ABD’de polis şiddetinin “istisna” değil, sistematik bir devlet politikası

ABD’de devlet şiddetinin sınır tanımayan yüzü Minneapolis’te bir kez daha ortaya çıktı. Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) polisleri tarafından aracında vurularak öldürülen ABD vatandaşı bir kadının, Irak’ta işgal savaşına katılmış bir eski asker tarafından infaz edildiği açığa çıktı.

Associated Press’in (AP) ulaştığı kayıtlara göre, tetiği çeken ICE polisi Jonathan Ross, 2004–2005 yıllarında ABD’nin Irak işgalinde görev aldı. Savaş suçlarıyla anılan bu işgalin ardından Ross, sınır devriyesine, oradan da ICE’ye geçti. Emperyalist savaşın askerleri, bugün ABD sokaklarında yoksullara ve göçmenlere silah doğrultuyor.

İşgal savaşından iç savaşa: Aynı şiddet, aynı zihniyet

Ross’un Irak’ta edindiği “savaş deneyimi”, Minneapolis sokaklarında bir sivile doğrultulan kurşunlara dönüştü. ABD devleti, işgal coğrafyalarında eğittiği askerleri bu kez kendi halkına karşı konuşlandırıyor. ICE, göçmen avı yapan bir polis gücü değil; militarize edilmiş bir baskı aygıtıdır.

AP’nin aktardığına göre Ross, 2007–2015 yılları arasında Sınır Devriyesi’nde, ardından ICE bünyesinde görev yaptı. Yani yıllardır göçmenlere, yoksullara ve ezilenlere karşı sistematik şiddetin bir parçası oldu.

Yalanlar çöktü, infaz görüntülere yansıdı

İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, cinayeti örtbas etmek için her zamanki yalanlara sarıldı. Kadının “memurları ezmeye çalıştığını” iddia etti, polis kurşunlarını “meşru savunma” olarak pazarladı. Ancak sokaktaki gerçek, cep telefonu kameralarına takıldı.

Görüntülerde, kadının aracında olayları izlediği, bir ICE polisinin zorla kapıyı açmaya çalıştığı, paniğe kapılan kadının kaçmaya çalıştığı ve ardından başka bir ICE polisinin çok yakın mesafeden üç el ateş ederek kadını öldürdüğü açıkça görülüyor. Bu bir kaza değil, bu bir infaz.

Göçmen avı sivilleri de vuruyor

Kadın göçmen değildi, operasyonun hedefi değildi. Ancak ICE’nin yürüttüğü kirli operasyonlarda bu artık fark etmiyor. Göçmenlere karşı inşa edilen şiddet rejimi, herkesi hedef alıyor. Devletin silahlı gücü, sokakta duran, izleyen, ses çıkaran herkese ölüm tehdidi oluşturuyor.

Bu cinayet, ABD’de polis şiddetinin “istisna” değil, sistematik bir devlet politikası olduğunu bir kez daha gösterdi. Irak’ta bombalanan mahallelerle Minneapolis sokakları arasında fark yok: Fail aynı, zihniyet aynı, kurbanlar aynı sınıftan.

Hesap sorulmadıkça bu cinayetler sürecek

Bu düzen, işgal savaşlarından polis terörüne uzanan bir süreklilik üretiyor. Emperyalizm dışarıda katliam, içeride baskı demektir. ICE dağıtılmadan, militarist polis rejimi parçalanmadan, bu cinayetler bitmeyecek.

Minneapolis’te öldürülen kadın, bu düzenin bir başka kurbanı. Onun hesabı sorulmadıkça, sıradaki kurbanın kim olacağı bilinmiyor.

Önceki İçerikİSİG Meclisi: 2025’te en az 2 bin 105 işçi iş cinayetlerinde öldü
Sonraki İçerikKadınlar “Büyük Kadın Mitingi” İçin Ankara’da Buluştu