ABD emperyalizminin Küba’ya yönelik saldırganlığı yeni değildir. 1959 Devrimi’yle birlikte halkın iktidarı alması ve sosyalist bir yol seçmesi, emperyalist sistem açısından affedilmez bir “suç” sayılmıştır. O günden bu yana uygulanan abluka, yalnızca bir dış politika aracı değil; sosyalizme duyulan sınıfsal kinin somutlaşmış halidir. Trump yönetiminin Küba’ya petrol sağlayan ülkelere yaptırım tehdidi savurarak kuşatmayı genişletmesi, 11 milyonluk bir halkı açlık ve yoksunlukla terbiye etmeye dönük bilinçli bir ekonomik savaştır.
Bu düşmanlık tek tek başkanların tercihi değildir; sosyalist bir ülkenin varlığına tahammül edemeyen emperyalist düzenin sürekliliğidir. Eisenhower’dan Kennedy’ye, Clinton’dan Trump’a uzanan çizgide değişmeyen şey, Sosyalist Küba’yı diz çöktürme iradesidir. Çünkü Küba, sağlık ve eğitimi meta olmaktan çıkararak kamusal hak haline getirmiştir. Çünkü Küba, toprağı ve üretimi çokuluslu şirketlere değil halkına dayandırmıştır. Çünkü Küba, kapitalist sömürüye alternatif bir toplumsal örgütlenmenin mümkün olduğunu göstermiştir.
Abluka tam da bu nedenle ideolojiktir. Elektrik santrallerini, su şebekelerini, hastaneleri ve gıda zincirlerini hedef almak; bir halkın iradesini kırmaya yöneliktir. Sosyalizme duyulan kin, Küba halkının günlük yaşamında kesinti, kıtlık ve baskı olarak somutlaşmaktadır. “Yaptırım” adı altında yürütülen bu politika, açık bir toplu cezalandırmadır.
Dünya halkları ise gerçeği görmektedir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 193 ülkeden 187’sinin ablukanın kaldırılması yönünde oy kullanması, emperyalist politikanın uluslararası alanda tecrit edildiğini göstermektedir. Yıllardır yinelenen bu tablo, Sosyalist Küba’nın yalnız olmadığını ilan etmektedir. ABD ve İsrail dışında kalan dünya, bu kuşatmayı reddetmektedir.
62 yılda 151 milyar Avro’yu aşan zarar yalnızca ekonomik bir veri değildir. Bu, sosyalist bir halkın iradesini kırmak için ödetilmek istenen bedeldir. Aynı zamanda direnişin büyüklüğünü de göstermektedir. Küba, tüm baskılara rağmen sağlık tugaylarını dünyanın dört bir yanına göndermiş, dayanışmayı büyütmüş ve insanlığın yanında yer almıştır. Sosyalizm burada yalnızca bir yönetim biçimi değil, dayanışmanın ve eşitliğin adıdır.
Bugün Küba’ya yönelik saldırganlık, sosyalizme yöneltilmiş bir saldırıdır. Sosyalist bir ülkenin varlığına tahammül edemeyen kapitalist düzen, ablukayla sonuç almaya çalışmaktadır. Bu nedenle Küba’yla dayanışma, yalnızca bir ülkeyi savunmak değil, sömürüye karşı bir alternatifi savunmaktır.
Tarafsızlık yoktur. Ya emperyalist kuşatmadan yana olunacaktır ya da Sosyalist Küba’nın yanında yer alınacaktır. Emperyalizm mutlaka yenilecek, Küba halkı kazanacaktır.
Abluka derhal kaldırılmalıdır!
Sosyalist Küba’ya yönelik tüm yaptırımlar sona erdirilmelidir!
Emperyalist saldırganlığa karşı enternasyonalist dayanışma büyütelim!
Küba yalnız değildir.
Sosyalist Küba onurumuzdur.
Hasta la victoria siempre!
Editor
