Koma Civakên Kurdistanê (KCK), Meclis’te 18 Şubat’ta oy çokluğuyla kabul edilen komisyon raporuna ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, raporda “Kürt sorununun adının konulmadığı” belirtilerek, “Adı konulmayan sorun çözülemez” ifadelerine yer verildi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı tarafından yapılan değerlendirmede, raporda Kürt halkına yönelik inkar ve asimilasyon politikalarına değinilmediği savunuldu. Açıklamada, demokratikleşmeye dair kapsamlı bir yaklaşımın bulunmadığı ileri sürülerek, raporun temel eksiklikler içerdiği ifade edildi.
Açıklamada, Kürt sorununun çözümsüz kalmasının demokrasi eksikliğinden kaynaklandığı öne sürülerek, “Bir sorunun adı konulmadan çözülmesi mümkün değildir. Raporda kök sebeplerin ortadan kaldırılmasından söz ediliyor ancak bu sebepler açıkça ortaya konulmuyor” denildi. Kürt varlığına ve sorununa doğrudan atıf yapılmamasının eleştirildiği metinde, bu durumun toplumsal ve siyasal açıdan sorunlu olduğu kaydedildi.
“Özgürlük Hareketi 52 Yıldır Mücadele Ediyor”
Açıklamada, Kürt özgürlük hareketinin “terörizm” ile nitelendirilmesine karşı çıkılarak, hareketin halk desteğine dayandığı savunuldu. Mücadelenin 52 yıldır sürdüğü belirtilen metinde, devletin ise uluslararası ilişkilerini kullanarak dış destek aldığı iddia edildi.
Ayrıca, Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası bir komplo olduğu iddiasına yer verilerek, hareketin dış güçlere dayandığı yönündeki söylemlerin “karalama” olduğu savunuldu.
“Silah Bırakma ve Demokratik Siyaset” Vurgusu
KCK açıklamasında, raporda silah bırakma ve Türkiye’ye dönüş konusuna da değinildiği belirtilerek, bu başlığın demokratik siyaset yapma özgürlüğü temelinde ele alınması gerektiği ifade edildi. Açıklamada, demokratik siyaset imkanlarının güvence altına alınmadığı bir ortamda silah bırakma çağrılarının gerçekçi olmadığı görüşü dile getirildi.
Metinde, silah bırakma meselesinin yalnızca bireysel bir dönüş olarak ele alınamayacağı savunularak, demokratik entegrasyon ve siyasal faaliyet zemininin oluşturulması gerektiği belirtildi.
