8 Mayıs: Faşizme Karşı Zafer ve Halkların Direniş Günü – Kolektif Mücadele Platformu

featured
0
Paylaş

Bundan 81 yıl önce, Sovyet Kızıl Ordusu Berlin’e girerek Adolf Hitler faşizminin tabutuna son çiviyi çaktı. Avrupa cephesinde savaşın sona erişi yalnızca bir askeri yenilgi değil; insanlığı karanlığa sürüklemek isteyen faşist barbarlığa karşı dünya halklarının kazandığı tarihsel bir zaferdi.

Berlin sokaklarına kadar uzanan mücadelede milyonlarca Sovyet işçisi, köylüsü, komünisti ve yurtseveri yaşamını yitirdi. Leningrad kuşatmasında açlığa direnen halklar, partizan savaşçılar, fabrikalarda gece gündüz üretim yapan emekçiler ve cephede savaşan Kızıl Ordu askerleri yalnızca Sovyet topraklarını değil, insanlığın geleceğini savundu. Reichstag’a çekilen kızıl bayrak, faşizmin yenilgisinin ve sosyalizmin tarih sahnesindeki büyük gücünün simgesi oldu.

8 Mayıs zaferi dünya halklarına umut verdi. Doğu Avrupa’da halk demokrasileri kuruldu; Asya’dan Afrika’ya, Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya kadar sömürge halkları ayağa kalktı. Çin, Vietnam, Küba ve dünyanın dört bir yanında yükselen ulusal kurtuluş mücadeleleri emperyalizme ve sömürgeciliğe meydan okudu. İşçi sınıfı sendikal haklar kazandı, halklar özgürlük ve eşitlik talepleriyle sokakları doldurdu. 20. yüzyıl, ezilenlerin ayağa kalktığı, devrimlerin ve halk direnişlerinin yüzyılı oldu.

Ancak emperyalizm ve kapitalizm yenilgiyi hiçbir zaman kabul etmedi. Sosyalizmin çözülüşüyle birlikte dünya halklarının tarihsel kazanımlarına yönelik büyük bir saldırı başlatıldı. Özelleştirmeler, neoliberal politikalar, savaş ekonomileri ve ağır sömürü koşulları işçi sınıfının üzerine yıkıldı. Emperyalist tekeller enerji kaynakları, pazarlar ve jeopolitik hâkimiyet uğruna dünyayı yeniden paylaşma kavgasına girişti.

Bugün ise dünya yeni bir karanlık dönemin içine sürüklenmektedir. Emperyalist-kapitalist sistem, derinleşen krizlerini aşmak için halklara daha fazla yoksulluk, baskı ve savaş dayatmaktadır. Dünyanın dört bir yanında faşist, ırkçı ve şoven hareketler bilinçli biçimde büyütülmekte; göçmen düşmanlığı, militarizm ve halklar arasındaki düşmanlık körüklenmektedir. Emperyalist devletler ve uluslararası tekeller, kendi çıkarlarını koruyabilmek için baskı rejimleri kurarken demokratik hak ve özgürlükleri birer birer gasp etmektedir.

Ortadoğu’dan Avrupa’ya, Latin Amerika’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada savaş politikaları egemen hale getiriliyor. İsrail–Hamas Savaşı kapsamında Gazze’de süren yıkım, Rusya–Ukrayna Savaşı ile derinleşen paylaşım kavgası ve dünyanın birçok bölgesinde yükselen otoriter yönetimler insanlığı yeni felaketlerin eşiğine sürüklüyor. Kapitalizm krizlerini aşamadıkça, egemen sınıflar çözümü daha fazla sömürüde, daha fazla savaşta ve daha fazla faşist baskıda arıyor.

İşçi sınıfı, emekçiler, kadınlar, gençler ve ezilen halklar bu saldırı dalgasının doğrudan hedefi haline getiriliyor. Sendikal haklar gasp ediliyor, grevler yasaklanıyor, muhalif sesler susturuluyor, halkların özgürlük talepleri baskıyla bastırılmak isteniyor. Faşizm bugün yalnızca geçmişin bir hatırası değil; sermaye düzeninin kriz anlarında başvurduğu en saldırgan yönetim biçimi olarak yeniden örgütleniyor.

Türkiye’de de emekçiler ağır bir yoksulluk ve baskı rejimi altında yaşamaya zorlanıyor. İşçi sınıfının alın teri sermayeye aktarılırken, grevler yasaklanıyor, demokratik hak talepleri bastırılıyor, halkların eşitlik ve özgürlük mücadelesi kriminalize ediliyor. Ancak tarih göstermiştir ki faşizm yenilmez değildir. Hitler’in orduları nasıl yenildiyse, bugün halk düşmanı sömürü düzenleri de işçilerin, emekçilerin ve ezilen halkların ortak mücadelesiyle yenilecektir.

8 Mayıs yalnızca geçmişin anısı değildir. 8 Mayıs; faşizme, emperyalizme, sömürüye ve gerici savaşlara karşı mücadeleyi büyütme çağrısıdır. Bugün görev; halkların kardeşliğini savunmak, işçi sınıfının birliğini büyütmek ve faşizmin her türüne karşı örgütlü mücadeleyi yükseltmektir.

Yaşasın 8 Mayıs Faşizme Karşı Zafer Günü!
Yaşasın halkların enternasyonal dayanışması!
Faşizm yenilecek, halklar kazanacak!