CHE BİR FOTOĞRAF DEĞİL, DEVRİMCİ BİR ÖNDER, DEVRİMCİ BİR İRADEDİR!

featured
Paylaş

Katledilişinin 59. Yılında Ernesto Che Guevara

9 Ekim 1967’de Bolivya’nın La Higuera kasabasında Ernesto Che Guevara katledildi. Emperyalizm, 39 yaşındaki bir komünisti öldürerek onun temsil ettiği devrimci düşünceyi ve mücadeleyi de yok edebileceğini sandı. Oysa Che’nin bedenini ortadan kaldıranlar, onu yaratan sınıf çelişkilerini, sömürüyü ve emperyalizme karşı mücadeleyi ortadan kaldıramadılar.

Aradan geçen 59 yılda burjuvazi, Che’nin devrimci kimliğini silikleştirmek için onu kapitalist tüketim kültürünün bir parçasına dönüştürmeye çalıştı. Yüzünü tişörtlere, posterlere ve reklam panolarına taşıdı. Yıldızlı beresini, uzun saçlarını ve kararlı bakışlarını pazarlanabilir birer metaya dönüştürdü. Komünist kimliğinden, sınıf mücadelesinden ve devrimci hedeflerinden koparılmış romantik bir isyancı imgesi yarattı. Çünkü kapitalizm için metalaştırılmış bir Che, düşünceleriyle ve mücadelesiyle yaşayan bir Che’den çok daha az tehlikeliydi.

Oysa Che bir fotoğraf değil, devrimci bir önder, devrimci bir iradedir! Bir maceraperest değil, yaşamını işçi sınıfının ve ezilen halkların kurtuluşuna adamış militan bir komünisttir. Onun devrimciliği, yalnızca emperyalizme karşı duyduğu öfkede değil, kapitalist sömürü düzeninin yıkılması ve sosyalizmin kurulması hedefindeki kararlılığında somutlaşmıştır.

Arjantin’den Guatemala’ya, Küba’dan Kongo’ya ve Bolivya’ya uzanan yaşamı, proletarya enternasyonalizminin somut bir ifadesidir. Che için devrim, yalnızca bir ülkede iktidarın el değiştirmesi değil; emperyalist egemenliğin ve kapitalist sömürünün ortadan kaldırılması mücadelesiydi. Küba Devrimi’nin ardından üstlendiği devlet görevlerini geride bırakarak yeniden mücadeleye yönelmesi, düşünceleriyle yaşamı arasındaki devrimci tutarlılığın göstergesiydi.

Ancak Che’nin mirası, onun yaşamını romantik bir kahramanlık destanına dönüştürerek sahiplenilemez. Bolivya yenilgisi, devrimci iradenin ve fedakârlığın tek başına yeterli olmadığını; işçi sınıfının örgütlü gücünden, emekçi kitlelerin siyasal hareketinden ve somut toplumsal koşullardan kopuk bir mücadelenin sınırlarını da ortaya koymuştur. Che’yi gerçek anlamda sahiplenmek, yalnızca cesaretini ve fedakârlığını yüceltmek değil, devrimci pratiğinin tarihsel derslerini kavramaktır. Çünkü devrim, bireysel kahramanlıkların değil, örgütlü sınıf mücadelesinin eseridir.

Bugün emperyalist savaşların, işgallerin, yoksulluğun ve kapitalist sömürünün belirlediği dünyada Che’nin mücadelesini doğuran çelişkiler varlığını sürdürüyor. Sermaye büyürken emek yoksullaşıyor; emperyalist güçler dünyanın yeniden paylaşımı için rekabet ederken savaşların ve krizlerin bedelini işçiler, emekçiler ve ezilen halklar ödüyor. Kapitalist barbarlık, insanlığa sömürü, savaş ve geleceksizlikten başka bir ufuk sunamıyor.

İşte Che’nin ölümsüzlüğü tam da buradadır. Onu ölümsüz kılan, bir fotoğrafın milyonlarca kez çoğaltılması değil; yaşamını adadığı sınıf mücadelesinin tarihsel varlığını sürdürmesidir. Che’nin devrimci iradesi, kişisel bir cesaret gösterisinden ibaret değildir. O irade, kapitalizmin aşılması gerektiğine, işçi sınıfının kendi kurtuluşunu gerçekleştirebileceğine ve sosyalizmin tarihsel bir olanak olduğuna duyulan inançtır.

Che’yi anmak, geçmişin bir kahramanına duyulan nostaljik özlem değildir. Onu anmak; komünist kimliğini, emperyalizme karşı uzlaşmaz tutumunu, proletarya enternasyonalizmini ve sosyalizm mücadelesine bağlılığını tarihsel bütünlüğü içerisinde sahiplenmektir.

Che’nin gerçek mirası, duvarlara asılan posterlerde değil; işçi sınıfının kurtuluş mücadelesinde, sömürüye karşı yükselen direnişlerde ve sosyalizm kavgasının sürekliliğinde yaşamaktadır.

9 Ekim 1967’de Che’yi katlettiler. Ancak ne temsil ettiği devrimci iradeyi ne de uğruna yaşadığı sınıfsız ve sömürüsüz dünya idealini ortadan kaldırabildiler.

Che’nin bedeni toprağa düştü, ama onun devrimci iradesi ve mücadelesi tarihin dışına düşmedi!

Çünkü Che bir fotoğraf değil, devrimci bir önder, devrimci bir iradedir!

CHE YAŞIYOR, SOSYALİZM MÜCADELESİNDE YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR!

YAŞASIN PROLETARYA ENTERNASYONALİZMİ!

YAŞASIN SOSYALİZM MÜCADELESİ!