Akhisar Cezaevi’nden Yansıyan Görüntüler: Devletin Gizlenmeye Çalışılan Yüzü

featured
0
Paylaş

Manisa Akhisar T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Volkan Ayvazlı’ya yönelik şiddete ilişkin ortaya çıkan görüntüler, yıllardır inkâr edilen işkence gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Yeni Yaşam Gazetesi’nden Zana Kaya’nın haberine göre, 7 Şubat 2025 tarihinde yaşanan olayda Ayvazlı’nın çok sayıda infaz koruma memurunun müdahalesine maruz kaldığı görülüyor. Görüntülerde yüzü şişmiş, ağzı kan içinde kalan ve yürüyemeyecek durumda olan Ayvazlı’nın gardiyanlar tarafından sürüklenerek taşındığı dikkat çekiyor.

Dosyanın en çarpıcı yönlerinden biri ise şiddetin yaşandığı belirtilen dakikalara ait kamera kayıtlarının eksik olması. Cezaevi kayıtlarında 16.15 ile 16.30 arasındaki görüntüler bulunmuyor. Ayrıca müdahalenin en kritik anlarında görevlinin kullandığı el kamerasının kapanması, olayın üzerindeki şüpheleri daha da büyütüyor.

Görüntülerde beyaz saçlı bir infaz koruma memurunun, Ayvazlı etkisiz hale getirildikten sonra da tekme ve yumruklarla müdahaleyi sürdürdüğü görülürken, bu anların bir kısmının kayıt altına alınmamış olması dikkat çekiyor.

Ailesi ve avukatlarının yaptığı başvurulara rağmen dosyada bugüne kadar etkili bir sonuç alınamadı.

Akhisar Cezaevi’nden yansıyan bu görüntüler yalnızca bir cezaevinde yaşanan bir olayı değil, yıllardır “münferit” denilerek üzeri örtülmeye çalışılan sistematik hak ihlalleri ve işkence iddialarını da yeniden gündeme taşıyor. Kamera kayıtlarının kaybolduğu, şikâyetlerin sonuçsuz bırakıldığı ve sorumluların hesap vermediği her olay, cezasızlık politikasını daha da görünür kılıyor.

Cezaevlerinde yaşanan hak gaspları, tecrit uygulamaları, kötü muamele ve işkence iddiaları karşısında sessiz kalmamak gerekiyor. Çünkü cezaevlerinin duvarları ardında yaşananlar yalnızca tutsakları değil, toplumun adalet ve hukuk duygusunu da hedef alıyor.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, yaşananların üzerinin örtülmesi değil, tüm iddiaların bağımsız ve etkin biçimde soruşturulmasıdır. Hak ihlallerine karşı kamuoyunun duyarlılığını büyütmek, sesi duyulmayan tutsakların sesi olmak ve cezaevlerindeki uygulamaların denetlenmesini talep etmek, insan haklarından yana olan herkesin ortak sorumluluğudur.