Fransa’da derinleşen hayat pahalılığına, akaryakıt zamlarına ve emekçilere dayatılan yoksullaşmaya karşı Sarı Yelekliler yeniden harekete geçiyor. 17 Ekim’de ülke genelinde binden fazla noktada eylem düzenlenmesi planlanıyor. Öğrencilerin de protestolara katiyor.
Fransa’da 2018 yılında akaryakıt zamlarına karşı başlayan ve kısa sürede kitlesel bir halk hareketine dönüşen Sarı Yelekliler, yeniden sokaklara çıkmaya hazırlanıyor. Artan yaşam maliyetleri, düşen alım gücü ve hükümetin ekonomi politikalarına karşı 17 Ekim’de ülke çapında geniş katılımlı protestolar yapılacağı duyuruldu.
Başkent Paris başta olmak üzere Lille, Marsilya ve Nantes gibi kentlerde düzenlenmesi planlanan eylemlerin, kent merkezlerinin yanı sıra akaryakıt depolarına, limanlara, tren garlarına ve ana ulaşım noktalarına taşınması bekleniyor.
Yaklaşık bir aydır eğitim koşullarının iyileştirilmesi için mücadele eden lise ve üniversite öğrencilerinin de gösterilere katılyor. Basına yansıyan istihbarat değerlendirmelerinde, Paris dışındaki eylemlere 50 bin ila 100 bin kişinin katılabileceği belirtiliyor.
Polis şiddeti Sarı Yeleklileri susturamadı!
17 Kasım 2018’de başlayan Sarı Yelekliler hareketi, Fransa’da sermaye yanlısı ekonomi politikalarına ve Emmanuel Macron yönetiminin uygulamalarına karşı büyüyen toplumsal tepkinin simgelerinden biri haline gelmişti.
Geçmiş protestolar ağır polis müdahalelerine sahne olmuş, yüzlerce gösterici yaralanmış, çok sayıda kişi kalıcı sakatlıklarla karşı karşıya kalmıştı. Buna rağmen hareket uzun süre sokaklardaki varlığını sürdürmüştü.
Sarı Yeleklilerin yeniden harekete geçmesi, Fransa’da biriken toplumsal hoşnutsuzluğun ortadan kalkmadığını gösteriyor. Artan hayat pahalılığı, ücretlerin erimesi ve sosyal haklara yönelik saldırılar, işçi ve emekçilerin yaşam koşullarını ağırlaştırmaya devam ediyor.
Sermaye iktidarlarının krizin faturasını emekçilere ödetme politikaları karşısında Fransa sokakları yeniden kitlesel protestolara hazırlanıyor.
Yıllardır süren polis baskısı ve yasaklara rağmen Sarı Yeleklilerin yeniden sokağa çıkma çağrısı, toplumsal öfkenin baskıyla ortadan kaldırılamadığını bir kez daha ortaya koyuyor.
