Fransa’da liselilerin isyanı büyüyor: Eğitimdeki çöküşe karşı yüzlerce okulda eylem

featured
Paylaş

Fransa’da öğretmen ve personel yetersizliğine, kalabalık sınıflara, kötüleşen okul koşullarına ve eğitimde derinleşen eşitsizliklere karşı başlayan lise eylemleri ülke çapına yayıldı. Hükümet protestoları “güvenlik” başlığı altında tartışmaya açarken öğrenciler, sorunun kaynağında yıllardır biriken kaynak ve personel yetersizliğinin bulunduğunu söylüyor. Pazartesi günü 400 ila 500 lisede eğitime tamamen ya da kısmen ara verilmesi bekleniyor.

Fransa’da liselilerin eğitim sistemindeki kötüleşmeye karşı başlattığı hareket, kısa sürede ülkenin en önemli toplumsal mücadelelerinden birine dönüştü.

Paris çevresinde başlayan okul işgalleri ve blokajlar ülkenin farklı kentlerine yayılırken öğrenciler daha fazla öğretmen ve eğitim emekçisi istihdam edilmesini, sınıflardaki öğrenci sayısının azaltılmasını, bakımsız okul binalarının yenilenmesini ve eğitime daha fazla kamu kaynağı ayrılmasını talep ediyor.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray’in 4 Ekim’de yaptığı açıklamaya göre pazartesi günü 400 ila 500 lisede dersler tamamen ya da kısmen durdurulacak. Geffray, protestolar sırasında 24 okulun yakıldığını veya ağır biçimde tahrip edildiğini, 78 eğitim çalışanının ise yaralandığını açıkladı.

Ancak hükümetin giderek “şiddet” ve “kamu düzeni” başlıklarına sıkıştırdığı tartışmanın gerisinde çok daha kapsamlı bir eğitim krizi bulunuyor.

Öğrenciler soruyor: Öğretmen yoksa eğitim nasıl olacak?

Eylemlerin temel talepleri, Fransa eğitim sisteminde yıllardır biriken sorunları açığa çıkarıyor.

Öğrenciler derslere öğretmen gelmemesinden, boş kalan kadrolardan, kalabalık sınıflardan, yıpranmış ve kimi zaman temel ihtiyaçlara dahi cevap vermeyen okul binalarından şikâyet ediyor. Üniversiteye geçiş sistemi Parcoursup’un yarattığı rekabet ve gelecek kaygısı ile uzun ders programları da protestoların diğer önemli başlıkları arasında.

Özellikle Paris’in emekçi ve göçmen nüfusun yoğun yaşadığı banliyölerinde öğrenciler, merkezdeki daha varlıklı bölgelerle kendi okulları arasındaki imkân farkına dikkat çekiyor.

Reuters’ın görüştüğü öğrenciler, öğretmen eksikliği nedeniyle bazı dersleri gerektiği gibi alamadan sınavlara hazırlanmak zorunda kaldıklarını anlatırken protestoların sınıfsal eşitsizlik meselesi olduğunu açıkça dile getiriyor. Hareketin ülke genelinde 1.200’den fazla okula kadar yayıldığı bildiriliyor.

Başka bir ifadeyle liselilerin öfkesi yalnızca birkaç okulun teknik sorunlarından değil, kamu eğitiminde giderek belirginleşen eşitsizlikten besleniyor.

Hükümet talepler yerine “güvenliği” öne çıkarıyor

Macron yönetiminin protestolara verdiği yanıt ise giderek daha fazla polisiye tedbir üzerinden şekilleniyor.

Eylemlerin yayılmasıyla birlikte çevik kuvvet birlikleri lise önlerine konuşlandırıldı, binlerce kişi gözaltına alındı. Son verilere göre protestolar kapsamında yaklaşık 5 bin kişi gözaltına alınırken bunların önemli bölümünün reşit olmayan öğrenciler olduğu bildiriliyor. Polis müdahalelerinde öğrencilerin yaralanmasına ilişkin görüntüler de Fransa’da tartışma yarattı.

İnsan hakları örgütleri ve öğrenci hareketleri polisin güç kullanımını eleştirirken hükümet ise protestoların “aşırı sol gruplar tarafından ele geçirildiğini” ileri sürüyor.

Eğitim Bakanı Geffray protestoların başlangıçtaki kimi taleplerinin “meşru” olduğunu kabul etmesine karşın, son günlerde hareketi şiddet olayları ve “ultra-sol militanlar” üzerinden tanımlamaya başladı.

Bu söylem öğrencilerin ve sendikaların tepkisini çekiyor. Çünkü liselilere göre hükümet, hareketin neden ortaya çıktığını tartışmak yerine yaşanan münferit şiddet olaylarını bütün öğrenci hareketinin üzerine yıkmaya çalışıyor.

Eğitimde eşitsizliğin sınıfsal yüzü

Fransa’daki hareketi dikkat çekici hale getiren bir başka nokta da protestoların en güçlü biçimde emekçi mahallelerde ortaya çıkması.

Paris’in Seine-Saint-Denis gibi işçi sınıfının ve göçmenlerin yoğun yaşadığı bölgelerinde eğitim kurumlarının uzun süredir personel ve altyapı sorunları yaşadığı biliniyor.

Öğrenciler, Paris’in varlıklı bölgelerinde bulunan okullarla banliyölerdeki eğitim kurumları arasında öğretmen sayısından fiziki koşullara kadar ciddi farklar bulunduğunu söylüyor. Le Monde’a konuşan öğrenciler de hareketin merkezine “eşit eğitim” talebini koyuyor ve kendi okullarındaki koşulların daha ayrıcalıklı bölgelerde kabul edilmeyeceğini vurguluyor.

Bu nedenle liselerdeki eylemleri yalnızca bir “gençlik taşkınlığı” olarak görmek, protestoların toplumsal temelini gözden kaçırıyor.

Ortada kamu hizmetlerinin nasıl ve kimin için örgütleneceğine ilişkin doğrudan politik bir sorun bulunuyor: Devlet bütçe disiplinini ve mali kısıtlamaları öne çıkarırken öğrenciler kamusal eğitime daha fazla kaynak aktarılmasını talep ediyor.

Bütçe tercihi tartışmanın merkezinde

Protestolar, Fransa’nın 2027 bütçesine ilişkin tartışmalarla da kesişiyor.

Reuters’a göre hükümetin eğitim bütçesinde öngördüğü yaklaşık yüzde 1,7’lik artış enflasyonun altında kalırken öğretmen açığı ve altyapı sorunları devam ediyor. Aynı dönemde devlet borcunun faiz maliyetlerinin kamu bütçesi üzerindeki ağırlığının artması, hükümetin öncelikleri üzerine tartışmayı büyütüyor.

Liselilerin talepleri de tam bu noktaya işaret ediyor: Eğitimde yaşanan sorunların çözümü yalnızca yönetimsel düzenlemelerle değil, daha fazla kamu kaynağı ve personel istihdamıyla mümkün.

Bu nedenle sokaktaki soru basit: Kaynak yok mu, yoksa kaynak eğitime mi ayrılmıyor?

Öğretmenler ve sendikalar da harekete katılıyor

Lise hareketi giderek yalnızca öğrencilerin mücadelesi olmaktan da çıkıyor.

Öğretmen sendikaları öğrencilerin eğitim koşullarına ilişkin taleplerinin önemli bölümüne destek verirken, yeni grev ve gösteri çağrıları yapılıyor. CGT’nin de emekçileri yaklaşan kitlesel eylemlere katılmaya çağırması, hareketin eğitim alanının dışına taşma potansiyelini güçlendiriyor.

Öğrenci temsilcileri ise hükümetle yapılan görüşmelerden somut bir sonuç çıkmadığını belirterek eylemlerin devam edeceğini duyurdu.

Salı günü ülke çapında yeni bir mobilizasyon planlanıyor.

Sorun “düzen” değil, nasıl bir eğitim sistemi istendiği

Okullarda yaşanan kundaklama ve saldırılar elbette hareket içindeki öğrencilerin eğitim taleplerinin yerine geçirilemez. Öğrenci örgütleri içinde de bu yöntemlere yönelik eleştiriler bulunuyor.

Ancak hükümetin bütün hareketi güvenlik meselesine indirgemesi, protestoları doğuran asıl soruları ortadan kaldırmıyor.

Öğretmeni bulunmayan sınıflar, değiştirilmediği için aylarca boş geçen dersler, kalabalık sınıflar, yıpranan okul binaları ve eğitim olanakları bakımından giderek açılan sınıfsal makas ortada duruyor.

Fransa’daki liselilerin mücadelesi bu nedenle yalnızca daha iyi birkaç okul talebinden ibaret değil.

Gençler kamusal eğitimin piyasacı ve kemer sıkmacı politikalar karşısında geri plana itilmesine itiraz ediyor; nitelikli eğitimin bir ayrıcalık değil, herkes için kamusal bir hak olması gerektiğini söylüyor.

Hükümet protestoları polis barikatlarıyla kontrol altına almaya çalışırken öğrencilerin ortaya koyduğu temel soru yanıt beklemeye devam ediyor:

Fransa’nın kaynakları varsa, neden devlet okullarında öğretmen ve personel yok?