Öğrenci Kolektifleri İlayda Zorlu davasında ‘Hedef gösteren polis ve polis baba Zorlu da yargılanmalı’

featured
0
Paylaş

Ölümünün birinci ayında İlayda Zorlu ile ilgili açıklama yapan Öğrenci Kolektifleri, başta İlayda Zorlu’nun katıldığı eylemleri terörize eden polis teşkilatı olmak üzere İlayda’yı ölüme sürükleyen polis baba Bekir Zorlu’nun yargılanmasını ve dava sürecinin şeffaf bir şekilde yürütülmesini istedi.

Öğrenci Kolektifleri, Karadeniz Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi İlayda Zorlu’nun Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde bulunan aile evinde polis babasına ait beylik tabancasından çıkan kurşunla hayatını kaybetmesinin birinci ayında, hazırladıkları “İlayda Zorlu Dosyası”nı basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı.

Taksim’de bulunan DİSK/Enerji-Sen 1 No’lu Şube’de yapılan açıklamada Öğrenci Kolektifleri Yürütme Kurulu üyesi Eylül Naz Doğan ve dosya avukatlarından Hasan Ağzıküçük konuştu.

Eylül Naz Doğan, polis baba Bekir Zorlu’nun, İlayda’nın aile evine ziyarete gittiği süreçte arandığını ve aileyi arayan polisin “Kızınız 8 Martlara, eylemlere katılıyor, yakında dağa da çıkar” gibi söylemlerle aileyi provoke ettiğini hatırlattı.

BABASININ FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK ŞİDDETİNE UĞRADI

Doğan, İlayda Zorlu’nun babası tarafından fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını, zorla eve kapatıldığını ve telefonuna el konulduğu aktardı. İlayda Zorlu’nun ölümünden önce arkadaşları ile olan mesajlarda baba Bekir Zorlu’nun şiddet uyguladığının görüldüğünü aktaran Doğan, ancak yürütülen soruşturmada şüpheli bulunmadığına dikkat çekti.

Mesajlarda İlayda’nın, 17 Nisan cuma günü öğleden sonra arkadaşlarıyla iletişim kurarak, “Lütfen gelin alın beni. Gelecek misiniz? Korkuyorum. Ailem beni okutmayacak. Kaçmam lazım. Yoksa intihar edeceğim” dediği görülüyor. “Babam kızdı bağırdı, okula gitmeyeceksin dedi” diyen İlayda’ya, konuşmak için ailesinin numarasını vermesini isteyen arkadaşları “Veremem beni döverler. Kaçmam gerek” yanıtını alıyor. İlayda’nın arkadaşlarına son mesajı 17.04’te yazdığı “Ben yazana kadar sakın yazmayın bana. Tek mesaj bile. Babam eve geliyor yazmayın, telefonumu alacak birazdan. Yine de ulaşırım akşam” şeklindeki mesaj. Ancak birkaç saat sonra yerel haber sitelerine İlayda’nın ölüm haberi düşüyor.

DOSYADA ŞÜPHELİ KİMSE BULUNMUYOR

Eylül Naz Doğan tüm bu bulgulara rağmen dosyada şüpheli olmamasına tepki göstererek şunları söyledi: “İlayda’nın ölümünden sonra üniversite arkadaşları CİMER üzerinden şikayette bulundular. Dosya kapsamında, kaldığı yurt ve üniversite arkadaşlarının ifade işlemleri gerçekleştirilecek. Hatay Barosu’nun başsavcılık ile yaptığı görüşmede dosyada herhangi bir şüphelinin bulunmadığı öğrenildi. Baba Bekir Zorlu’nun polis olmasından ötürü, dava jandarma tarafından yürütülmektedir. İlayda’nın zorla evde tutulduğuna dair mesajlar da dosya kapsamına eklenecek. Dosya kapsamında yalnızca İlayda’nın kardeşi tanık olarak görülmektedir. Dosyada herhangi bir şüpheli bulunmamaktadır.”

‘POLİSİ Mİ ARAYACAĞIM! HEPSİ BABAMIN ARKADAŞI”

İlayda’nın arkadaşlarına attığı mesajlarda “Polisi mi arayacağım, ne yapmam gerek? Hepsi babamın arkadaşı” ifadeleri kullandığını aktaran Doğan, başta İlayda Zorlu’nun katıldığı eylemleri terörize eden polis teşkilatı olmak üzere İlayda’yı ölüme sürükleyen polis baba Bekir Zorlu’nun yargılanmasını ve dava sürecinin şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiği kaydetti.

Yerel basın ve ajanslar İlayda Zorlu’nun ölümünü önce “kaza” sonra da “intihar” diyerek duyurduğuna dikkat çeken Doğan, “Soruşturma henüz bitmediğinden ötürü, İlayda gerçekten intihar mı etti yoksa aile bireyleri tarafından öldürüldü mü henüz bilinmiyor. Fakat sonuç ne olursa olsun yaşanan politik bir cinayettir” dedi.

Öğrenci Kolektifleri Yürütme Kurulu üyesi Eylül Naz Doğan, İlayda Zorlu’nun devlet ve aile işbirliği ile öldürüldüğü şu üç maddeyle vurguladı:

“İlayda yasal olan 8 Mart eylemlerine katıldığı için Emniyet tarafından hedef gösterilmiştir.

Polisin, reşit bir bireyin ailesini “terör örgütüne katılım” iftirasıyla aramasının hiçbir yasal dayanağı yoktur.

Bu arama ve tehditlerin ardından İlayda, babası tarafından baskı, şiddet gören; zorla eve kapatılmıştır. Birkaç saat sonra da polis babasının silahından çıkan bir kurşunla hayatı sona ermiştir.”

Dosya avukatlarından Hasan Ağzıküçük, polisin eylemlere ve etkinliklere katılan gençlere yönelik yaptığı aile aramalarının TCK 136’da düzenlenen kişisel verilerin korunması kanununun açık ihlali olduğunu ve kişisel verilerin hukuka aykırı paylaşılması suçunun oluşturduğunu kaydetti. Ağzıküçük sözlerini şöyle sürdürdü: “İfade ve örgütlenme özgürlüğünün ihlalidir. Anayasa madde 26’da düzenlenen ifade özgürlüğü ve madde 34’te düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının açık ihlalidir. Kolluk yetkisinin kanuni sınırlar dışında kullanılması söz konusudur. Bu nedenle TCK madde 257’de düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur.”

‘ETKİLİ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMÜYOR’

Ağzıküçük, sürecin takipçisi olacaklarını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Savcılığın maddi gerçeği araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini görüyoruz. Etkili soruşturma yürütülmediğini görüyoruz. Yapılması gereken, İlayda Zorlu’nun babasının şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınması, aile araması yapan kolluk görevlisinin ifadesinin şüpheli sıfatıyla alınması, bu aile aramasına dair HTS kayıtlarının dosyaya kazandırılması, bu aramanın arkasındaki kurumsal emir-komuta zincirinin incelenmesi, İlayda’nın ailesinden baskı ve tehdit gördüğünü anlattığı iki arkadaşının tanık sıfatıyla dosyaya dahil edilmesi gerekirken bu adımların atılmaması etkili bir soruşturmanın yürütülmediğini gösteriyor.”

Kaynak: sendika.org