Lazkiye’de Alevilere yönelik saldırılar bir “güvenlik zafiyeti” değil, örgütlü bir mezhepçi terördür

Suriye’de Alevilerin federasyon talebiyle sokağa çıkmasının hemen ardından Lazkiye’de Alevi mahallelerine yönelik başlatılan saldırılar, rastlantı ya da kontrolsüzlükle açıklanamaz. HTŞ destekçisi silahlı grupların pala ve bıçaklarla Alevilere saldırması, dükkânları hedef alması ve sivilleri linç etmeye varan bir şiddet uygulaması, Suriye’de inşa edilmek istenen yeni düzenin mezhepçi karakterini tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştur

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) doğruladığı görüntülerde saldırganların yanı başında bulunan “resmi kolluk güçlerinin” müdahale etmemesi, bu şiddetin fiilen korunduğunu ve teşvik edildiğini göstermektedir. Devlet gücünün seyirci kaldığı, hatta saldırganlarla iç içe geçtiği bir tabloda yaşananlar artık “güvenlik sorunu” değil, açık bir siyasal tercihtir.

Federasyon talebiyle sokağa çıkan Alevilere önce ateş açıldı, ardından mahalleleri hedef alan linç saldırıları devreye sokuldu. Yetmedi; eylemlere katıldıkları gerekçesiyle Aleviler gözaltına alınmaya başlandı. Yani saldıranlar serbest, saldırıya uğrayanlar cezalandırıldı. Bu tablo, HTŞ’nin fiili egemenliğinin yalnızca silahlı gruplarla değil, sözde “resmi” yapılar eliyle de tesis edildiğini göstermektedir.

Humus’ta bir camiye yönelik bombalı saldırının ardından Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta yükselen Alevi protestoları, yıllardır biriken korkunun, dışlanmanın ve hedef haline getirilmenin sonucuydu. Ancak bu meşru ve barışçıl taleplere verilen yanıt; gerçek mermi, pala, bıçak ve gözaltı oldu. SOHR’un verileri, iki kişinin öldüğünü, onlarcasının yaralandığını ortaya koyarken, özellikle Lazkiye ve Ceble’de kesici silahlarla gerçekleştirilen saldırılar mezhepçi bir pogrom pratiğini hatırlatmaktadır.

Bugün Suriye’de Alevilere reva görülen bu şiddet, yalnızca bir topluluğa yönelik değildir; farklı olana, itiraz edene, kendi kaderi hakkında söz söylemek isteyene yöneltilmiş topyekûn bir gözdağıdır. HTŞ’nin hâkim olduğu bölgelerde “düzen”, ancak biat edenler için vardır. Bunun dışında kalanlar için ise korku, baskı ve ölüm dayatılmaktadır.

Lazkiye’de yaşananlar bir istisna değil, bu düzenin kuralıdır. Mezhepçi şiddet görmezden gelindikçe, saldırganlar korunup kollandıkça, Aleviler ve diğer azınlıklar için Suriye giderek yaşanmaz hale getirilmektedir. Bugün pala ve bıçakla saldıranlar, yarın çok daha büyük katliamların zeminini hazırlamaktadır. Bu karanlık tabloya sessiz kalmak, suçun ortağı olmaktır.

Önceki İçerikYalova’da yaşana bu sistemin ürettiği sonuçtur
Sonraki İçerikYeni Mücadele Yılını Karşılarken: Umudu Büyütmek ve Mücadeleyi Kolektif Emekle örmemiz gerekiyor