Bilgi Üniversitesi akademisyenleri de direnişte: “Ofislerimizi terk etmiyoruz”

featured
0
Paylaş

Türkiye’de yıllardır eğitimi piyasaya açan, üniversiteleri şirket mantığıyla yöneten ve bilim alanını siyasal iktidarın denetimi altına almaya çalışan faşist iktidar, şimdi de İstanbul Bilgi Üniversitesi’ni bir gecede kapatarak yüzlerce öğrenciyi ve üniversite emekçisini geleceksizliğe mahkûm etti. Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karar, yalnızca bir üniversitenin kapatılması değil; sermaye düzeninin eğitimi rant, baskı ve siyasal tasfiye aracına dönüştürmesinin yeni bir örneği olarak değerlendiriliyor. Kampüste başlayan direniş büyüyerek sürerken, öğrenciler “Bir gecede geleceksiz bırakıldık” sloganıyla nöbetlerine devam ediyor. Üniversite rektörü Ege Yazgan’ın öğrencilere kampüsün fiilen kapatılacağını söylemesi ise iktidarın eğitim alanındaki saldırgan ve keyfi yönetim anlayışını açık biçimde ortaya koydu.

Öğrencilerin Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne devredileceği açıklansa da akademisyenler, idari personel, temizlik işçileri ve güvenlik emekçilerinin akıbetine ilişkin hâlâ hiçbir resmi açıklama yapılmadı. YÖK ve üniversite yönetimi sessizliğini korurken, çalışanlara yalnızca maaş ödemelerinin süreceği bilgisi verildiği; buna karşın yemek kartlarının ve özel sağlık sigortalarının iptal edildiği belirtiliyor. Akademisyenler ve araştırma görevlileri, çalışanlara resmi bir fesih bildirimi yapılmadığını ancak herkesin bilinçli biçimde belirsizlik içinde bırakıldığını ifade ediyor.

Yaklaşık 1300 akademisyen ve üniversite emekçisinin bulunduğu üniversitede yalnızca öğretim üyeleri değil; taşeron işçiler, part-time çalışanlar ve idari personel de aynı saldırının hedefi haline geldi. Akademisyenler öğrencilerle birlikte kampüste nöbetlerini sürdürürken, “Ofislerimizi terk etmiyoruz” diyerek mücadeleyi büyüteceklerini vurguladilar. Üniversite emekçileri, kapatma kararının geri çekilmesini ve tüm çalışanlar için güvenceli bir çözüm sağlanmasını talep ediyor.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası temsilcileri de kararın hukuksuz ve tamamen siyasi olduğunu belirterek, mevcut sistemin öğrenciler için sınırlı bazı düzenlemeler öngörmesine rağmen üniversite emekçilerini bütünüyle güvencesizliğe ittiğine dikkat çekiyor. Yaşananların yalnızca bir eğitim kurumunun kapatılması olmadığı; iktidarın üniversiteleri sermayenin ihtiyaçlarına göre biçimlendirme, muhalif alanları tasfiye etme ve bilimsel üretimi denetim altına alma politikasının sonucu olduğu ifade ediliyor.

Kampüste direnişi sürdüren öğrenciler ve üniversite emekçileri ise faşist sistemin eğitimi rant uğruna tasfiye etmesine, gençliği geleceksizliğe sürüklemesine ve üniversiteleri siyasi kuşatma altına almasına karşı mücadeleyi büyütme çağrısı yapıyor.