Ankara’da hakkını isteyen madenciye gözaltı

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik ve Elazığ Eti Gümüş’te çalışan madencilerin aylardır ödenmeyen ücret, tazminat ve diğer işçilik alacakları için yürüttüğü mücadele Ankara’da bir kez daha polis müdahalesiyle karşılaştı. Elazığ ve Eskişehir’den başkente gelen Bağımsız Maden-İş üyesi işçiler, 10 Ağustos’ta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde seslerini duyurmak isterken yaklaşık 100 madenci gözaltına alındı. İşçilerin talebi herhangi bir ayrıcalık değil, çalışarak kazandıkları ücretlerin ve yasal haklarının ödenmesiydi.

Polis müdahalesi sırasında Bağımsız Maden-İş yöneticileri de gözaltına alındı. Sendika, Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu’nun ayrı bir polis aracına bindirildiğini, müdahaleyi görüntülemek isteyen basın emekçilerinin de darbedildiğini duyurdu. Tepkisini “Sebahattin dışarıda, madenci içeride” sözleriyle dile getiren sendikanın işaret ettiği çelişki dikkat çekiciydi: İşçiler alacaklarını istemek için polis araçlarına bindirilirken, Yıldızlar SSS Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yıldız iş dünyasındaki faaliyetlerini sürdürüyordu. Holdingin kendi internet sitesinde de Yıldız, grubun kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olarak yer alıyor.

10 Ağustos’taki gözaltı dalgası ise baskının sonu olmadı. Madenciler yaklaşık 12 saat sonra serbest bırakıldı ancak ertesi gün haklarını istemek için yeniden sokağa çıktı. Ankara Valiliği bu süreçte 9 Ağustos saat 08.00’den 23 Ağustos saat 23.59’a kadar kent genelinde toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, oturma eylemi ve açlık grevi dahil çok sayıda eylem biçimini yasakladı. İşçilerin ücretlerini alamadığı bir tabloda kamu yönetiminin çözüm üretmek yerine hak arama alanını daraltan böylesi geniş bir yasak kararı alması, emekçilerin önündeki engelleri daha da büyüttü.

Yasağa rağmen mücadeleden vazgeçmeyen madenciler sonraki günlerde de defalarca polis müdahalesiyle karşılaştı. 13 Ağustos’ta aralarında Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve Başaran Aksu’nun da bulunduğu yaklaşık 80 kişi bir kez daha gözaltına alındı. İşçilerin büyük bölümü daha sonra serbest bırakılırken Aksu üç gün gözaltında tutuldu ve adli kontrol şartıyla bırakıldı. Baskı bununla da sınırlı kalmadı; 17 Ağustos’ta Çakır ve Aksu yeniden gözaltına alındı, 18 Ağustos’ta yine adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Madencilerin öfkesi yalnızca ödenmeyen paralardan kaynaklanmıyor. İşçiler, daha önce yürüttükleri direnişler sonucunda verilen ödeme sözlerinin ve yapılan protokollerin yerine getirilmediğini söylüyor. Doruk Madencilik işçilerinin nisan ayında Ankara’ya kadar uzanan mücadelesi, kamu kurumlarının da devreye girdiği bir uzlaşmayla sona ermişti. Buna rağmen sonraki aylarda işçiler yeniden başkente dönmek zorunda kaldı. Bu tablo, “çözüm” diye sunulan sözlerin işçinin cebine para olarak girmediği sürece kâğıt üzerinde kaldığını gösteriyor.

Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yıldız ise 13 Ağustos’ta madencilerle yaptığı görüşmede yaşanan ödeme sıkıntılarını öz kaynak yetersizliği ve kredi bulunamamasıyla açıklarken işçilere yeni bir söz verdi. Yıldız, “Önümüzdeki hafta Türkiye’nin hiçbir yerinde işçi ‘alacağım var’ demeyecek” dedi. Ancak bu açıklamadan bir hafta sonra, 20 Ağustos itibarıyla Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerinin eylemi hâlâ sürüyor. İşçiler, alacaklarının tamamı ödenmediği gerekçesiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki direnişlerini 11’inci güne taşıdı.

20 Ağustos’ta madenciler bir kez daha Bakanlık önüne giderken ziyaretçi girişinin açılmaması da gerilimi büyüttü. İşçiler “Hakkımız olanı almaya geldik” ve “Holdinglere el pençe, madenciye abluka” sloganlarıyla seslerini duyurmaya çalıştı. Bakanla görüşme taleplerinin karşılık bulmamasına tepki gösteren madenciler, bütün alacakları eksiksiz ödenene kadar Ankara’dan ayrılmayacaklarını açıkladı.

Ortaya çıkan tablo artık yalnızca bir şirketle işçileri arasındaki ücret anlaşmazlığının çok ötesinde. Bir tarafta aylarca çalışıp ücretini ve tazminatını alamadığını söyleyen, verilen sözlerin tutulmasını isteyen madenciler; diğer tarafta günlerdir kapısını çaldıkları kamu kurumları, geniş eylem yasakları ve tekrar tekrar devreye giren polis müdahaleleri var. Madencilerin önüne çözüm masası yerine gözaltı aracı çıkarılması, emekçinin hak arama mücadelesinin nasıl bir güvenlik meselesine dönüştürüldüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Ankara’daki direniş ise bütün baskılara rağmen aynı taleple sürüyor: Madenciler sadaka değil, alın terlerinin karşılığını istiyor.