Newroz, yalnızca bir bayram değil; zulme, baskıya ve sömürüye karşı yakılmış tarihsel bir isyanın adıdır. Her yıl 21 Mart’ta yeniden harlanan bu ateş, binlerce yıllık direniş geleneğinin bugüne taşınan en güçlü simgelerinden biridir. Newroz, karanlığa karşı aydınlığın, köleliğe karşı özgürlüğün ve teslimiyete karşı başkaldırının ifadesidir.
Efsaneye göre zalim Dehak’ın zulmüne karşı Demirci Kawa’nın yaktığı isyan ateşi, yalnızca bir dönemin sonunu değil; halkların kaderini kendi ellerine alma iradesinin başlangıcını simgeler. O günden bu yana Newroz ateşi, egemenlerin korkusu, ezilenlerin umudu olmuştur. Bu ateş, her dönemde yeniden yakılmış, her baskı dalgasında daha da büyümüştür.
Bugün Newroz; Kürt, Türk, Ermeni, Arap, Süryani, Ezidi ve Ortadoğu’nun tüm halklarının ortak direniş günü haline gelmiştir. Bu yönüyle Newroz, yalnızca ulusal bir bayram değil; aynı zamanda enternasyonal bir mücadele çağrısıdır. Halkların ortak tarihinin, ortak acılarının ve ortak direnişinin sembolüdür.
Bastırılamayan direniş geleneği
Tarih boyunca egemen güçler, Newroz’un taşıdığı bu devrimci özü yok etmeye çalışmıştır. Katliamlarla, yasaklarla, inkâr ve asimilasyon politikalarıyla bu ateşi söndürmek istemişlerdir. Ancak hiçbir zor aygıtı, halkların yüreğinde yanan bu ateşi söndürememiştir.
Türkiye’de de Newroz, uzun yıllar boyunca yasaklanmış, inkâr edilmiş ve içi boşaltılmaya çalışılmıştır. Özellikle 12 Eylül faşist cuntası döneminde halkların kimliği, dili ve kültürü hedef alınmış; Newroz’un isyan karakteri ortadan kaldırılmak istenmiştir. Ancak bu baskılar, tersine daha büyük bir direniş birikiminin oluşmasına yol açmıştır.
1980’lerin ortalarından itibaren yükselen Kürt ulusal mücadelesi, Newroz’un yeniden gerçek anlamıyla sahiplenilmesinin önünü açmıştır. 1990’lı yıllarda ise milyonların alanlara aktığı Newroz kutlamaları, egemenlerin tüm yasaklarını fiilen boşa çıkarmıştır.
Egemenler, bu yükselişi kırmak için Newroz’u “bahar bayramı”na indirgemeye, tarihsel ve siyasal içeriğinden koparmaya çalışmıştır. “Nevruz” adı altında düzenlenen resmi törenlerle Newroz’un devrimci özü törpülenmek istenmiştir. Ancak bu çabalar da sonuçsuz kalmıştır. Çünkü Newroz, halkların hafızasında bir eğlence değil, bir direniş günü olarak yaşamaktadır.
Newroz’un sınıfsal ve ulusal anlamı
Newroz’un anlamı yalnızca ulusal kimlikle sınırlı değildir. Aynı zamanda sınıfsal bir karakter taşır. Çünkü baskı, sömürü ve eşitsizlik yalnızca bir halkın değil, tüm emekçi sınıfların ortak sorunudur.
Bu nedenle Newroz:
Emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesidir
Faşizme karşı özgürlük mücadelesidir
Sömürüye karşı emek mücadelesidir
Halkların eşitliği ve kardeşliği için verilen kavganın adıdır
Newroz alanlarında yükselen sloganlar, yalnızca geçmişe değil, bugüne ve geleceğe de yöneliktir. Bu yönüyle Newroz, bir bayram değil; bir mücadele çagrisdır.
Ortadoğu’da yanan ateş ve newroz
Bugün Ortadoğu coğrafyası, emperyalist müdahalelerin, işgallerin ve savaş politikalarının kıskacı altındadır. Halklar; savaş, yoksulluk, göç ve baskı ile karşı karşıya bırakılmaktadır.
Ancak bu karanlık tabloya rağmen, Newroz ateşi hâlâ yanmaktadır.
Kürdistan’ın dağlarında, şehirlerinde, köylerinde; Anadolu’nun emekçi mahallelerinde ve dünyanın dört bir yanında yakılan Newroz ateşleri, bu coğrafyada direnişin bitmediğini göstermektedir.
Her Newroz, halkların hafızasını tazeler. Her Newroz, yeni bir mücadele iradesi yaratır. Her Newroz, “teslimiyet yok” diyenlerin çoğaldığını gösterir.
Newroz ruhu ve mücadelenin geleceği
Newroz’un gerçek anlamı, onu sadece kutlamak değil; onun temsil ettiği mücadeleyi büyütmektir. Bu da ancak halkların ortak mücadelesiyle mümkündür.
Bugün ihtiyaç duyulan şey:
Ulusal ve sınıfsal mücadelenin birleşmesi
Halkların ortak düşmanlarına karşı birlikte hareket etmesi
Emperyalizme ve onun işbirlikçilerine karşı ortak bir direniş hattının kurulmasıdır
Newroz’un ruhu tam da bunu ifade eder: Birlik, direniş ve özgürlük.
Tarihin her döneminde Dehaklar olmuş, ama onlara karşı Kawa’lar da çıkmıştır. Bugün de durum farklı değildir. Emperyalist güçler ve onların bölgedeki uzantıları, halkları teslim almaya çalışırken; Newroz’un isyan ateşi bu karanlığı parçalamaya devam etmektedir.
Bugün, ABD ve siyonist İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan ve giderek büyüyen emperyalist savaşın Ortadoğu’yu bir kan gölüne çevirmeye başladığı günlerde Newroz’u karşılıyoruz. Bu gerçeklik, Newroz’un anlamını daha da büyütmektedir.
Newroz, tam da böyle dönemlerde bir çağrıdır:
Newroz ruhuyla emperyalist savaşa ve yayılmacılığa karşı, halkların birliği temelinde mücadeleyi büyütmeye!
Bijî Newroz!
Newroz pîroz be!
Yaşasın halkların kardeşliği!
