Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların yargılanmasını talep etmek için her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, eylemlerinin 1090’ıncısını gerçekleştirdi. Bu haftaki buluşmada, 1995 yılında gözaltına alındıktan sonra işkenceyle öldürülen Rıdvan Karakoç’un failleri soruldu. Basın açıklamasını Besna Tosun okudu.
Tosun, kısa süre önce göreve atanan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye seslenerek, bakanlığın kamu düzenini sağlamanın yanı sıra temel hak ve özgürlüklerin kullanımını güvence altına almakla da yükümlü olduğunu hatırlattı. Galatasaray Meydanı’ndaki buluşmalara yönelik mekân yasağı ve kişi sınırlaması uygulamasının derhal sona erdirilmesi gerektiğini belirten Tosun, Anayasa Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanmasını ve barışçıl toplantılara yönelik müdahalelerin terk edilmesini istedi. Devletin görevinin kayıp yakınlarının sesini kısmak değil, hak arama özgürlüğünü korumak olduğunu vurguladı.
Bu haftaki eylemin, 31 yıl önce gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç için düzenlendiğini belirten Tosun, Karakoç’un İstanbul’da yaşadığını ve Kürt siyasi partileri ile kültür-sanat kurumlarında faaliyet yürüttüğünü aktardı. 1994 yılında gözaltına alınan bir kişinin ifadesi gerekçe gösterilerek hakkında yakalama kararı çıkarıldığını söyleyen Tosun, polislerin aile evini gözetim altına aldığını ve baskınlar düzenleyerek aileyi tehdit ettiğini ifade etti.
Eve gidemeyen Karakoç’un, 15 Şubat 1995’e kadar ailesi ve avukatı Eren Keskin ile düzenli iletişim kurduğunu belirten Tosun, bu tarihten sonra kendisinden bir daha haber alınamadığını söyledi. Polis ablukasının kaldırıldığını ve Karakoç’un gözaltına alındığının inkâr edildiğini aktaran Tosun, ailenin tüm başvurularına rağmen devlet kurumlarından “Bizde yok” yanıtı aldığını dile getirdi.
Ailenin ısrarlı arayışı sonucunda Karakoç’un işkence izleri taşıyan cenazesinin Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulunduğunu belirten Tosun, cenazenin savcılık dahil resmi kurumlardan geçtiği, günlerce Adli Tıp Kurumu’nda bekletildiği ve emniyette parmak izi kaydı bulunmasına rağmen “kimliği meçhul” olarak defnedildiğinin ortaya çıktığını söyledi.
Beykoz Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada 31 yıl boyunca rutin yazışmalar dışında işlem yapılmadığını kaydeden Tosun, sorumluların tespiti ve yargılanması için etkili bir adım atılmadığını ifade etti. Devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunan Tosun, bunun kayıp yakınlarına cezasızlık mesajı verdiğini belirtti.
Yargı makamlarına çağrıda bulunan Tosun, Karakoç dosyasında etkili, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütülmesini istedi. “Arşivleri açın, sorumluları tespit edin ve yargı önüne çıkarın. Zamanaşımı ve cezasızlık politikalarıyla gerçeğin üzerini örtmekten vazgeçin” diyen Tosun, “Kaç yıl geçerse geçsin; Rıdvan Karakoç için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten ve devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
