Almanya’da Askerliğe Karşı Okul Grevi: “Savaşlarınız Biz Olmadan!”

featured
Paylaş

Almanya’da gençler, hükümetin Bundeswehr’i büyütmeye ve askerlik sistemini yeniden yapılandırmaya yönelik politikalarına karşı bir kez daha okul sıralarını terk ederek sokaklara çıktı. “Schulstreik gegen Wehrpflicht” (Askerliğe Karşı Okul Grevi) inisiyatifinin çağrısıyla 25 Eylül 2026 Cuma günü ülke genelinde yaklaşık 100 kentte protestolar düzenlendi. İnisiyatifin verdiği bilgiye göre eylemlere 45 binden fazla kişi katıldı. Bu eylemler, hareketin Aralık 2025’ten bu yana örgütlediği dördüncü ülke çapındaki okul grevi oldu.

Berlin’den Bremen’e, Kiel’den Münih’e uzanan protestolarda gençlerin itirazı yalnızca olası bir zorunlu askerlik uygulamasına değil, eğitim kurumlarında Bundeswehr’in artan görünürlüğüne ve toplumun askerileştirildiği yönündeki kaygılara da odaklandı. Kuzey Almanya’nın birçok kentinde binlerce öğrencinin katıldığı gösteriler düzenlendi.

Protestoların merkezinde 1 Ocak 2026’da yürürlüğe giren Wehrdienst-Modernisierungsgesetz, yani Askerlik Hizmeti Modernizasyon Yasası bulunuyor. Yeni düzenlemeyle 18 yaşına giren kadın ve erkeklere Bundeswehr tarafından askerlik hizmetine ilişkin soru formu gönderilmeye başlandı. Erkeklerin bu formu yanıtlaması zorunlu, kadınların yanıtlaması ise gönüllü. Hükümet yeni sistemin şimdilik gönüllülük esasına dayandığını belirtirken, hedeflenen personel sayısına ulaşılamaması halinde Bundestag’ın ayrıca “Bedarfswehrpflicht” adı verilen ihtiyaca bağlı zorunlu askerlik uygulamasını yasalaştırabileceğini söylüyor. 2008 ve sonrasında doğan erkeklerin ülke çapında zorunlu askerlik muayenesine tabi tutulmasının ise 1 Temmuz 2027’den itibaren geniş ölçekte uygulanması planlanıyor.

Ancak tartışmayı büyüten gelişmelerden biri, bazı bölgelerde bu tarihten önce de muayenelerin başlaması oldu. NDR’nin aktardığına göre Schleswig-Holstein’da, Bundeswehr’e gönderilen soru formunda askerlik hizmetine ilgi göstermediğini belirten genç erkeklerden bazıları da muayeneye çağrıldı. Bundeswehr ise yeni muayene merkezlerinin altyapısını oluşturduğunu ve sistemin bütünüyle 1 Temmuz 2027’ye kadar tamamlanacağını açıklıyor.

Öğrenci hareketi açısından bu gelişmeler, “gönüllülük” temelinde başlayan sistemin giderek daha fazla zorunluluk unsuru içerdiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Hareket, yeni askerlik yasasının tamamen geri çekilmesini, zorunlu muayenelerin durdurulmasını, Bundeswehr’in okullardaki faaliyetlerine son verilmesini ve üniversitelerde askeri amaçlı araştırmaların engellenmesini talep ediyor. Münih’teki grev çağrısında öğrenciler askerlik ve silahlanma politikalarını sosyal kesintilerle ilişkilendirerek, silahlanmaya ayrılan kaynakların eğitim, sağlık, mesleki eğitim ve sosyal alanlara aktarılmasını istedi.

Eylemlerde yükselen sloganlar da protestonun yalnızca “askere gitmek istememe” meselesiyle sınırlı olmadığını ortaya koydu. Öğrenciler birçok kentte savaş, silahlanma ve militarizme karşı sloganlarla yürüdü. “Eure Kriege ohne uns!” — “Savaşlarınız biz olmadan!” — sloganı protestoların öne çıkan ifadelerinden biri haline gelirken, bazı eylemlerde Bundeswehr’e insan ve kaynak aktarılmasına karşı sloganlar da atıldı. Öğrenci hareketinin farklı kentlerde yayımladığı çağrılarda “Zorunlu askerliğe, zorunlu hizmete ve savaşa hayır” talebi ortak bir başlık olarak öne çıktı.

Hareketin sol ve savaş karşıtı bileşenleri, hükümetin askerlik politikasını Almanya’daki daha geniş çaplı silahlanma sürecinin bir parçası olarak değerlendiriyor. Mesele yalnızca Bundeswehr’in personel açığını kapatmak değil; genç kuşakların okullardan başlayarak askeri yapılara daha fazla bağlanması ve kamu kaynaklarının artan ölçüde savunma harcamalarına yöneltilmesi. NaturFreunde Berlin de 25 Eylül eylemine verdiği destekte okul grevlerinin amacını “okulların ve toplumun artan militarizasyonuna” karşı çıkmak ve silahlanma politikalarıyla sosyal kesintiler arasındaki ilişkiyi tartışmaya açmak olarak tanımladı.

Tam da bu nedenle okul grevleri birçok yerde eğitim yönetimleriyle öğrencileri karşı karşıya getiriyor. Gösterilere katılan öğrencilerin derslere girmemesi hukuki ve idari tartışmalara yol açarken, hareket içinde yer alan gençler okul grevinin ders saatlerinde yapılmasının bilinçli bir protesto biçimi olduğunu savunuyor. Önceki eylemlerde öğrencilere disiplin işlemleri uygulandığı ve bazı okul yönetimlerinin protestolara katılımı engellemeye çalıştığı dile getirildi. Bu iddiaların her biri bağımsız biçimde doğrulanmış değil; ancak eylem hakkı ve okul disiplin kuralları arasındaki gerilim protestoların başlıca tartışma alanlarından biri olmayı sürdürüyor.

25 Eylül protestoları aynı zamanda Almanya’nın askeri kapasitesini büyütmeyi hedeflediği bir döneme denk geliyor. Federal hükümet, Bundeswehr’in aktif asker ve rezervistlerden oluşan toplam personel kapasitesini 2035’e kadar yaklaşık 460 bine çıkarmayı hedefliyor. Hükümet bu politikanın Avrupa’daki güvenlik koşulları ve ülke savunması açısından gerekli olduğunu savunurken, okul grevlerini örgütleyen öğrenciler ve savaş karşıtı çevreler bunun toplumun askerileştirilmesini hızlandırdığı görüşünde.

Bu karşıtlık, Almanya’da büyüyen askerlik tartışmasının sınıfsal ve kuşaksal boyutunu da görünür kılıyor. Hükümet genç nüfusu Bundeswehr’in personel ihtiyacını karşılayacak temel kaynaklardan biri olarak görürken, eyleme katılan öğrenciler geleceklerinin savaş ve silahlanma politikaları üzerinden belirlenmesine itiraz ediyor. Hareket içinde öne çıkan “Savaşlarınız biz olmadan” sözü de bu itirazın en kısa ifadesine dönüşüyor.

25 Eylül’de ülkenin yaklaşık 100 kentinde yükselen öğrenci protestosu, Almanya’da zorunlu askerlik tartışmasının yalnızca parlamentoda alınacak bir karardan ibaret olmayacağını gösteriyor. “Schulstreik gegen Wehrpflicht” sözcülerinden Bela Breitner, öğrencilerin zorunlu askerlik ihtimali tamamen gündemden kalkıncaya kadar grevleri sürdürmek istediklerini açıkladı. Gençlerin sokaktan verdiği mesaj ise açık: Geleceklerinin askerileştirilmesine, okulların askeri personel kazanım alanlarına dönüştürülmesine ve savaş politikalarının bedelinin kendi kuşaklarına yüklenmesine karşı mücadelelerini sürdüreceklerini söylüyorlar.