Yerin Altından Volkan Gibi Yükselenler – Şemdin Şimsir

featured
0
Paylaş

1 Mayıs’a giderken, hem ülkemizde hem dünyada yaşananların gölgesinde Ankara’da günlerdir süren maden işçilerinin kararlı direnişi öne çıktı. Tüm baskılara, şiddete ve gözaltılara rağmen geri adım atmayan madenciler, bir kez daha gösterdi:

Direnenler kazanır.

1 Mayıs öncesinde topluma dayatılan baskı ve zorluklara karşı madencilerin can bedeline dayanan direnişi; umudun, mücadelenin ve kazanmanın mümkün olduğunu yeniden hatırlattı. Emekçilere, doğasını savunanlara, sesi bastırılmak istenen herkese bir nefes, bir güç oldu.

Egemenler şunu çok iyi biliyor:

Kitlelerin biriken öfkesi büyüyor.

Ve o öfke büyüdükçe bir gün mutlaka patlar.

Susturulmak istenen sesler birikir.

Birikir… ve bir gün patlar.

Yerin altından.

Ankara’da sarı baretlerini başlarına geçiren madenciler işte o birikimin adıdır. Ellerindeki baretleri yere vurdukça çıkan ses, sadece bir talep değil; bir sınıfın, bir halkın hafızasıdır:

Açız!

Bu bir slogan değildir. Bu, bir acizliğin ifadesi de değildir. Bu, üretenlerin bu sistemi teşhir eden sesidir.

Bu ses; yaratanların, üretenlerin sesidir.

Bu ses; açlığa mahkûm edilen emekçilerin, bu düzenin yüzüne çarpan gerçeğidir.

Bu çelişki yeni değil.

Zonguldak yürüyüşünde yüz binler yerin altından yeryüzüne aktı.

1989 Bahar Eylemleri’nde işçiler üretimi durdurdu.

Tekel işçileri Ankara’nın ortasında aylarca direndi.

Greif işçileri fabrikayı işgal etti vb.

Soma’nın ardından yükselen öfke, bu düzenin gerçek yüzünü bir kez daha açığa çıkardı.

Tarih açık:

Hak verilmez, alınır.

Bugün Ankara’da madencilerin kurduğu hat tam da budur.

Bu yalnızca bir ücret meselesi değildir.

Bu bir sınırdır.

Bu, “artık yeter” diyenlerin çizdiği bir hattır.

Barikatlar kuruldu.

Ablukalar oluşturuldu.

İşçiler yalnızlaştırılmak istendi.

Ama bir kez daha görüldü:

Barikatlar tarihi durduramaz.

Baskı direnişi bitiremez.

Korku örgütlü bir gücü yenemez.

Ve sonuç ortada:

Direnen madenciler kazandı.

Bu yalnızca bir sonuç değil, tarihsel bir gerçektir.

Çünkü tarih boyunca kazananlar hep direnenler oldu:

8 saatlik iş günü direnişle kazanıldı.

Sendika hakkı direnişle kazanıldı.

Grev hakkı direnişle kazanıldı.

Hiçbiri masa başında verilmedi.

Hiçbiri bekleyerek kazanılmadı.

Bugün de değişen bir şey yok.

Uzlaşma yukarıda değil, mücadelede kazanılır.

Zafer bekleyerek değil, direnerek gelir.

Madenciler bunu bir kez daha gösterdi.

Bugün sarı baretlerin yere vuruşu şunu söylüyor:

Biz bunu kabul etmiyoruz.

Etmeyeceğiz.

Direne direne kazanacağız.

Bu bir slogan değil, tarihsel bir gerçektir.

Yerin altında biriken öfke, yeryüzüne çıktığında bir volkana dönüşür.

Ve o volkan yalnızca yıkmaz — aynı zamanda yeniden kurar.

1 Mayıs yaklaşırken bu ülkenin gerçek sesi budur:

Yerin altından gelen, bastırılamayan, susturulamayan ses.

O ses birleştiğinde artık yalnızca bir gün değil; bir güç olur.

Bir sınıf olur.

Bir tarih olur.

Ve o tarih şunu yazar:

Zafer, direnenlerindir.