İşkencenin ne olduğunu çok iyi bilen Kürt halkını temsil eden DEM Parti’nin, özgürlük eylemlerinde tutuklanan, günlerdir kadınlara ve erkeklere yönelik insanlık dışı işkencelere karşı sessiz kalması ve Tuncer Bakırhan imzasıyla yapılan “Bu eylem bizim eylemimiz değil” anlamındaki açıklaması, ne insanlığa ne de Kürtlüğe sığar.
Eğer bir parti, üstelik yıllarca katliamlara maruz kalmış Kürt halkını temsil eden bir siyasi parti, sadece kendi çıkarlarını korumak için işkenceler ve ağır insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalıyorsa, kadınların özel bölgelerine tekmeler atıldığını bile bile susuyorsa, bunun adı oportunizmdir; hatta daha ağır bir ifadeyle, teslimiyettir.
Ya DEM Parti ve Eş Sözcüsü Tuncer Bakırhan, DEM’in varoluş sebebini unutmuş, ya Kürtlerin yıllardır verdiği devrimci mücadele ve fedakarlığın farkında değiller. Ya da daha kötüsü, hiçbirimiz DEM’in pratikteki varlığının gerçek sebebine hakim değiliz.
Şayet DEM Parti’nin planladığı sözde barış görüşmeleri, sandıkları gibi onların bakış açısıyla olumlu sonuçlanmazsa—ki bugüne kadar hep veren taraf olup hiç kazanan taraf olmamış bir parti söz konusu—burada Mahir Çayan’ın sözü tam yerini buluyor: “Bugün yanlış bilinç verdiğiniz partili omuzdaşlarınızdan korkun. Korkun, çünkü bugün gerçekleri göremedikleri için size alkış tutan nasırlı elleri yarın yakanızda hissedeceksiniz.”
İşte o gün geldiğinde, Kürt halkını bir daha asla geri kazanamayacaklar. Partiler kapanır, yarın bir yenisi açılır, benzer vaatler verilir, değişmez… Ama halk hiçbir zaman olduğu gibi kalmaz. Güvenini kaybeden bir halkı bir daha yanınızda göremezsiniz.
Kürt halkı her koşulda mazlumun yanında olmuştur. Bir lokma ekmeğini bölüşen, kapısını—tehlike olsa dahi—devrimcilere sonuna kadar açan bir halktır. Ancak bugün, DEM Parti tüm bunlara engel olmaya çalışan bir pozisyondadır. Kendi yanlış siyasetine Kürt halkını alet ederek, hem Kürt halkının devrimci kültürünü bitirmekte hem de kendisini yok etmektedir. Kendi teslimiyetçi duruşuna Kürt halkını alet etmektedir. Statüsüzlüğün layık görüldüğü bir halkın şimdi de onurunu elinden çalmaya çalışmaktadır.
DEM Parti bugün, burjuva partilerden farksız bir duruş sergilemektedir. İşkenceye gözlerini yuman, temsil ettiği halka statüsüzlüğü layık gören; özetle, “Onursuz olun, dilinizi konuşmayın, kültürünüzü unutun, özgürlüğü unutun—bu sayede ölmeyeceksiniz.” diyen bir parti, hiçbir halka kazanım getiremez, önderlik edemez. Aksine, günden güne hem kendini hem de Kürt halkını kendi elleriyle yok etmektedir.
Halkların önderi Mahir Çayan’ın sözleriyle noktalayalım: “Ben tarihim, bana karşı olan tarihe karşıdır.”