NATO ZİRVESİ ÖNCESİNDE BASKI DALGASI: HALKLARIN SESİNİ SUSTURAMAYACAKLAR

featured
0
Paylaş

Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde, iktidar bir kez daha sermaye düzeninin ve emperyalist çıkarların bekçiliğine soyunarak toplumsal muhalefeti hedef aldı. Savaş politikalarına, yoksulluğa, sömürüye ve demokratik hakların gasp edilmesine karşı yükselen itirazları bastırmak isteyen siyasi iktidar, gözaltılar ve ev baskınlarıyla korku iklimi yaratmaya çalışıyor. Ancak bu saldırılar, emekçilerin, gençlerin ve ezilen halk kesimlerinin büyüyen öfkesini gizlemeye yetmeyecektir.

İstanbul’da sabahın erken saatlerinde gerçekleştirilen operasyonlarla devrimci, ilerici güçler hedef alındı. BDSP, DEV TEKSTİL, DGB, İşçilerin Birliği Derneği ve Mücadele Birliği çevresinden çok sayıda kişi gözaltına alınırken, emekçilerin ve toplumsal muhalefetin örgütlü mücadele alanları polis operasyonlarıyla kuşatılmaya çalışılmaktadır.

NATO zirveleri yalnızca devlet temsilcilerinin bir araya geldiği diplomatik toplantılar değildir. Bu zirveler, dünya halklarına savaş, yoksulluk, silahlanma ve emperyalist müdahaleler olarak dönen politikaların şekillendirildiği platformlar olarak görülmektedir. Bu nedenle zirve öncesinde gerçekleştirilen operasyonlar, NATO politikalarına karşı gelişebilecek toplumsal tepkiyi baskı altına alma girişimidir.

Bugün yaşanan gözaltılar, ülkede giderek derinleşen ekonomik krizden, işsizlikten, hayat pahalılığından ve büyüyen toplumsal hoşnutsuzluktan bağımsız değildir. Milyonlarca emekçi yoksulluk koşullarında yaşam mücadelesi verirken, iktidar toplumsal sorunlara çözüm üretmek yerine baskı aygıtlarını devreye sokmaktadır.

Ancak tarih göstermektedir ki baskı politikaları hiçbir zaman kalıcı bir çözüm olmamıştır. Gözaltılar gerçekleri değiştiremez. Ev baskınları yoksulluğu ortadan kaldırmaz. Demokratik hakların sınırlandırılması emekçilerin adalet, eşitlik ve özgürlük taleplerini yok edemez.

Gözaltına alınanların derhal serbest bırakılması, demokratik hak ve özgürlüklere yönelik saldırılara son verilmesi ve toplumsal muhalefet üzerindeki baskıların son bulmalıdır.

Çünkü halkların eşitlik, özgürlük, barış ve sosyal adalet talebi; gözaltılarla, baskılarla ve sindirme politikalarıyla susturulamayacak kadar güçlüdür.