Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi, sıradan bir diplomatik toplantı değildir. Bu zirve, dünya halklarının kanı ve alın teri üzerinde yükselen emperyalist sistemin yeni saldırı planlarının, yeni paylaşım hesaplarının ve yeni savaş hazırlıklarının masaya yatırılacağı bir toplantıdır.
Dünya kapitalizmi derin bir kriz içindedir. Emperyalist tekeller ve onların devletleri enerji kaynakları, ticaret yolları, pazar alanları ve stratejik bölgeler üzerindeki hakimiyetlerini koruyabilmek için giderek daha saldırgan politikalara yönelmektedir. Emperyalist güç merkezleri arasındaki rekabet büyüdükçe savaşlar yaygınlaşmakta, halklar yoksulluğa, göçe ve yıkıma sürüklenmektedir.
Ortadoğu’dan Ukrayna’ya, Afrika’dan Asya-Pasifik’e kadar uzanan geniş coğrafyada yaşanan çatışmalar tesadüf değildir. Bunlar, emperyalist paylaşım mücadelesinin ve dünya pazarlarının yeniden paylaşılması kavgasının ürünüdür. Halkların yaşam hakkı, emperyalistlerin kar ve egemenlik hesaplarının altında ezilmektedir.
NATO kendisini bir “savunma ittifakı” olarak sunmaktadır. Oysa tarihsel gerçekler bunun tam tersini göstermektedir. Kurulduğu günden bugüne NATO, emperyalist kapitalist sistemin askeri ve siyasi çıkarlarını koruyan bir araç olarak hareket etmiş; darbelerin, işgallerin, müdahalelerin ve savaş politikalarının başlıca mekanizmalarından biri olmuştur. Dünyanın birçok bölgesinde milyonlarca insan NATO politikalarının sonuçlarıyla yüz yüze kalmıştır.
Bugün de NATO’nun temel amacı halkların güvenliği değil, emperyalist sermayenin çıkarlarının korunmasıdır. Silah tekelleri servetlerine servet katarken işçiler, emekçiler ve yoksul halklar açlık, işsizlik ve geleceksizlikle karşı karşıya bırakılmaktadır. Hastanelere, okullara, konutlara ve sosyal hizmetlere ayrılması gereken kaynaklar savaş bütçelerine aktarılmaktadır. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılayamazken emperyalist devletler yeni silah sistemlerine milyarlarca dolar harcamaktadır. Bu düzen insanlığın değil, sermayenin düzenidir.
Bugün ABD öncülüğündeki Batılı blok ile Rusya ve Çin arasında süren rekabet giderek daha sert bir karakter kazanmaktadır. Ancak emekçiler açısından mesele herhangi bir emperyalist kampın yanında saf tutmak değildir. Bir tarafta NATO, diğer tarafta rakip güç merkezleri bulunmaktadır. Halkların kurtuluşu bu kamplardan herhangi birinin zaferinde değil; emperyalist sömürü düzenine karşı bağımsız, devrimci ve enternasyonalist bir hattın güçlenmesindedir.
Bizler ne Washington’un ne Moskova’nın ne Pekin’in ne de başka herhangi bir emperyalist merkezin çıkarlarını savunuyoruz. Biz halkların, işçilerin ve ezilenlerin çıkarlarını savunuyoruz.
Ortadoğu yıllardır emperyalist müdahalelerin ve bölgesel güç mücadelelerinin yıkıcı sonuçlarını yaşamaktadır. Filistin halkının uğradığı ağır yıkım, Gazze’de yaşanan büyük insani felaket, bölgesel savaş tehlikesinin büyümesi ve İran etrafında tırmandırılan gerilimler bütün bölgeyi ateş çemberine çevirmektedir. Enerji yolları, petrol ve doğalgaz kaynakları, ticaret koridorları ve jeopolitik hakimiyet hesapları milyonlarca insanın yaşamından daha değerli görülmektedir. Emperyalistler için paylaşılacak pazarlar ve denetim altına alınacak bölgeler vardır; bizim için ise özgür ve eşit yaşamak isteyen halklar vardır.
Türkiye halklarının çıkarı NATO planlarında değil, bağımsızlıkta ve halkların kardeşliğindedir. Ülkemiz emperyalist savaş politikalarının ileri karakolu haline getirilemez. Askeri üsler, yabancı müdahaleler ve savaş hazırlıkları halkların güvenliğini sağlamaz; tersine ülkemizi bölgesel çatışmaların ve emperyalist hesaplaşmaların parçası haline getirir.
Türkiye işçilerinin, emekçilerinin ve gençlerinin ihtiyacı daha fazla silahlanma değil; iş, ekmek, özgürlük, eğitim, sağlık ve insanca yaşamdır. Dünya halkları yeni savaş tehditleriyle karşı karşıya bırakılırken egemen sınıflar silahlanma yarışını hızlandırmakta, savaş politikalarının faturasını emekçilere ödetmektedir.
Bugün görev; emperyalist savaş politikalarına karşı sınıf mücadelesini yükseltmek, halkların birbirine düşman edilmesine karşı kardeşliği savunmak, emperyalist bağımlılığa karşı bağımsızlığı ve halkların enternasyonalist dayanışmasını büyütmektir. Savaşlara, işgallere ve militarizme karşı mücadele; aynı zamanda sömürüye, eşitsizliğe ve kapitalist düzene karşı mücadeledir.
Ankara’da toplanacak NATO Zirvesi emperyalist sistemin krizlerine çözüm üretemeyecektir. Çünkü savaşları yaratan da yoksulluğu büyüten de, halkları birbirine düşüren de bizzat bu sistemdir.
Kalıcı barışın yolu NATO’dan, askeri ittifaklardan ve emperyalist rekabetten değil; halkların eşitliğinden, özgürlüğünden, dayanışmasından ve anti-emperyalist mücadeleden geçmektedir.
Katil NATO ve emperyalist haydutların ülkemize gelişini protesto etmek, Ankara’yı onlara dar etmek için sokakları alanları dolduralım…
NATO DEFOL!
KAHROLSUN EMPERYALİZM!
YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ!
YAŞASIN ENTERNASYONAL DAYANIŞMA!
YAŞASIN SOSYALİZM!
Kolektif Mücadele Platformu
13 Haziran 2026
