İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentinde, Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu, ABD’ye ait bir füzenin isabet ettiği hedeflerden biri oldu. The New York Times (NYT) tarafından uydu görüntüleri ve teyitli videoların analizine dayandırılan habere göre, füze saldırısı sırasında okulun yanındaki deniz üssü de hedef alındı.
Mehr Haber Ajansı tarafından yayımlanan ve NYT tarafından doğrulanan videoda, füzenin üsse ait tıbbi klinik binasına isabet ettiği, patlamanın ardından yoğun duman ve enkazın yükseldiği görüldü. Kameranın açısı, okulun da üsse yönelik saldırıdan kısa süre önce vurulduğunu gösteriyor. Oluşturulan zaman çizelgesine göre, ilkokul ve deniz üssü eş zamanlı veya çok kısa süre arayla hedef alındı.
İran devlet televizyonu, saldırıyı 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in gerçekleştirdiğini duyurmuştu. İran Kızılay’ı, saldırıda 165’ten fazla çocuk ve öğretmenin hayatını kaybettiğini açıkladı. Bu kayıplar, sadece sayısal veri değil; ailelerin yitirilen umutları, toplumun derin acıları ve insani değerlerin savaş karşısındaki kırılganlığının acı bir göstergesidir.
Saldırının ardından, ABD ve müttefikleri, artan uluslararası tepki ve kamuoyunda oluşan baskı nedeniyle sorumluluğu İran’a yüklemeye çalıştı. Yetkililer, saldırıyı kendi başlarına gerçekleştirmedikleri, İran’ın kendi üslerini hedef almış gibi gösterdiği yönünde açıklamalar yaptı. Ancak uydu ve video kanıtları, masum çocukların ve öğretmenlerin yaşamını yitirdiği trajedinin sorumluluğunu doğrudan ABD ve müttefiklerinin askeri operasyonlarına işaret ediyor.
28 Şubat’ta başlayan saldırılar sırasında, Tahran ve Washington arasında devam eden diplomatik müzakerelere rağmen, ABD ve İsrail askeri operasyonlar başlattı. İran, İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere karşılık verdi. İranlı yetkililere göre, saldırılarda toplam 1.332 kişi hayatını kaybetti. Aralarında İran lideri Ayetullah Ali Hamaney ve çok sayıda üst düzey yetkili de bulunuyor.
Ancak sayıların ötesinde, savaşın yarattığı insani tahribat, yitirilen değerler ve toplumun sarsılan dokusu, barışın ve insan hayatının ne denli kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. Minab’daki trajedi, silahların sadece binaları değil, masum çocukları, öğretmenleri ve toplumun geleceğini de vurduğunu acı bir şekilde hatırlatıyor.
İnsan olan her bireyin, haksız ve sömürücü savaşlara karşı tavır alması, insan yaşamına, geleceğine ve insan onuruna sahip çıkması kaçınılmazdır. Minab’da yitirilen her can, sadece bir istatistik değil; insanlığın ortak sorumluluğu ve barış için duruş çağrısıdır. Herkesin, savaşın yarattığı acılara karşı sesini yükseltmesi ve insani değerleri savunması gerekmektedir.
