Paravanlarınız Halkın Gerçeğini Gizleyemeyecek! – Şemdin Şimşir

featured
0
Paylaş

Ankara’nın caddelerine çekilen paravanlar, yükseltilen dev pankartlar ve yaratılmaya çalışılan sahte görüntüler, halkın yaşadığı yoksulluğu ve toplumsal gerçekleri emperyalist efendilerinin gözünden kaçırma çabasından başka bir anlam taşımamaktadır. Egemenler bir kez daha görüntüyle gerçeğin üzerini örtmeye, makyajla çürümeyi gizlemeye çalışmaktadır. Ancak tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de gerçekler, propaganda bezlerinin arkasına sığmayacak kadar büyüktür.

Bu ülkenin emekçileri her sabah daha ağır yaşam koşullarına uyanmaktadır. Fabrikalarda, atölyelerde, şantiyelerde ve işyerlerinde alın teri döken milyonlar, yarattıkları zenginlikten pay alamazken bir avuç sermayedar servetine servet katmaktadır. Emekliler yaşam mücadelesi verirken, gençlik geleceksizliğe sürüklenirken, köylüler üretimden koparılırken ve işsizlik büyürken; düzen sahipleri halkın yaşadığı gerçekliği gizleyerek vitrinleri göstermeye çalışmaktadır.

Çünkü gösterebilecekleri başka bir şey yoktur.

Gösterişli törenler, uluslararası toplantılar, süslü afişler ve parlatılmış görüntüler, düzenin derinleşen krizini gizleyememektedir. Halkın mutfağındaki yangın, emekçinin cebindeki boşluk ve gençliğin geleceğe dair umutsuzluğu, bütün propaganda mekanizmalarından daha güçlü konuşmaktadır.

Bugün sokaklara çekilen paravanlar yalnızca duvarları kapatmıyor; yoksulluğu görünmez kılmaya, sömürüyü normalleştirmeye ve halkın büyüyen hoşnutsuzluğunu perdelemeye çalışıyor. Fakat işçi sınıfının yaşadığı gerçeklik hiçbir afişle örtülemez. Çünkü gerçek hayat televizyon ekranlarında ya da resmi açıklamalarda değil; pazarda, fabrikada, işyerinde ve emekçinin evinde yaşanmaktadır.

Emperyalist-kapitalist sistem, bütün dünyada olduğu gibi bu topraklarda da eşitsizliği ve sömürüyü büyütmektedir. Bir tarafta üretenler, diğer tarafta onların emeği üzerinde yükselen asalak bir düzen vardır. Bir tarafta yaşam mücadelesi veren milyonlar, diğer tarafta halkın yarattığı değerleri kendi çıkarları için kullanan sermaye çevreleri bulunmaktadır. İşte gizlenmek istenen temel gerçek budur.

Bugün Ankara’da gerçekleştirilecek NATO toplantısı için kent adeta olağanüstü bir güvenlik rejimine teslim edilmektedir. Sokaklar boşaltılmakta, baskılar artırılmakta, keyfi gözaltılar ve tutuklamalar yoğunlaştırılmaktadır. Egemenler, emperyalist efendilerine dikensiz bir gül bahçesi sunabilmek için her türlü baskı yöntemine başvururken, halkın vergilerinden toplanan milyonlarca lira bu gösteriye harcanmaktadır.

Ancak bütün bu harcamalar, bütün bu güvenlik önlemleri ve bütün bu propaganda faaliyetleri halkın içinde yaşadığı gerçekliği değiştirmemektedir. Tam tersine, Ankara’nın sokaklarına çekilen paravanlar ve asılan pankartlar, gizlenmeye çalışılan gerçeğin büyüklüğünü daha da görünür hale getirmektedir. Çünkü örtülmek istenen yalnızca bazı görüntüler değil; yoksulluktur, işsizliktir, açlıktır ve derinleşen toplumsal eşitsizliklerdir.

Egemenler, çürüyen düzenlerinin üzerini örtebilmek için her dönemde yeni vitrinler yaratmışlardır. Ancak tarih göstermiştir ki hiçbir baskı, hiçbir propaganda ve hiçbir görüntü operasyonu halkların yaşadığı gerçekleri sonsuza kadar gizleyememiştir. Çünkü gerçekler inatçıdır. Çünkü sömürü ne kadar makyajlanırsa makyajlansın sömürü olmaktan çıkmaz. Çünkü yoksulluk, üzerine çekilen her paravanı er ya da geç parçalayacak kadar somut bir gerçektir.

Bugün de değişen bir şey yoktur. Ankara’nın sokaklarına çekilen paravanlar ve bez afişler, düzenin çelişkilerini ortadan kaldırmamakta; tam tersine onları daha görünür hale getirmektedir. Gözlerden kaçırılmak istenen her gerçek, yaşamın içinde yeniden ve daha güçlü biçimde ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle mesele yalnızca birkaç pankart, birkaç paravan ya da birkaç günlük görüntü düzenlemesi değildir. Mesele, emekçilerin yarattığı zenginlik üzerinde yükselen sömürü düzenidir. Mesele, halkın ihtiyaçlarını değil sermayenin ve egemen sınıfların çıkarlarını esas alan siyasal ve ekonomik sistemdir. Ve bu gerçek, ne kadar örtülmeye çalışılırsa çalışılsın, her geçen gün daha fazla insan tarafından görülmektedir.

Paravanlar kaldırılacak, vitrinler dağılacak ve geriye yine aynı gerçek kalacaktır: Bu ülkeyi ayakta tutanlar saraylar, holdingler ve propaganda merkezleri değil; üreten, çalışan ve yaşamı omuzlarında taşıyan emekçi halktır.

Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni paravanlar, yeni vitrinler ya da yeni propaganda gösterileri değildir. İhtiyaç duyulan; yoksulluğu, sömürüyü ve bağımlılığı üreten düzenin karşısında emekçilerin örgütlü gücünün büyütülmesidir. Çünkü halkın gerçek kurtuluşu, emperyalizme bağımlı politikaların, sermaye egemenliğinin ve sömürü düzeninin devamında değil; eşitlik, özgürlük ve halkın çıkarlarını esas alan bir toplumsal düzenin kurulmasındadır.

Gerçekleri gizlemeye çalışanlar değil, gerçekleri değiştirmek için mücadele edenler geleceği kazanacaktır.