Paris katliamının üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen dosyanın hâlâ aydınlatılmamış olması; Fransa’nın adalet yerine sessizliği tercih ettiğinin ve bu suçta sorumluluğu bulunduğunun açık göstergesidir.
Paris’te, emperyalist Avrupa’nın kalbinde Kürt halkının mücadelesine karşı işlenen siyasi infazlar hafızalarımızdan silinmedi, silinmeyecek. 9 Ocak 2013’te Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez; 23 Aralık 2022’de ise Evin Goyi, Mir Perwer ve Abdurrahman Kızıl alçakça katledildi. Bu cinayetlerin hiçbiri “münferit” değildir. Bunlar, devlet aklıyla planlanmış, emperyalist ve faşist ittifakların ürünü olan açık siyasi suikastlardır.
Bu saldırılar yalnızca altı devrimciyi hedef almadı. Hedef alınan; Kürt halkının sömürgeciliğe karşı yürüttüğü özgürlük mücadelesi, kadın devrimi ve halkların eşit, özgür bir gelecek kurma iradesiydi. Paris’te sıkılan kurşunlar bir bedene değil; devrime, bir kişiye değil; örgütlü halklara yönelmiştir.
2013 Paris Katliamı, Fransa başta olmak üzere Avrupa emperyalizminin, faşist Türk devletinin kirli savaşına sunduğu örtülü desteğin sonucudur. “Demokrasi” ve “hukuk devleti” maskesi altında gerçek failler korunmuş, dosyalar bilinçli biçimde karartılmıştır. 2022’de aynı şehirde yaşanan ikinci katliam ise cezasızlığın süreklileştiğini ve emperyalist devletler arası suç ortaklığının devam ettiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Sessizlik, tarafsızlık değil; suç ortaklığıdır.
Birinci Paris katliamının hesabını sormayan Fransa devleti, ikincisinin zeminini hazırlamıştır. Emperyalist devletlerden adalet beklemek bir yanılsamadır. Adalet; ancak örgütlü halkların mücadelesiyle, sokakta, alanda ve hesaplaşmayla kazanılır.
Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez, Evin Goyi, Mir Perwer ve Abdurrahman Kızıl; devrimci iradenin, kadın özgürlüğünün ve enternasyonalist mücadelenin simgeleridir. Onları katledenler, halkların direnişini boğmak istediler. Yanıldılar. Her katliam mücadeleyi büyüttü; her kurşun öfkeyi örgütledi.
Kuşkusuz bizler, bu düzenin mahkemelerinden medet ummuyoruz. Emperyalizmin, faşizmin ve sömürgeciliğin yargısını halkların devrimci mücadelesinde görüyoruz. Bu katliamların hesabı sorulmadan, bu kirli ittifaklar dağıtılmadan benzer saldırıların sürmesi kaçınılmazdır.
Bugün onları anmak, yalnızca hatırlamak değildir. Anmak; hesap sormaktır, isyandır, mücadeleyi büyütmektir. Hakikat açığa çıkana, failler teşhir edilene ve bu kanlı düzen yıkılana kadar susmayacağız.
Halkların özgürlük mücadelesinde, kadınların kurtuluşunda ve sınıfsız, sömürüsüz bir dünya yolunda geri adım atmayacağız. Devrimci mücadeleyi zafere taşıyana kadar durmayacağız.
Paris katliamlarını unutmadık, unutturmayacağız!
Emperyalizme ve faşizme karşı mücadelede halklar kazanacak!
Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez, Evin Goyi, Mir Perwer ve Abdurrahman Kızıl ölümsüzdür!
Şehîd namirin!






