Türkiye, Meclis’te stajyer kız öğrencilere yönelik cinsel istismar skandalını tartışırken, Nisan 2025’te yayımlanan bir araştırma çocuklara yönelik istismarın ulaştığı korkunç boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. Araştırmada, 2-12 yaş aralığında bir çocuğun istismar sonucu hamile kaldığı tespit edildi. “Bir kerede bir şey olmaz” diyerek istismarı küçümseyen zihniyetin, çocukların hayatını nasıl karanlığa sürüklediği bir kez daha ortaya çıktı.
“Cinsel İstismar Mağduru Çocuklarda Adli Tıbbi Muayene Bulgularının İncelenmesi” başlıklı çalışma, Ömer Büber, Mehmet Saki Çelik, Enes Sarıgedik, Enes Emre Öztürk ve Mustafa Tolga Tunagür tarafından gerçekleştirildi. Akademisyenler, Marmara Bölgesi’ndeki bir hastanenin çocuk izlem merkezine başvuran 121 istismar dosyasını bir yıl boyunca inceledi. Başvuran 121 mağdurun 108’i kız, 13’ü erkekti. Bu mağdurların 26’sı ise 2 ile 12 yaş arasındaki çocuklardan oluşuyordu.
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri hamilelik durumuyla ilgiliydi. Dört mağdurun kesin olarak gebe olduğu, sekizinde ise gebelik şüphesi bulunduğu belirtildi. Kesin gebe olanlardan biri, şüpheli olanlardan ise ikisi 2-12 yaş aralığındaki çocuklardı. Bu tablo, istismarın vahametini ve koruma mekanizmalarının çocukları yeterince güvence altına alamadığını bir kez daha ortaya koydu.
Mağdurların önemli bir kısmı istismarı açıklamakta gecikti. Vakaların yüzde 33,9’u altı aydan uzun süre beklediklerini ifade ederken, yüzde 17,4’ü olayı ilk 48 saat içinde açıkladı. 26 vakada tekrarlayan istismar tespit edildi. Bu durum, istismarın yalnızca bir anlık bir saldırı değil, çoğu durumda sistematik bir şiddet biçimi hâline geldiğini gösteriyor.
Şüphelilerin 85’i aile dışından olsa da, 36 şüphelinin aile içinden çıkması dikkat çekti. Baba, ağabey, dede, amca ve dayı gibi yakın aile üyelerinin yer aldığı bu tablo, çocukların en güvende olması gereken yerlerde bile büyük bir risk altında olduğunu gösteriyor. Araştırmada ayrıca 32 vakada genital travma bulgusu saptandığı belirtildi ve fiziksel muayenenin istismar vakalarının tespitinde hayati önem taşıdığı vurgulandı.
Bu araştırma, çocukların korunması konusunda yıllardır sürdürülen ihmalkâr tutumun bedelini en ağır şekilde ödediğini gösteriyor. “Bir kerede bir şey olmaz” diyen anlayışın, çocukların yaşamlarını karartan istismar mekanizmalarını nasıl beslediği bir kez daha açığa çıkmış durumda.
