Onlar, halkın ortak belleğidir, sermayenin ticari metası değil

featured
0
Paylaş

Kesariani’nin 200 Komünisti Halkın Hafızasına Dönüyor

Nazizmin Avrupa’yı karanlığa gömdüğü yıllarda faşizme karşı yalnızca ordular değil, idealler de çarpışıyordu. Adolf Hitler önderliğindeki faşist barbarlık, halkları diz çöktürmek, örgütlü işçi hareketini ezmek ve sosyalizm umudunu toprağa gömmek istiyordu. Ancak Yunanistan’da, özellikle Atina’nın emekçi mahallelerinde komünistler bu karanlığa boyun eğmedi. Onlar için mücadele yalnızca bir siyasal tercih değil, onur, eşitlik ve özgürlük meselesiydi. İşgal tanklarının gölgesinde, açlık, baskı ve infaz tehditlerine rağmen direnişi örgütleyenler, Nazilere karşı en ön safta yer aldı.

1 Mayıs 1944’te, Nazi işgali altındaki Atina’da, Kesariani’de 200 komünist kurşuna dizildi. İşgalci faşist güçler yalnızca insanları değil; bir halkın direniş iradesini, umudunu ve örgütlü mücadelesini hedef alıyordu. O gün kurşuna dizilenler cellatların kurşunlarıyla susturulmak istendi, fakat onların yürüyüşü tarihe kazındı. Başları diktir. Marşlar dudaklarındadır. Ölümü korkuyla değil, inançla karşıladılar.

Aradan 82 yıl geçti. İnfaza götürülenlerin son anlarını gösteren fotoğraflar bir internet sitesinde açık artırmaya çıkarıldı. Direnişin yüzleri piyasa metası hâline getirilmeye çalışıldı, insanlığın ortak hafızası sermayenin dolaşımına sokulmak istendi. Oysa o kareler bir koleksiyon objesi değil, faşizme meydan okuyan bir halkın onur belgesidir.

Fotoğrafların, Nazi işgali sırasında Yunanistan’da görev yapan Alman komutan Hermann Heuer’in imzasını taşıyan 262 karelik bir koleksiyonun parçası olduğu belirtildi. 1 Mayıs 1944’te Atina’nın Kesariani bölgesinde çekilen bu kareler, idama yürüyen 200 komünistin başı dik, marşlar söyleyerek ölüme gidişini gösteriyor. Her bir yüz teslimiyete karşı bir itirazdır. Her bir bakış, “boyun eğmeyeceğiz” diyen tarihsel bir haykırıştır.

Tepkilerin büyümesi üzerine Yunanistan Kültür Bakanlığı, Belçikalı koleksiyoner Tim de Craene ile fotoğrafların satın alınması için ön anlaşma imzaladı. Kültür Bakanı Lina Mendoni, Belçika’ya gönderilen uzmanların karelerin gerçekliğini doğruladığını açıkladı. Satış ilanı yayından kaldırıldı ve devlet fotoğrafları “ülke mirası” olarak nitelendirdi.

Ancak mesele yalnızca bir satın alma değildir.

Hafıza Satılık Değildir

Bu olay, tarihsel hafızanın kimin elinde ve hangi amaçla tutulacağı sorusunu yeniden gündeme getirmiştir. Faşizme karşı direnenlerin yüzleri bir koleksiyon nesnesi ya da açık artırma malzemesi olamaz. Onlar, halkın ortak belleğidir.

Kesariani’de infaza götürülen 200 komünist yalnızca Yunan halkının değil, dünya ezilenlerinin de onurudur. O gün kurşuna dizilenler sadece bireyler değildi; işçi sınıfının örgütlü gücü, eşitlik ve özgürlük idealinin cisimleşmiş hâliydi. Ölüm mangasının karşısında marş söyleyerek yürümek teslimiyeti değil meydan okumayı simgeler. Bu, korkuya karşı cesaretin; zulme karşı direnişin adıdır.

Teselya Üniversitesi’nden toplumsal tarihçi Polymeris Voglis’in sözleri çarpıcıdır: “Kendi infazlarına yürüyen bu kişilerin yüzlerini 82 yıl sonra ilk kez görüyoruz. Boyun eğmeyen duruşları beni çok etkiledi.” Gerçekten de bu kareler ders kitaplarında yer almalıdır. Çünkü bu yüzler genç kuşaklara yalnızca bir trajediyi değil, direnişin onurunu ve en karanlık zamanlarda dahi sönmeyen mücadele iradesini anlatır.

Faşizme Karşı Mücadele Dün de Bugün de Güncel

Fotoğrafların gündeme gelmesinin ardından Kesariani’deki anıtın tahrip edilmesi, tarihsel hesaplaşmanın hâlâ tamamlanmadığını gösteriyor. II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan ve 1949’a kadar süren iç savaşın yarattığı siyasal yarılma Yunanistan’da bugün de hissediliyor. Batı destekli yönetim ile komünistler arasında yaşanan kanlı hesaplaşmanın izleri silinmiş değildir.

Faşizm yalnızca geçmişte kalmış bir dönem değildir; sermaye düzeninin kriz anlarında yeniden ürettiği bir tahakküm biçimidir. Bu nedenle 200 komünistin idamı geçmişe ait bir sayfa değil, bugüne dair yakıcı bir uyarıdır. Emperyalizm, işgal, işbirlikçilik ve antikomünizm farklı biçimler altında varlığını sürdürmektedir.

Kesariani’de kurşuna dizilenler bize şunu hatırlatır: Özgürlük teslimiyetle değil, örgütlü mücadeleyle kazanılır.

Hafıza piyasaya devredilemez. Direnişin fotoğrafları müzayede salonlarında değil, halkın bilincinde, meydanlarda ve mücadele saflarında yerini almalıdır.

Bugün yapılması gereken, o kareleri yalnızca “miras” olarak sahiplenmek değildir. Asıl görev, onların temsil ettiği faşizm karşısında boyun eğmeyen duruşu, eşitlik, dayanışma ve sosyalizm idealini yeniden büyütmektir. Gerçek anma anıt dikmekten ibaret değildir; gerçek anma, faşizme ve sömürüye karşı mücadeleyi kararlılıkla sürdürmektir.

Kesariani’nin 200 komünisti ölümü marşlarla karşıladı. O kararlılığın fedai ruhu, Kızıldere’den günümüze ülkemizin sınıfsal mücadelesinde defalarca yeniden üretildi. Düşmanın kuşatmasında yapılan “teslim olun” çağrılarına, “Cesaretiniz varsa gelin teslim alın; asıl siz teslim olun” diyerek karşılık verenler, ölümü marşlarla ve sloganlarla karşılayarak bu mirası yaşattı.

Bize bırakılan miras korku değil cesarettir. O cesaret bugün de halkların ortak mücadelesinde yaşamaya devam ediyor. Çünkü hafıza susturulamaz. Çünkü direniş satılamaz. Çünkü onur hiçbir zaman açık artırmaya çıkarılamaz.

Eren Aydın