Bern Kanton Parlamentosu, egemenlerin ve sermaye uşaklarının halkların meşru direnişine duyduğu korkunun yeni bir sahnesine dönüştü. Sağcı SVP’nin gündeme getirdiği Antifa’nın yasaklanması önergesi, 82 oyla kabul edildi. Şimdi bu kararı Federal Konsey’e taşıyarak yasalaştırmaya çalışıyorlar. Egemenlerin ve onlara uşaklık edenlerin yasaları, sokakların meşruiyetini eğeleyemez!
Bugün karşı karşıya olduğumuz bu hamle, dünya genelinde tırmandırılan ırkçı ve faşist dalganın, devrimci güçlere yönelik topyekûn bir sürek avına dönüştüğünün en somut kanıtıdır. Kapitalizmin küresel krizini örtbas etmek, işçi sınıfını bölmek ve ezilen halkların öfkesini manipüle etmek isteyen burjuvazi, dünyanın dört bir yanında ırkçı yabancı düşmanlığını, göçmen karşıtlığını ve neo-faşist çeteleri besleyerek saldırılarını genişletiyor. Devletlerin eliyle büyütülen bu faşist histeri, sokakları teslim almak ve toplumsal muhalefeti tamamen tasfiye etmek için her türlü zorbalığa başvuruyor. Antifa’yı hedef tahtasına oturtan bu yasaklama furyası da işte bu karanlık, faşist dalganın küresel ölçekteki ortak stratejisidir.
Karşımızdaki saldırı dalgası yerel ya da tesadüfi değildir. Emperyalizm, devrimci ve anti-faşist iradeyi kırmak için küresel bir kuşatma operasyonu yürütmektedir. Önce ABD; Gazze’deki Siyonist soykırıma karşı dünyayı ayağa kaldıran, emperyalizmin kanlı çarkına çomak sokan Antifa’yı Eylül 2025’te “terör örgütü” listesine alarak sindirmek istedi. Trump’ın öncülük ettiği bu histeri, özgürlük çığlığını boğmayı amaçlıyordu. Ardından Avrupa kapitalizminin jandarmalığına soyunan Almanya, uzun süredir anti-faşistleri, devrimcileri ve sokak muhalefetini devlet şiddetiyle, yasaklarla ve şafak operasyonlarıyla hedef alarak bu kirli dalgayı kıtaya yaydı. Şimdi de ABD ve Almanya’nın açtığı bu gerici yoldan ilerleyen İsviçre burjuvazisi ve onun uşağı SVP, sokaklarda yükselen ırkçılığa karşı barikat olan halkların meşru savunma gücünü yasaklarla yıkabileceğini sanıyor!
İsviçre’deki irkici, emek düşmanı SVP, işgalci ve soykırımcı ABD-İsrail-AB blokuna yaranmak, dünyada yükselen ırkçı koroya eşlik etmek adına protesto hakkını, sosyalist düşünceyi ve sokaktaki her türlü muhalefeti suçlu ilan etmeye çalışıyor. Eğer bu topraklarda bir terörist aranıyorsa; o terörist halkların kanını emen emperyalist devletler, sokakları faşizme teslim etmek isteyen ırkçı odaklar, onların İsviçre’deki işbirlikçisi SVP ve soykırımcı ortağı İsrail’dir!
Antifa, solun, sosyalizmin ve devrimci iradenin sarsılmaz bir bileşenidir. ABD’den Almanya’ya, oradan İsviçre’ye uzanan ve küresel ırkçı dalgayla beslenen bu genişletilmiş saldırganlığa sessiz kalmak, yarın anti-kapitalist, anti-faşist ve anti-emperyalist cephede dövüşen tüm ilerici güçlerin tasfiyesine göz yummaktır. Bu saldırı tek bir yapıya değil, işçi sınıfının, göçmenlerin ve ezilenlerin birleşik direnişinedir!
Dünyayı egemenlerin ve ırkçı çetelerin gözlüğüyle görmeyeceğiz! Olguları ve kavramları sermaye düzeninin sınırlarıyla tanımlamayacağız! Ne SVP ne de onların okyanus ötesindeki veya Avrupa’daki akıl hocaları bizim meşruiyetimizi belirleyebilir. Bir avuç asalağın koyduğu yasalar, tarihin akışını ve haklılığımızı gayrimeşru ilan etmeye yetmez! Bizim meşruiyetimiz burjuva mahkemelerinden değil, dünyayı saran ırkçı barbarlığa ve faşizme karşı örülen barikatlardan, sokaktaki kararlı duruşumuzdan gelir.
Emperyalist kuşatma barikatlar bizi yıldıramaz!
Her yer Antifa, hepimiz Antifa’yız!
Yaşasın enternasyonal dayanışma!
Kolektif Mücadele Platformu İsviçre
5 Haziran 2026
