“Yeni Suriye” üzerinde bir yıl geçti

featured
0
Paylaş

Suriye’de Esad’ın devrilmesiyle “yeni bir başlangıç” yapılacağı iddiası, en başından beri büyük bir aldatmacaydı. Ülke özgürleşmedi; yalnızca eski baskının yerine emperyalistlerin, bölgesel güçlerin ve radikal gerici yapıların ortaklaşa kurduğu daha karanlık bir düzen yerleştirildi. Bugün Suriye’de yaşanan şey bir “geçiş süreci” değil, halkın iradesinin uluslararası pazarlık masalarında parçalanıp satıldığı açık bir karşı-devrim projesidir.

ABD, Türkiye, Katar ve Avrupa merkezleri, kırk yıllık diktatörlüğün çöküşünü halkın zaferi olarak değil, kendi çıkarları için yeniden dizayn edilecek bir coğrafya olarak gördü. Halkın ağır bedeller ödediği bu süreç, söz konusu güçlerin koordineli müdahaleleriyle sistematik biçimde boğuldu.

Bu boğmanın merkezine ise yıllarca terör örgütü olarak tanınmış HTŞ ve bileşenleri yerleştirildi. Bugün HTŞ’nin “yeni dönem” adı altında parlatılması, gerçekte Suriye’nin geleceğine atılmış en karanlık gölgedir. Çünkü HTŞ’nin ideolojik hattı, şeriatçı bir iktidar inşasını hedefler; topluma dayattığı baskı, Esad döneminin anti -demokrattık döneminin ortadan kaldırmak bir yana, onu başka bir otoriter düzenle ikame eder.

Üstelik HTŞ’nin geçmişi yalnızca Suriye’yle sınırlı değildir. Bu yapının bileşenleri, yıllarca dünyanın pek çok noktasında sivilleri hedef alan bombalı saldırıların içinde yer almış, küresel ölçekte şiddet üreten ağların parçası olmuştur. Yeni Suriye projesinde bu yapıların hiçbirine ne gerçek bir hesap sorulmuş ne de işledikleri suçların samimi bir muhasebesi yapılmıştır. Böyle bir geçmişe sahip örgütlere ülkenin geleceğinin teslim edilmesi, Suriye’yi istikrara değil, daha büyük bir kıyıma ve daha derin bir bataklığa sürüklemektedir.

Trump–Colani buluşması, bu karşı-devrim düzeninin resmî mühürlenmesidir. Bir zamanlar başına ödül konmuş şeriatçı bir örgüt liderinin ABD başkanıyla masaya oturması, yalnızca uluslararası siyasetin ikiyüzlülüğünü değil; Suriye halkının acıları üzerinden kurulan çıkar koalisyonunun gerçek yüzünü ortaya koyar. Halkın özgürlüğü masada yoktur; pazarlıkların tek konusu emperyalist çıkarların korunmasıdır.

Yaptırımların sözde “insani gerekçelerle” askıya alınması ve hemen ardından gelen TC–Katar–ABD enerji projeleri, bu düzenin ekonomik ayağını oluşturur. Halk açlıkla boğuşurken büyük sermaye bölgede kâr paylaşımına girişmiş, yıkım üzerinden yeni bir sömürü pazarı yaratılmıştır. Bu süreç kalkınma değil, kurumsallaşmış bir yağma düzenidir.

Rojava’da yabancı şirketlerin yerleştirilmesi de Kürt halkının siyasi iradesini zayıflatmanın ve bölgeyi emperyalist ekonomiye eklemlendirmenin başka bir aracıdır. ABD hem SDG’yi oyalamakta hem de HTŞ’yi güçlendirerek her iki tarafı kendi stratejik çıkarlarına yedeklemeye çalışmaktadır.

Adalet alanındaki gelişmeler ise tümüyle göstermeliktir. Esad döneminin de HTS’nin baskı ağlarının da hesabı sorulmamış; savaş suçları, zorla kaybetmeler, tecavüzler ve yağma dosyaları raflarda çürümeye bırakılmıştır. “Yeni dönem yargısı” denen şey, suçların üzerini örten bir sahne dekorudur.

Güvenlik alanında da hiçbir iyileşme yoktur. Milis gruplar toplumun güvenliği için değil, kendi iktidar alanlarını genişletmek için silahlanmakta; HTŞ’nin ideolojik baskısı özellikle seküler toplulukları, Alevileri, Hristiyanları, Dürzileri ve sivil muhalifleri hedef almaktadır. Böylece bölgede yeni bir korku düzeni inşa edilmiştir.

Ve tüm bunların üzerinden yalnızca bir yıl geçti.

Bir yıl… fakat ne kanın akması durdu ne de halklar bir nefes alabildi.

Tam tersine, korku, güvencesizlik, gelecek kaygısı ve kitlesel yoksullaşma daha da derinleşti. “Yeni Suriye” dedikleri yapı, halkın taleplerine değil, çıkar odaklarının hesaplarına göre biçimlendiği için, zaman ilerledikçe bataklık daha da genişlemektedir.

Bugün Suriye’de yaşanan şey bir boşluk değil; emperyalizmin mühendisliğiyle kurulmuş vesayetçi bir kaos rejimidir. Ülke yeniden inşa edilmiyor; bilerek ve kasten kontrollü bir çöküş hâlinde tutuluyor.

“Yeni Suriye” söylemi bir yalandır.

Gerçek çözüm, hiçbir dış güçte, hiçbir şeriatçı yapıda, hiçbir kirli pazarlıkta değildir.

Suriye halklarının özgürlüğü ancak halk sınıflarının kendi kaderine dış müdahale olmadan sahip çıktığı, eşitlikçi, seküler ve anti-emperyalist bir toplumsal düzenle mümkündür. Bu düzen kurulmadıkça, Suriye’nin her “yeni dönem”i gerçekte yalnızca eski sömürünün yeni ambalajı olmaya devam edecektir.

Şemdin Şimşir

7 Aralık 2025