Samsun’da Alevi katliamına karşı eylem: “HTŞ’nin gerçekleştirdiği katliama dur de, seyretme, geçit verme!”

Samsun Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Süleymaniye geçidinde toplananlar, Suriye’de HTŞ’nin gerçekleştirdiği Alevi katliamına tepki gösterdi. Emek ve Demokrasi Güçleri, basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasında Suriye’deki çatışmaları emperyalist güçlerin ve onların işbirlikçilerinin politikalarının sonucu olduğu söylenirken, özellikle Alevi sivillere yönelik mezhepçi katliamların daha geniş savaş planlarının bir parçası olduğu ifade edildi. Kadınların ve çocukların çatışmalardan daha fazla etkilendiğine dikkat çekilerek, tüm bu şiddete karşı barış çağrısı yapıldı. Emek ve Demokrasi Güçleri, Türkiye’nin Suriye’deki rolünü eleştirirken HTŞ gibi örgütlere verilen desteğin bu katliamlara zemin hazırladığını ifade etti. Emperyalizmin bölgedeki yayılmacı politikalarının daha fazla çatışma ve zulme yol açacağı belirtilirken, antiemperyalist dayanışma ve barışın önemi vurgulandı. Emek ve Demokrasi Güçleri, açıklamayı “Bizler dün olduğu gibi bugün de emperyalist savaşlara karşı, ülkemizde ve Ortadoğu’da tüm alanları barış sesleri doldurmaya devam edeceğiz” diyerek ve mücadele çağrısında bulunarak sonlandırdı.

Ortak basın açıklamasının ardından Samsun Pir Sultan Abdal Kültür Derneği başkanı Cem Sultan Ermiş söz aldı.

Basın açıklamasının tamamı ise şu şekilde:

Tüm dünyanın gözü önünde bir soykırım yaşanıyor. Suriye bir kez daha savaş politikaları ve kanla sınanıyor. Savaşı ve şiddeti araç olarak kullanan emperyalist güçler coğrafyayı kana bulamaktan vazgeçmiyor.

Suriye’de Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Lazkiye, Tartus, Ceble ve Humus bölgelerinde, cihatçı-mezhepçi çetelerin katliamları dur durak bilmiyor. Yaşananlar sadece mezhepçi bir saldırı olmaktan öte, tüm coğrafya üzerine büyüyen savaş planlarının göstergesidir. Özellikle Alevi sivillere yönelik gerçekleştirilen bu katliamlar, insanlık tarihine kara bir leke olarak kazınmaktadır ve en ağır şekilde lanetlenmelidir.

Dünyanın yarısı kadınlar, nerede bir zulüm varsa, savaşlar, katliamlar, Zorunlu göçler, sürgünler, doğal afetler, krizler, yokluk ve yoksulluk dönemleri bu gerçeklik, dil, din, renk, kimlik, sosyal konumlanış farkı tanımadan devam eder ve en büyük zararı da kadınlar ve çocuklar görmektedir. Kadın bedeni doğurganlığı, sermaye için ucuz iş gücü savaşlarda cepheye sürülecek asker üreten kuluçka makinası olarak görülmektedir. Savaşlarda askerlere ödül olarak, savaş ganimeti olarak sunulan, tacize, tecavüze uğrayan, savaş çocuklarını doğurmak zorunda kalan yine kadın bedenleridir.

İşte bütün bu nedenlerle, bizler emek ve demokrasi güçleri olarak, Dünyayı kana bulayan kararları alan erkek egemen dünyaya karşı, Dünyayı kana bulayan, işgallere, savaşlara, katliamlara ve her türlü şiddete karşı en güçlü sesimizle hayır diyor, yaşamın her alanında barışı savunuyoruz.

Buradan Soruyoruz; Türkiye, Suriyede yaşanan bu katliamların neresinde Basının Colini’yi “istikrar figürü” olarak sunması gerçeği çarpıtmaktan başka bir şey değildir. Başından beri Türkiye ve emperyalist güçlerin bölgedeki işbirlikçilerinin desteklediği HTŞ iktidarı, katil HTŞ ve işbirlikçi AKP desteğiyle, bu katliamların faillerine göz yummaktadır.

HTŞ ve benzeri örgütler, yıllarca Türkiye sınırlarından serbestçe geçiş yapmıştır. Suriye’deki “güvenli bölge” politikaları, “Esad artıkları söylemleri” aslında Alevileri ve diğer azınlıkları hedef alan bir etnik temizlik planıdır. Bölgedeki askeri ve istihbari unsurlar, bu çetelerin hareketlerini desteklemekte, Suriye’nin parçalanmasını derinleştirmektedir. Medya ve uluslararası kurumlar, Bu katliamları görmezden geliyor, emperyalist propaganda makinesiyle gerçeği çarpıtıyorlar.

Suriye, emperyalistler ve işbirlikçileri eliyle sürdürülen politikalar sonucu yıkıcı bir iç savaşın acısını hâlen yaşamaktadır. Türkiye’nin de dahil olduğu bu süreç bölgenin tamamını karanlığa sürüklemiş ve emperyalist çekişmelerin de tehlikeli boyuta gelmesini sağlamıştır.

HTŞ rejiminin muhalif kesimlere karşı izlediği inkâr ve katliam politikalarının, devletleşme süreciyle birlikte resmî kolluk kuvvetleri eliyle sürdürülmesi, bu süreci daha da vahim hale getirmektedir. Artık bireysel çete saldırılarından öte, devletin kurumsal yapısı içinde planlanan ve uygulanan bir soykırım pratiğiyle karşı karşıyayız. Bu, yalnızca Suriye halkları için değil, bölgedeki tüm toplumsal dinamikler için büyük bir tehdittir. Devlet gücüne yaslanarak sürdürülen bu katliam politikaları, uluslararası hukukun hiçe sayıldığını ve emperyalist güçlerin bu katliamlara dolaylı ya da doğrudan onay verdiğini göstermektedir.

Şimdi de emperyalizm, Suriye’de yayılmacı politika ve müdahaleler ile etnik ve mezhepçi katliamlar üzerinden güçlerini denemektedir. Bu durum sadece Suriye değil, tüm Ortadoğu coğrafyasında demokrasi, özgürlük ve barış hayalleri için bir tehdit anlamına gelmektedir.

Emperyalist güçlerin “yeni Ortadoğu düzeni” olarak sunduğu bu müdahalelerin halklara kan ve zulümden başka bir şey getirmeyeceği ortadadır.

Ortadoğu’nun daha fazla çatışmaya değil, silahların susmasına ve barışa ihtiyacı vardır. Suriye’de etnik ve mezhepçi çatışmaları sürdüren silahlı çetelerin desteklenmesinden, halklarla savaşı ve düşmanlığı körüklemekten geri durulmalıdır.

İnsanlığa karşı işlenen bu suçun sorumluları ortaya çıkartılmalı, saldırılara son verilmelidir.

Bugün gerçek bir özgürlük ve barış iradesi, ırkçı ve mezhepçi kışkırtmalara karşı antiemperyalist dayanışmayı ve bir arada yaşam zeminlerini güçlendirerek sağlanabilecektir.

Bizler dün olduğu gibi bugün de emperyalist savaşlara karşı, ülkemizde ve Ortadoğu’da tüm alanları barış sesleri doldurmaya devam edeceğiz. Cihatçı çetelerin işkence ve katliamlarını lanetliyoruz.

Önceki İçerikKatileri bir arada: Fidan, Güler ve MİT Başkanı Kalın, HTŞ lideri Colani ile bir araya geldi
Sonraki İçerikSamandağ halkı Alevi katliamına ‘dur’ dedi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz