ABD yönetiminin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu hedef alan askeri saldırısına ilişkin “başarılı operasyon” söylemi, sahadaki gerçekler ve artan can kayıplarıyla birlikte çökmeye başladı. Küba hükümeti, ABD’nin Maduro’yu kaçırmaya yönelik askeri girişimi sırasında 32 Kübalı askerin hayatını kaybettiğini resmen açıklayarak, Washington’un iddialarını boşa düşüren yeni bilgileri kamuoyuyla paylaştı.
Havana yönetimi, yaşamını yitiren askerlerin Venezuela hükümetinin resmi talebi doğrultusunda ülkede görev yaptığını vurgularken, ABD’nin saldırısını açık biçimde “devlet terörü” olarak tanımladı.
“ONUR VE ŞAN”: KÜBA’DAN SERT MESAJ
Küba Komünist Partisi’nin resmi yayın organı Granma gazetesinde yayımlanan “Onur ve Şan” başlıklı açıklamada, hayatını kaybedenlerin Küba Devrimci Silahlı Kuvvetleri ile İçişleri Bakanlığı bünyesinde görevli personel olduğu belirtildi. Açıklamada, askerlerin bir bölümünün çatışmalarda doğrudan öldürüldüğü, bir bölümünün ise ABD bombardımanı sırasında, direniş gösterdikten sonra yaşamını yitirdiği ifade edildi.
Bu açıklama, Washington’un operasyonu “hukuki ve sınırlı” bir müdahale olarak sunma çabasını doğrudan çürüten en net kanıtlardan biri olarak değerlendiriliyor.
ULUSAL YAS VE GİZLENEMEYEN GERÇEKLER
Küba hükümeti, 32 askerin ölümü nedeniyle 5 ve 6 Ocak tarihlerinde iki günlük ulusal yas ilan etti. Cenaze törenlerine ilişkin ayrıntıların daha sonra açıklanacağı bildirildi.
Venezuela basını ise saldırı bilançosunun çok daha ağır olduğunu duyurdu:
- 23 Venezuelalı asker,
- 32 Kübalı güvenlik görevlisi,
- 2 sivil kadın,
toplamda 57 kişi hayatını kaybetti.
Bu tablo, ABD’nin iddia ettiği gibi “hedef odaklı bir operasyon” değil, çok uluslu ve sivilleri de kapsayan geniş ölçekli bir askeri saldırı gerçeğini ortaya koyuyor.
KÜBA–VENEZUELA İŞ BİRLİĞİ MEŞRU, SALDIRI GAYRİMEŞRU
Havana yönetimi, Kübalı askerlerin Venezuela’daki varlığının iki egemen devlet arasındaki resmi askeri ve güvenlik iş birliğinin parçası olduğunu vurguladı. Küba’nın yıllardır Venezuela’ya güvenlik, istihbarat ve kolluk alanlarında destek verdiği, uluslararası kamuoyunun da bildiği bir gerçek.
Buna karşın Küba, ABD’nin saldırısının yalnızca Venezuela’nın değil, uluslararası hukukun ve devletlerin egemenlik ilkesinin açık ihlali olduğunu belirterek Washington’u Latin Amerika’da rejim değişikliği politikası yürütmekle suçladı.
ÖRTBAS ÇABALARINA TRUMP’IN AÇIKLAMASI DA YETMEDİ
ABD Başkanı Donald Trump, saldırının ardından yaptığı açıklamada, “çok sayıda Kübalı askerin öldürüldüğünü” kabul etmek zorunda kaldı. Ancak Trump’ın operasyonu “son derece başarılı” ve “harika” olarak nitelendirmesi, artan sivil ve askeri kayıplar karşısında uluslararası kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
Trump, Washington’un hedefinin Maduro’yu “uyuşturucu suçları ve terör bağlantıları” gerekçesiyle yargılamak olduğunu savunsa da, bir devlet başkanını yabancı bir ülkede askeri güçle kaçırmaya yönelik bu girişim, uluslararası hukuk açısından korsanlık ve saldırganlık olarak değerlendiriliyor.
KÜBALILARIN İSİMLERİ AÇIKLANDI: GİZLENEN BEDEL
Küba hükümeti, hayatını kaybeden askerlerin isimlerini ve yaşlarını tek tek açıklayarak, saldırının bedelinin rakamlardan ibaret olmadığını ortaya koydu. Açıklanan liste, ABD’nin “temiz operasyon” iddiasının ardındaki insani ve siyasi yıkımı gözler önüne serdi.
Bu gelişmelerle birlikte, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısının Maduro’yu hedef alan bir adli süreç değil, açık bir rejim değişikliği ve zorla kaçırma girişimi olduğu yönündeki değerlendirmeler uluslararası alanda giderek güç kazanıyor.






