Washington tehdit savururken, Brüksel saf tuttu: AB’den İran kararı

featured
0
Paylaş

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada AB dışişleri bakanlarının İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (IRGC) “terör örgütü” olarak tanımladığını duyurdu. Kallas bu kararı “kararlı bir adım” olarak nitelendirirken, “Kendi halkından binlerce kişiyi öldüren her rejim, kendi sonunu hazırlamaktadır” ifadelerini kullandı.

Brüksel’de düzenlenen AB Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde konuşan Kallas, İran Devrim Muhafızları’nın AB’nin terör listesine alınmasının, örgütü El Kaide, Hamas ve DEAŞ ile “aynı konuma” yerleştireceğini savundu. Kallas, “Terörist gibi davranırsanız, terörist gibi muamele görmelisiniz” diyerek, kararın arkasında durduklarını vurguladı.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de kararı “memnuniyetle” karşıladığını açıkladı. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar ise kararı “önemli ve tarihi” olarak nitelendirerek, Avrupa Birliği’ni tebrik etti. Saar, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun “bölgede istikrarı baltalayan başlıca aktör” olduğunu öne sürdü.

İsrail’in, özellikle son haftalarda, AB’nin bu kararı alması için yoğun diplomatik kulis yürüttüğünü açıkça dile getiren Saar, kararın Tahran yönetiminin uluslararası meşruiyetine “ağır bir darbe” vurduğunu iddia etti.

Tüm bu gelişmeler, ABD’nin İran’a yönelik açık askeri saldırı hazırlıkları yaptığı, suikast imaları ve doğrudan tehditlerin havada uçuştuğu bir dönemde geldi. Washington’un sertleşen söylemleri ve Tel Aviv’in yoğun baskısı sürerken, Avrupa Birliği’nin bu hatta gecikmeli de olsa hizaya girmesi dikkat çekti. ABD ve İsrail’in politikalarını sorgusuz sualsiz izleyen, kriz anlarında “transatlantik sadakati”nden şaşmayan AB’nin, bu tabloda geri kalması zaten beklenmiyordu.

Eleştirmenlere göre söz konusu karar, hukuki olmaktan çok siyasi bir adım niteliği taşıyor ve bölgedeki gerilimi daha da tırmandırma riski barındırıyor. AB’nin bir kez daha bağımsız bir dış politika aktörü değil, ABD–İsrail ekseninin “saksakçısı” gibi hareket ettiği yönündeki eleştiriler ise güç kazanıyor.