İsrail El Halil’de Evleri Yıkıyor, Filistinlileri Sürüyor: İşgalin ve Siyonist Yayılmacılığın Yeni Saldırı Dalgası!

featured
Paylaş

İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde geniş çaplı saldırı başlattı. Filistinlilerin evleri basılıyor, mahalleler kuşatılıyor, konutlar ve işyerleri yıkılıyor. Filistinli yetkililere göre yaklaşık 1.500 kişi zorla yerinden edildi, 2.500 kişi daha sürgün tehdidi altında. Netanyahu yönetimi saldırıları “güvenlik” gerekçesiyle savunurken yaşananlar, işgalin Filistin halkına yönelik kolektif cezalandırma ve zorla yerinden etme politikalarının yeni bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.

El Halil kuşatma altında: Ev baskınları, yıkımlar ve zorla sürgün

İsrail ordusu, 23 Ekim’de El Halil’deki askeri kontrol noktasında iki İsrail askeri ile iki Filistinlinin yaşamını yitirdiği silahlı çatışmanın ardından kente yönelik geniş çaplı saldırı başlattı.

İsrail güçleri, askeri araçlar ve iş makineleriyle Deyr Bahha, Celde ve çevresindeki mahallelere girerek evlere baskınlar düzenledi. Kentin ve çevre yerleşimlerin giriş çıkışları kapatılırken çok sayıda Filistinli gözaltına alındı.

Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın aktardığına göre, 24 Ekim itibarıyla yaklaşık 1.500 Filistinli evlerinden zorla çıkarıldı. El Halil Valisi Halid Dudin, yüzlerce ailenin barınma sorunu yaşadığını belirterek uluslararası müdahale çağrısında bulundu.

Filistinli yetkililer, saldırıların genişlemesi halinde 2.500 kişinin daha yerinden edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.

Evlerinden çıkarılan insanların bir kısmı akrabalarının yanına sığınırken diğerleri belirsizlik içinde barınabilecekleri güvenli yerler arıyor. İşgal güçlerinin kapattığı yollar, sağlık hizmetlerine, eğitime ve temel ihtiyaçlara ulaşımı da engelliyor.

Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Filistin Esirler Kulübü, cuma ve cumartesi günleri yaklaşık 70 Filistinlinin gözaltına alındığını bildirdi.

Netanyahu yönetimi işgali derinleştiriyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, çatışmaya karıştığı belirtilen Filistinlilerin yaşadığı mahallelerde evlerin yıkılması ve sakinlerin bölgeden çıkarılması yönünde tehditlerde bulundu. Savunma Bakanı Yisrael Katz da mahallelerin boşaltılması ve yıkılmasını gündeme getirdi.

İsrail ordusu operasyonun silahlı gruplara ve güvenlik tehditlerine yönelik olduğunu savunuyor. Ancak bir çatışmaya karıştığı iddia edilen kişiler nedeniyle bütün mahallelerin cezalandırılması, sivillerin evlerinden çıkarılması ve yaşam alanlarının yıkılması güvenlik gerekçesiyle meşrulaştırılamaz.

Bir halkın evini, toprağını ve geçim kaynaklarını elinden almak, yalnızca askeri bir müdahale değildir. Aynı zamanda toplumsal yaşamı parçalamaya, insanların yaşadıkları topraklarla bağını koparmaya yönelik bir baskı politikasıdır.

El Halil’de yaşananlar, Siyonist devlet politikalarının Filistin toprakları üzerindeki denetimi genişletme ve Filistin halkının kendi geleceğini belirleme hakkını bastırma yöneliminin bir parçasıdır.

İşgalin arkasında emperyalist güç ilişkileri var

Batı Şeria’da yaşanan saldırıları yalnızca Netanyahu hükümetinin güncel askeri kararlarıyla açıklamak yetersizdir. Filistin sorunu, onlarca yıldır devam eden işgalin, yerleşimci yayılmacılığın ve Ortadoğu’daki emperyalist güç ilişkilerinin ayrılmaz bir parçasıdır.

ABD’nin İsrail’e sağladığı askeri, ekonomik ve diplomatik destek, bu ilişkinin en somut dayanaklarından biridir. Washington yönetimlerinin İsrail’in güvenliğini bölgesel stratejik öncelik olarak görmesi, Filistin halkının haklarını savunan uluslararası girişimlerle sürekli bir gerilim yaratmaktadır.

Bu nedenle El Halil’deki gelişmeler, yalnızca yerel bir güvenlik operasyonu olarak değil, bölgenin siyasal geleceği üzerindeki daha geniş güç mücadelesi içinde değerlendirilmelidir.

Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını savunmayı, işgale ve zorla yerinden etmeye karşı çıkmayı ve büyük güçlerin çıkarlarının halkların özgürlüğünün önüne konulmasını reddetmeyi gerektirir.

Filistin halkının yaşadığı topraklarda özgürce, eşit haklarla ve güvenlik içinde yaşama hakkı hiçbir devletin askeri veya jeopolitik çıkarına feda edilemez.

Evleri yıkmak, halkın direncini ortadan kaldırmaz

El Halil’deki saldırılarda yalnızca konutlar değil, işyerleri ve yerel ekonomi de hedef haline geldi.

WAFA’nın haberlerine göre Ferş el-Heva bölgesinde üç daireli bir bina yıkıldı. İşyerleri ve yollar tahrip edildi. Beyt Ummar ve Fevvar Mülteci Kampı’nda baskınlar ve hareket kısıtlamaları yaşandı. Hirbet Suba’da tarlalarda çalışan Filistinlilere yönelik yerleşimci saldırıları da bildirildi.

Bu gelişmeler, askeri işgalin günlük yaşam üzerindeki yıkıcı sonuçlarını açıkça ortaya koyuyor.

Bir toplumun evlerinin, tarlalarının, okullarının ve geçim kaynaklarının hedef alınması, onu yalnızca bugünün koşullarında değil, geleceği bakımından da yoksullaştırır.

Ancak tarih, baskının tek başına bir halkın özgürlük talebini ortadan kaldıramadığını da göstermiştir. Filistin halkının toprağına, yaşamına ve siyasal haklarına sahip çıkma mücadelesi, işgal sürdükçe varlığını koruyacaktır.

Filistin’in özgürlüğü, emperyalizme ve Siyonist işgale karşı mücadelenin ayrılmaz parçasıdır

El Halil’de yaşananların karşısında yalnızca diplomatik açıklamalarla yetinmek, Filistin halkının karşı karşıya olduğu ağır koşulları değiştirmeye yetmiyor.

Zorla yerinden etmelerin durdurulması, sivillerin korunması, hukuka aykırı yıkımların son bulması, yerleşimci saldırılarının önlenmesi ve işgalin sona erdirilmesi için somut uluslararası sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor.

İşgal karşıtı mücadele, herhangi bir halka ya da dine karşı düşmanlık değil; devletin yayılmacı politikalarına, sömürgeci uygulamalara, ırkçılığa ve eşitsizliğe karşı bir özgürlük mücadelesidir.

İsrail hükümetinin Siyonist yayılmacılık politikalarına karşı çıkmak, Filistin halkının özgürlüğünü ve bütün halkların eşit yaşam hakkını savunmaktır.

El Halil’de yıkılan her ev, yerinden edilen her aile ve kuşatma altına alınan her mahalle, uluslararası toplumun önüne aynı soruyu koyuyor: İşgal ve zorla sürgün karşısında daha ne kadar sessiz kalınacak?

Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı pazarlık konusu yapılamaz. Topraklarına el konulmasına, evlerinin yıkılmasına ve zorla sürgün edilmesine karşı çıkan Filistinlilerin yaşam ve özgürlük hakkı savunulmalıdır.

İşgale, emperyalizme ve Siyonist yayılmacılığa karşı Filistin halkıyla dayanışma büyütülmelidir!

Filistin’e özgürlük, işgale son!