylemde öne çıkan bir başka başlık NATO ve Türkiye’nin Batı emperyalizmiyle askeri ilişkileriydi.

Filistin Eylem Komitesi, Filistin sorununu Türkiye’nin NATO üyeliğinden ve ülkedeki ABD-NATO üslerinden bağımsız ele almanın mümkün olmadığını ifade edildi. Açıklamada Filistin’le dayanışmanın İsrail’e yönelik diplomatik açıklamalardan ibaret bırakılamayacağı belirtilerek NATO’dan çıkılması, emperyalist askeri üslerin kapatılması ve İsrail’e kapsamlı ambargo uygulanması istendi.

Bu yaklaşım, Filistin sorununu daha geniş bir anti-emperyalist mücadele çerçevesine yerleştiriyor: ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığından NATO politikalarına, enerji hatlarından silah ve ticaret ilişkilerine kadar uzanan ekonomik ve askeri düzenin sorgulanmasını gündeme getiriyor.

Dayanışmanın ölçüsü söylem değil, somut adım

İstanbul’daki yürüyüş, Türkiye’de Filistin’le dayanışmanın hükümetin dış politika söyleminden bağımsız, toplumsal ve sınıfsal bir zeminde büyütülmesi gerektiği yönündeki çağrıların da bir ifadesi oldu.

Eylemcilerin mesajı açıktı: Gazze için yalnızca kınama açıklamaları veya sembolik dayanışma gösterileri yeterli değil. İsrail üzerinde gerçek bir baskı kurulabilmesi için ekonomik, diplomatik ve askeri ilişkilerin sorgulanması; Filistin halkının kendi geleceğini belirleme hakkının savunulması gerekiyor.

AKM’den Dolmabahçe’ye uzanan yürüyüşte yükselen “Kınamak yetmez, ilişkiyi kes” sloganı da bu yaklaşımı özetledi.

Filistin Eylem Komitesi, dayanışmayı yalnızca Gazze’de bombalar düştüğünde hatırlanan bir vicdan meselesi olarak değil; savaşı, işgali ve sömürgeciliği mümkün kılan ekonomik ve emperyalist ilişkiler karşısında süreklilik taşıyan bir mücadele olarak tarif etti.

Exit mobile version