Ankara’da 7-8 Temmuz’da gerçekleştirilecek 36. NATO Zirvesi öncesinde düzenlenen geniş kapsamlı operasyonlarda gözaltına alınan çok sayıda kişi hakkında tutuklama kararı verildi. Operasyonlar, Ankara Valiliği’nin zirve gerekçesiyle 28 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması ve benzeri etkinlikleri yasaklayan kararının ardından gerçekleştirildi.
23 Haziran sabahı çok sayıda eve yapılan baskınlarla başlayan operasyonlarda yüzlerce kişi gözaltına alındı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında farklı siyasi ve toplumsal yapılardan kişilerin hedef alındığı belirtildi. Resmi açıklamalara göre 241 kişi hakkında gözaltı kararı verildi ve bunların 209’u gözaltına alındı.
Tutuklananlar arasında gazeteciler, akademisyenler, sendikacılar, çevre aktivistleri ve hukukçular yer aldı. Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Emel Memiş, Halkevleri yöneticisi Hediye Yıldırım, Umut-Sen Sözcüsü Burcu Arıkan, SGDF MYK üyesi Şevin Özden, TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer ve ÇHD üyesi avukatlar Semra Demir ile Kürşat Bafra tutuklanan isimler arasında gösterildi.
Avukatların aktardığı bilgilere göre savcılık sorgularında gözaltındaki kişilere işçi direnişlerine katılımları, 1 Mayıs etkinlikleri, ODTÜ Bahar Şenlikleri, 6 Mayıs Deniz Gezmiş anmaları, basın açıklamaları ve çeşitli demokratik faaliyetler hakkında sorular yöneltildi. Sendikal çalışmalar, dayanışma ziyaretleri ve çevre mücadelelerine ilişkin faaliyetlerin de dosyalarda suçlama konusu yapıldığı ifade edildi.
Dosyalarda dikkat çeken örneklerden biri de TEMA Vakfı gönüllülerine yönelik suçlamalar oldu. İddialara göre Nallıhan Kuş Cenneti gezisine katılan bazı gönüllüler, dönüş yolunda Doruk Madencilik işçilerinin yürüyüşünü selamlamalarının ardından GBT kontrolüne tabi tutuldu. Daha sonra aynı kişilerin NATO Zirvesi öncesindeki operasyonlar kapsamında gözaltına alınarak “örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklanmaları talep edildi.
Adliye sürecinde de çeşitli hak ihlalleri yaşandığı ileri sürüldü. Avukatlar, müvekkilleriyle görüşmelerinin uzun süre engellendiğini, Ankara Barosu yöneticilerinin de gözaltındaki kişilerle görüşmesine izin verilmediğini belirtti. Savunma avukatları, dosyalarda tutuklamayı gerektirecek somut deliller bulunmadığını ifade ederek kararların hukuki değil siyasi nitelikte olduğunu savundu.
Demokratik kitle örgütleri, sendikalar ve hukukçular ise operasyonların NATO Zirvesi öncesinde yükselmesi beklenen savaş karşıtı ve emek eksenli toplumsal muhalefeti baskı altına alma amacı taşıdığını belirtti. Yapılan açıklamalarda, demokratik faaliyetlerin ve sendikal mücadelenin kriminalize edildiği, tutuklamaların ise zirve öncesinde uygulanan geniş çaplı güvenlik ve baskı politikalarının bir parçası olduğu vurgulandı. Ankara’da zirve öncesi 13 günlük eylem yasağı ve kapsamlı güvenlik tedbirleri alınmış durumda.
