ODTÜ’de Baskı ve Provokasyona Karşı Öğrenci Dayanışmasını Büyütelim

featured
0
Paylaş

ODTÜ’de gerçekleştirilen geleneksel Devrim Yürüyüşü sırasında yaşanan faşist provokasyon, üniversitelerde uzun süredir sistematik biçimde büyütülmek istenen baskı ve sindirme çabalarının yeni bir örneğidir. Devrimci, demokrat ve ilerici öğrencilerin anti-emperyalist ve anti-faşist sloganlarını bastırmaya çalışan faşist gruplar, yürüyüşü provoke ederek ODTÜ’deki devrim yürüyüşünü engellemeye çalışmıştır. Ancak üniversitelilerin örgütlü ve kararlı tutumu sayesinde bu girişim boşa çıkarılmıştır.

Bugün ODTÜ’de yaşananlar münferit bir olay değildir. Türkiye’de üniversiteler uzun süredir sermaye düzeninin, baskıcı yönetim anlayışının ve siyasal iktidarın ideolojik kuşatması altındadır. Kayyum politikaları, polis ablukaları, öğrenci topluluklarına yönelik yasaklar, soruşturmalar ve disiplin tehditleri; üniversiteleri özgür düşüncenin alanı olmaktan çıkarıp itaat mekânlarına dönüştürme girişiminin parçalarıdır. ODTÜ’de yaşanan provokasyon da bu siyasal atmosferden bağımsız değildir.

Saldırgan ve provokatör faşist çevreler yerine, saldırıyı püskürten devrimci öğrencilerin hedef alınması ve soruşturmalarla tehdit edilmesi kabul edilemezdir. Üniversite yönetiminin yaşananların gerçek sorumlularını görmek yerine anti-faşist öğrencileri kriminalize etmeye çalışması açık bir siyasal tercihtir. Rektörlüğün görevi, öğrencilerin demokratik haklarını korumak ve kampüste güvenli bir ortam sağlamaktır; faşist provokasyonların üzerini örtmek ya da onları dolaylı biçimde cesaretlendirmek değildir.

ODTÜ rektörlüğünün yıllardır izlediği baskıcı ve antidemokratik çizgi, bugün yaşanan gerilimlerin başlıca nedenlerinden biridir. Üniversiteyi polis müdahaleleriyle, yasaklarla ve soruşturmalarla yönetmeye çalışan anlayış; kampüsteki gerilimi derinleştirmekte, “Bayrağa saldırı” demagojisiyle faşist çevrelere hareket alanı açmaktadır. Bu nedenle yaşanan saldırı ve provokasyonun siyasi sorumluluğu yalnızca saldırgan faşist gruplarda değil, onları cesaretlendiren ve öğrenci iradesini bastırmaya çalışan yönetim anlayışındadır.

Faşist saldırıları “bayrak”, “vatan”, “millet” söylemleri arkasına gizleyerek meşrulaştırmaya çalışan çevreler, gerçekte üniversite gençliğinin eşitlik, özgürlük ve adalet taleplerine saldırmaktadır. Ancak tarih göstermiştir ki; baskılar, soruşturmalar ve provokasyonlar gençliğin mücadele iradesini teslim alamamıştır. ODTÜ’nün ilerici ve mücadeleci birikimi bugün de yaşamaktadır.

Faşizme ve onun provokasyon siyasetine karşı mücadeleyi büyütmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Üniversitelerde yükseltilmek istenen korku iklimine karşı dayanışmayı büyütelim, devrimci, demokrat ve ilerici öğrencilerin yanında olduğumuzu daha güçlü göstermeliyiz.

Soruşturmalar geri çekilsin!

Faşist provokasyonlara son!

Üniversiteler bizimdir!

Yaşasın anti-faşist mücadele ve öğrenci dayanışması!

Kolektif Mücadele Platformu

7 Mayıs 2026