Suriye’den çarpıcı rapor: “8 ayda 9.889 kişi öldürüldü, bunların 2.535’i sahada infaz edildi”

Suriye’de emperyalist güçlerin ve bölgesel işbirlikçilerinin desteğiyle yıllardır sürdürülen yıkımın en kanlı yüzlerinden biri DAIŞ’in artığı, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) adlı çete yapılanmasıdır. Emperyalist haydutların ve Türkiye’nin açık desteği ve himayesiyle İdlib’te beslenip büyütülen HTŞ çeteleri Şam’da iktidar yaptılar.

İktidar yaptıkları maşaları HTŞ; Alevi, Dürzi ve farklı inançlara karşı sürdürdüğü soykırım ve katliamlar devam ediyor. Suriye’de bu çeteler tarafında infazlar, zorla kaybetmeler, tecavüz, işkence, yağma ve köleleştirme gibi sayısız insanlık suçuna işledi, işlemeye devam ediyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Esad’ın devrilip Colani liderliğindeki HTŞ’nin iktidarı ele geçirdiği 8 aylık süreçte yaşanan katliamları raporladı.

Özellikle “eski rejim mensubu” olduğu iddia edilen kişilere yönelik çok sayıda ihlalin yaşandığının fakat bunların bu amaçtan daha farklı şekilde gerçekleştirildiğinin belirtildiği raporda, şu ifade kullanılmış:

“Eski rejimin çöküşüne, çoğu bölgeyi kasıp kavuran bir kaos dalgası eşlik etti ve bu, bazı kişiler tarafından kamu mallarına el koymak ve kamu yararı pahasına kişisel çıkar elde etmek için kullanıldı. Suç oranları arttı ve mezhepsel veya siyasi nitelikteki fiziksel tasfiye ve katliam olayları, özellikle çöken rejime mensup olduğundan şüphelenilenlere karşı daha sık hale geldi.

Bu ihlaller rastgele değildi; aksine, bazıları Suriye halkı arasında derin ayrılıklar yaratmayı amaçlayan sistematik bir nitelik kazanmış, özgürlük ve eşitlik ilkelerine dayalı modern, demokratik bir devlet kurma çabalarını engelleme tehdidinde bulunmuştur.

Bu olayların yanı sıra, Suriye hükümet hapishanelerinde onlarca cinayet ve işkence vakası da kaydedilmiştir.”

Rapora göre; 8 Aralık 2024 ile 6 Ağustos 2025 tarihleri arasında Suriye genelinde 9.889 kişinin hayatını kaybettiği SOHR tarafından belgelendi.

Kurbanlar arasında 396’sı çocuk ve 541’i kadın olmak üzere 7.449 sivil bulunuyor. Bu durum, raporda “Bu, güvenlik durumunun kırılganlığını ve toplumdaki en savunmasız gruplara yönelik artan tehdidi yansıtmaktadır” şeklinde ifade ediliyor.

Sahada kimlik ve mezhep ayrımcılığına dayalı 2.535 kişinin infaz edildiği belgelenmiş.

Bunların çoğu Mart ayında. Sadece Mart’ta kıyı bölgelerinde Alevilere dönük saldırılarda

1.726 infaz belgelenmiş.

Bunun dışında, HTŞ rejim güçlerinin ateşiyle 866 kişi, HTŞ’nin işkencehanelerinde de 50 kişi öldürülmüş.

Bu sayı içinde sadece HTŞ saldırıları da yok. Örneğin; rapora göre İsrail bombardımanları sonucu 32, Türkiye’nin kara ve hava saldırılarında 131, Ürdün sınır muhafızları ateşi sonucu

4, IŞİD saldırıları sonucu 34, SMO (yani ÖSO) tarafından da -2’si gözaltında işkence sonucu olmak üzere- 21 sivil öldürülmüş.

Raporda Alevilerden başlayıp Süveyde’ye kadar devam eden süreçte faillerin cezasızlıkla ödüllendirilmesine de değiniliyor. Buna göre; kıyı bölgelerindeki katliamlara dair HTŞ yönetiminin kurduğu araştırma komitesi, gerçeklerle tutarlı sonuçlar üretemedi. Raporun ilgili kısmındaki ifade tam olarak şöyle:

“Suriye’deki acıların yeni bir dönemini temsil eden bu kanlı tabloya rağmen, hesap verebilirlik hâlâ belirsizliğini koruyor. Aksine, failler örtbas ediliyor ve bazı durumlarda gerçekler çarpıtılıyor. Örneğin, kıyı katliamlarını araştırmak için kurulan araştırma komitesi, Süveyde bölgesinde başka katliamlar işlenirken, gerçeklerle tutarlı sonuçlar üretemedi.

Bu durum, rejime sadık grupların, ihlalleri belgeleyen veya ifşa eden her türlü kurumu baltalamayı amaçlayan organize medya kampanyalarıyla aynı zamana denk geldi. Bu, mezhepleri belirli siyasi görüşlere kasıtlı olarak bağlayan mezhepçi ve kışkırtıcı söylemlerin yayılmasıyla başarıldı; örneğin Alevileri “rejimin kalıntıları”, Dürzileri “işbirlikçi” ve Kürtleri

“ayrılıkçı” olmakla suçladılar. Bu durum, bölünmeleri derinleştiriyor ve geçiş dönemi adaleti sürecini engelliyor.”

Önceki İçerik“Hamas Neden Asla Teslim Olmayacak: Soykırım Karşısında Direnişin Mantığı”
Sonraki İçerikSiyonist İsrail kabinesi Gazze’nin işgalini onayladı