Gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için yıllardır mücadele eden Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1101’incisini İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdi.
Eyleme kayıp yakınlarının yanı sıra çok sayıda insan hakları savunucusu katıldı. Katılımcılar, kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıyarak ve karanfiller bırakarak adalet talebini yineledi.
Bu haftaki eylemde, 22 Nisan 1994’te Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde gözaltına alındıktan sonra katledilen Mehmet Şerif Avşar için adalet istendi. Cumartesi İnsanları adına basın açıklamasını Setenay Yarıcı okudu. Yarıcı, 28 yaşındaki Avşar’ın ailesine ait iş yerinden sivil giyimli kişiler tarafından “ifadesi var” denilerek götürüldüğünü hatırlattı.
Avşar’ın kardeşlerinin kimlik sorması üzerine, ekipte yer alan kişilerin JİTEM’de görevli uzman çavuş Gültekin Sütçü’yü çağırdığını belirten Yarıcı, Sütçü’nün askeri kimlik göstererek “İfadesini alıp bırakacağız” dediğini aktardı. Ailenin itirazına rağmen silah tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ifade eden Yarıcı, Mehmet Şerif Avşar’ın kardeşlerine zarar gelmemesi için gitmek zorunda kaldığını söyledi. Tanıkların gözleri önünde zorla araca bindirilen Avşar’ın, Diyarbakır’da JİTEM merkezi olarak bilinen Saraykapı Jandarma Komutanlığı’na götürüldüğü belirtildi.
Ailenin aynı gün askeri yetkililere başvurarak Avşar’ın akıbetini sorduğunu ancak “Gözaltı yapmıyoruz” yanıtını aldığını aktaran Yarıcı, buna rağmen ailenin beklemeye devam ettiğini ve Avşar’ı götüren kişileri askeriyede gördüklerini ifade etti. Tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını belirten Yarıcı, iki hafta sonra Avşar’ın ağır işkence izleri taşıyan cansız bedeninin Lice yolunda metruk bir binada bulunduğunu söyledi.
Mahkeme kararlarına göre Avşar’ın resmi araçla gözaltına alındığını, sorgulandığını ve öldürüldüğünü vurgulayan Yarıcı, yargı sürecinin olayın örgütlü ve sistematik boyutunu ortaya koymakta yetersiz kaldığını ifade etti.
Yarıcı, davada bazı faillerin cezalandırıldığını ancak bunun adaletin sağlandığı anlamına gelmediğini belirtti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 10 Temmuz 2001 tarihli kararında, yürütülen soruşturmanın yetersiz bulunduğunu ve Türkiye’nin yaşam hakkını koruyamadığı gerekçesiyle mahkûm edildiğini hatırlattı.
Aradan geçen 32 yıla rağmen adalet taleplerinin sürdüğünü vurgulayan Yarıcı, “Devletin sorumluluğunu kabul etmesini ve hakikatin tüm açıklığıyla ortaya çıkarılmasını istiyoruz” dedi.
Açıklamanın ardından söz alan Cumartesi Anneleri’nden İkbal Eren, 2 Mayıs 1980’de gözaltına alındıktan sonra kaybedilen ağabeyi Hayrettin Eren’in doğum günü olduğunu hatırlattı. Eren, “Ben 45 yıldır 26 yaşındaki Hayrettin Eren’i arıyorum. Onu hep bu fotoğraftaki haliyle, genç yaşında hatırlıyorum. Ağabeyim insanlık mücadelesi verirken kaybedildi. Biz de onun bıraktığı yerden adalet ve hak mücadelesini sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumartesi Anneleri, bir kez daha Galatasaray Meydanı’ndan seslenerek kayıpların akıbetinin açıklanmasını, sorumluların yargılanmasını ve cezasızlık politikasına son verilmesini talep etti.
