Fransa’da gençliğin öfkesi büyüyor: Eğitim isyanı Avrupa’daki toplumsal muhalefetle buluşuyor

featured
Paylaş

Fransa’da öğretmen eksikliğine, kalabalık sınıflara, bakımsız okul binalarına ve eğitimde derinleşen eşitsizliklere karşı liselerde başlayan hareket, kısa sürede ülke çapında bir toplumsal mücadeleye dönüştü. Öğrencilerin başlattığı protestolara üniversiteliler, öğretmenler, veliler ve sendikalar da katılırken, eğitim alanındaki talepler kamu hizmetleri, sosyal haklar ve kemer sıkma politikaları üzerine daha geniş bir tartışmayla birleşiyor.

Eylül ortasında Paris’te başlayan eylemler Marsilya, Nantes, Lyon, Strasbourg ve Bordeaux başta olmak üzere çok sayıda kente yayıldı. Yüzlerce lisenin önünde öğrenciler eyleme geçerken, 6 Ekim’de düzenlenen ulusal eylem günü hareketin ulaştığı boyutu ortaya koydu. Resmi verilere göre ülke genelinde 266 bin kişi gösterilere katıldı; Paris’teki katılım 56 bin olarak açıklandı. Organizatörlerin verdiği rakamlar ise daha yüksek. Öğrencilerin yanında öğretmenler, veliler, üniversiteliler, sendikacılar ve farklı yaş gruplarından yurttaşlar da kortejlerde yer aldı.

Gençlerin taşıdığı “Kitaplarımızın altında öfke var” ve “Siyasetçiler nerede, var olduğumuzu biliyorlar mı?” yazılı dövizler, hareketin yalnızca okul koşullarına yönelik olmadığını da gösteriyor.

Öğrenciler öğretmen açıklarının kapatılmasını, sınıflardaki öğrenci sayısının azaltılmasını, eski okul binalarının yenilenmesini, eğitime daha fazla kamu kaynağı ayrılmasını ve üniversiteye geçiş sistemi Parcoursup’un kaldırılmasını talep ediyor.

Bu talepler, eğitimin piyasa koşullarına terk edilmesine ve kamu hizmetlerinin bütçe disiplini gerekçesiyle daraltılmasına karşı daha geniş bir itirazın parçası olarak okunabilir.

GENÇLİĞİN MÜCADELESİ EMEK HAREKETİYLE BULUŞUYOR

Fransa’daki hareketin siyasal ve toplumsal önemini artıran gelişmelerden biri, öğrencilerin mücadelesinin örgütlü emek hareketiyle buluşması oldu.

Genel Emek Konfederasyonu CGT’nin yanı sıra İşçi Gücü FO, Solidaires ve çeşitli eğitim sendikaları öğrencilerin taleplerine destek verdi. CGT, gençlerin kemer sıkma politikalarının bedelini ödememesi gerektiğini belirtirken çalışanlara da gösterilere ve grev çağrılarına katılma çağrısı yaptı.

CGT Éduc’action, FSU, FNEC FP FO, SUD Éducation, UNSA Éducation ve CFDT’ye bağlı eğitim örgütleri öğrencilerin taleplerinin dikkate alınmasını, eylemlere katılan gençlere yönelik yaptırımların kaldırılmasını ve polis müdahalelerinin sona ermesini istedi.

Böylece liselerde başlayan hareket, eğitim sistemindeki sorunların sınırlarını aşarak kamu hizmetlerinin geleceği, sosyal harcamalar ve krizin maliyetinin toplumun hangi kesimleri tarafından üstlenileceği tartışmasına bağlandı.

Fransa hükümetinin bütçe açığını azaltma arayışında olduğu bir dönemde öğrencilerin daha fazla eğitim bütçesi istemesi, bu karşıtlığı daha görünür hale getiriyor: Bir yanda kamu harcamalarında tasarruf baskısı, diğer yanda daha fazla öğretmen, daha küçük sınıflar ve nitelikli kamusal eğitim talebi.

AVRUPA’DA TOPLUMSAL MUHALEFET SOKAKTA

Fransa’daki gençlik hareketi Avrupa’nın geri kalanından kopuk değil. Almanya’dan Belçika’ya, İspanya’dan Fransa’ya farklı talepler etrafında şekillenen toplumsal hareketlerde sosyal devlet, çalışma hakları, kamu hizmetleri, barınma ve yaşam maliyetleri öne çıkıyor.

Almanya’da Alman Sendikalar Birliği DGB’nin çağrısıyla 26 Eylül’de 15 büyük kentte düzenlenen eylemlere sendikanın verilerine göre yaklaşık 175 bin kişi katıldı. Gösterilerde sosyal hakların korunması, çalışma koşulları, emeklilik sistemi ve sosyal devlet savunuldu; sendikalar sosyal kesintilere ve çalışanların haklarının geriletilmesine karşı çıktı.

Belçika’da da sendikal hareket bütçe kesintileri, emeklilik düzenlemeleri, çalışma koşulları ve kamu hizmetleri üzerinden hükümete karşı yeni eylemler örgütlüyor. FGTB ve CSC 9 Ekim için Brüksel’de ortak gösteri çağrısı yaparken, sosyalist kamu çalışanları sendikası ACOD 12 Ekim’de ülke çapında kamu sektörü grevi ilan etti.

İspanya’da ise toplumsal öfkenin merkezinde barınma krizi bulunuyor. Madrid ve diğer kentlerde yüksek kiralar, tahliyeler ve konuta erişim sorunları nedeniyle binlerce kişi sokağa çıktı. Son haftalardaki gösteriler hükümeti yeni konut önlemleri almaya zorlayan önemli faktörlerden biri oldu.

Bu hareketlerin talepleri, örgütlenme biçimleri ve siyasal yönelimleri birbirinin aynı değil. Ancak ortak bir zeminden söz etmek mümkün: Avrupa’nın farklı ülkelerinde ücretliler, gençler, kiracılar ve kamu çalışanları hayat pahalılığına, sosyal hakların aşınmasına ve kamu hizmetleri üzerindeki tasarruf baskısına karşı daha görünür biçimde harekete geçiyor.

Fransa’daki lise hareketinin sendikalarla buluşması da bu daha geniş Avrupa tablosunun bir parçası.

GENÇLERİN KARŞISINA POLİS ÇIKTI

Fransa’daki hareket büyüdükçe polis müdahaleleri de protestoların temel gündemlerinden biri haline geldi.

Binlerce kişinin gözaltına alınması ve gözaltına alınanlar arasında çok sayıda reşit olmayan öğrencinin bulunması öğretmenlerin, velilerin ve sendikaların tepkisine yol açtı. Paris dahil bazı kentlerde yetişkinlerin öğrencilerle çevik kuvvet arasında insan zincirleri oluşturduğu bildirildi. Polis müdahalelerinde yaralanan öğrenciler de hareket içerisindeki öfkenin büyümesine neden oldu.

İçişleri Bakanı Laurent Nuñez müdahalelerin büyük bölümünün orantılı olduğunu savunurken, öğretmenler ve veliler göz yaşartıcı gaz ve polis mühimmatlarının öğrencilere karşı kullanılmasını eleştirdi.

Parisli lise öğretmeni Sigrid Gerardin, öğrencilerin hükümetten şu ana kadar aldığı karşılığı “Şimdiye kadar aldıkları tek yanıt baskı oldu” sözleriyle özetledi.

Polis müdahaleleri, öğrencilerin başlangıçtaki eğitim taleplerine yeni bir başlık daha ekledi: Protesto hakkının ve gençlerin siyasal söz söyleme hakkının savunulması.

SOL PARTİLERDEN DESTEK, SAĞDAN YASAKLAMA TARTIŞMASI

Öğrenci eylemleri siyasal alanda da sert bir tartışmanın konusu oldu.

Boyun Eğmeyen Fransa’nın (LFI) önde gelen ismi Jean-Luc Mélenchon, yetişkinleri gençleri olası polis müdahalelerine karşı korumaya çağırdı. Fransız Komünist Partisi ve diğer sol örgütler de öğrenci hareketine destek açıkladı.

Buna karşılık sağ ve aşırı sağ içerisindeki bazı aktörler, protestolarda yaşanan şiddet olayları ile LFI arasındaki ilişki üzerinden partinin yasaklanmasını tartışmaya açtı. Tartışma Avrupa düzeyine de taşındı. Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri grubundan Charlie Weimers, Avrupa Sol İttifakı’nın AB değerlerine uyumunun araştırılması yönünde girişimde bulundu; buna gerekçe olarak ittifak üyesi LFI hakkında öğrenci protestolarıyla ilişkili suçlamaları gösterdi.

Avrupa Sol İttifakı cephesi ise öğrenci protestolarına destek vermenin demokratik siyasal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Böylelikle Fransa’daki tartışma eğitim politikalarının ötesine geçerek protesto hakkı, siyasal örgütlenme özgürlüğü ve toplumsal muhalefetin sınırları gibi daha geniş başlıklara uzanıyor.

HÜKÜMET ÇÖZÜM ARAYIŞINDA

Hareketin büyümesi üzerine Başbakan Sébastien Lecornu hükümet üyelerinden öğrencilerin taleplerine ilişkin öneriler hazırlamalarını istedi.

Öğretmenlerin yokluğunda derslerin boş geçmesinin önlenmesi, okul gününün yeniden düzenlenmesi, öğle aralarının uzatılması ve eskiyen okul binalarının onarılması üzerinde çalışılacağı açıklandı.

Ancak öğrenci örgütlerinin talepleri bunlarla sınırlı değil. Hareket daha fazla öğretmen istihdamından eğitim bütçesinin artırılmasına, sınıf mevcutlarının düşürülmesinden Parcoursup sisteminin kaldırılmasına kadar yapısal değişiklikler talep ediyor.

Bu nedenle hükümetin vereceği yanıtın birkaç idari düzenlemeyle sınırlı kalıp kalmayacağı hareketin geleceği açısından belirleyici olacak.

Fransa’da tartışılan temel mesele giderek şu soruda düğümleniyor: Kamu bütçesinde öncelik nerede olacak?

Bütçe açığını azaltmak amacıyla kamu harcamalarını kısmakta mı, yoksa eğitim, sağlık ve diğer kamusal hizmetlere daha fazla kaynak ayırmakta mı?

Bu soru yalnızca Fransa’ya özgü değil. Almanya’daki sosyal devlet eylemlerinden Belçika’daki sendikal mobilizasyona, İspanya’daki konut hareketinden Fransa’daki öğrenci protestolarına kadar Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde farklı biçimlerde yeniden gündeme geliyor.

GENÇLİĞİN ÖFKESİYLE EMEĞİN İTİRAZI AYNI SOKAKTA

Fransa’da liselerde başlayan hareketin ulaştığı noktanın belki de en önemli yanı burada ortaya çıkıyor.

Gençler daha iyi okul koşulları talep ederek sokağa çıktı. Ardından üniversiteliler geldi. Öğretmenler ve veliler öğrencilerin yanında yer aldı. Sendikaların desteğiyle eğitim mücadelesi emek ve sosyal hak tartışmasıyla birleşti.

Bu tabloyu yalnızca bir “öğrenci isyanı” olarak okumak giderek zorlaşıyor.

Fransa’da ortaya çıkan hareket, kamusal kaynakların nasıl dağıtılacağına ve ekonomik sıkıntıların bedelinin kimlere yüklenmesi gerektiğine ilişkin daha geniş bir sınıfsal tartışmanın parçası. Avrupa’nın başka ülkelerinde yükselen sendikal, barınma ve sosyal hak mücadeleleri de aynı sorunun farklı yüzlerini gösteriyor.

Her ülkenin koşulları, talepleri ve mücadele dinamikleri farklı. Fakat Almanya’da işçinin sosyal güvenlik talebi, Belçika’da kamu emekçisinin hak mücadelesi, İspanya’da kiracının barınma hakkı ve Fransa’da öğrencinin nitelikli eğitim talebi aynı dönemde Avrupa sokaklarında görünür hale geliyor.

Fransa’daki gençler açısından mücadele henüz sonuçlanmış değil. Hükümetten verilen sözlerin somut karşılığının ne olacağı, polis müdahalelerine ilişkin tartışmalar ve sendikaların hareket içerisindeki rolü önümüzdeki dönemin yönünü belirleyecek.

Ancak şimdiden ortaya çıkan bir gerçek var: Gençlerin eğitim için yükselttiği ses, okul kapılarından çıkmış durumda.

Avrupa’nın farklı kentlerinde emekçilerin, gençlerin ve kiracıların yükselttiği itirazlarla yan yana geldiğinde bu ses, yalnızca eğitimin değil, sosyal devletin ve kamusal hakların geleceğinin de tartışıldığı daha geniş bir toplumsal hareketin parçasına dönüşüyor.

Fransa’yı asıl sarsan da belki tam olarak bu: Gençliğin öfkesinin, emeğin ve sosyal hak mücadelelerinin biriktirdiği itirazla aynı sokakta buluşma ihtimali.